Sözcü Plus Giriş

2009 yılının Aralık ayında İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü tüm okul öğrencileri arasında, ‘'İstiklal Marşını Ezbere Okuma'' yarışması düzenlendi. Yarışmaya yüzlerce öğrenci katıldı, elemelerin ardından final günü geldi. 11 yaşında bir kız çocuğu sahneye çıktı, İstiklal Marşının 10 kıtasını birden, tavır, mimik ve vücut hareketlerini de katarak soluksuz biçimde ezbere ve de ağlayarak okudu.

Salonda bulunanları da ağlatan bu küçük kızın adı Marina Sözde idi… 1998 yılında Gökçeada'da Rum kökenli bir ailenin kızı olarak doğmuş, ailesiyle birlikte 6 yaşında İstanbul'a gelmişti. Özel Zapyon Rum İlköğretim Okulunda okurken büyük bir istekle yarışmaya katıldı. Kendisinden küçük, büyük yüzlerce öğrenciyi geride bırakarak, tartışmasız biçimde birinci seçildi. Salonda bulunan dönemin Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'yu da gözyaşlarına boğdu.

O gece tüm TV kanallarında Rum asıllı Türk kızı Marina vardı. Kameralar Marina'yı ve gözlerinden akan yaşları yansıtırken, o da ekranlarda çınlayan sesi ile tüm Türkiye'yi gözyaşlarına boğdu. Ertesi günkü gazeteler Marina haberlerine, ‘'Helal Olsun'' başlığı ile yer veriyordu. Marina da, her yıl Mehmet Akif Ersoy'u anma törenlerinde yine sahneye çıkıp İstiklal Marşının 10 kıtasını birden soluksuz okumaya, ağlamaya ve ağlatmaya devam etti…

O KIZ BÜYÜDÜ

Aradan 11 yıl geçti ve o küçük kız büyüdü. Bugün 22 yaşında olan ve İstanbul'da ailesiyle birlikte yaşayan Marina, üniversiteyi de bitirip fizyoterapist oldu. Aynı zamanda mezun olduğu Özel Zapyon Rum İlköğretim Okulu Müdürünün de asistanı olarak görev yapıyor. Marina, 11 yıl önce yaşadıklarını, duygularını ve bugünkü hayatını SÖZCÜ HaftaSonu'na anlattı:

VATAN SEVGİSİ: 10 Temmuz 1998’de Çanakkale’de doğdum. 6 yaşıma kadar Gökçeada merkezde ve Bademli köyünde annem, kardeşim Adriano ve anneannem ile birlikte yaşadım. Daha sonra eğitimim için İstanbul'a taşındık. O dönem Gökçeada'daki Rum Okulları kapanmıştı ve ilkokulu İstanbul'da okumak zorundaydım. Ben sevgi dolu bir ailede büyüdüm. Annem bana adaleti, eşitliği, merhameti, vatan sevgisini, kardeşliği ve dostluğun ne denli önemli olduğunu öğretti. O açıdan çok şanslıydım.  Annem ev hanımı, büyük kardeşim Adriano Yunanistan’da Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulunda okuyor. Küçük kardeşim Niko ise, Zapyon Rum lisesinde öğrenci.


GÖKÇEADA'DA HUZUR VAR:
Çocukluğumda Gökçeada'da çok güzel günler geçirdim. Huzur verici bir yer. Buranın farklı bir havası var. Gökçeada'ya gelen biri, adayı ya çok sever ya da hiç sevmeyebilir. Bizim köyümüzde kalan Rumlar ve Türkler gayet barışçıl, saygı içinde hep beraber yaşıyor. Gökçeada'da hem Türk hem de Rum asıllı çok arkadaşım oldu. Ben iki kültür ve iki dil ile büyüdüm. Şimdi de kendimiz gibi hümanist insanlarla saygı ve sevgi çerçevesinde çok güzel dostluklarımız var. Her konuda fikir alışverişlerimiz oluyor, fanatik insanları ise hayatımıza sokmuyoruz.

ARTIK FİZYOTERAPİST: İstanbul’a taşındığımız zaman da çok mutluydum. Kalabalık bir şehre gelmiştik ve orada daha fazla arkadaşım olacaktı. İstanbul'a taşındıktan 2 sene sonra da kardeşim Niko dünyaya geldi. İlkokul ortaokul ve lise yıllarım Özel Zapyon Rum okulunda geçti. Çok güzel bir öğencilik hayatı yaşadım. Liseyi tamamladıktan sonra da, Avrupa Meslek Yüksekokulu’nda okudum ve 2 yıllık fizik tedavi bölümünden fizyoterapist olarak mezun oldum.

İSTİKLAL MARŞI: 2009 yılında İstiklal Marşını en iyi okuma yarışmasına, okulumuzun Müdür Başyardımcısı Muazzez İlter'in teşviki ile katıldım. Bana 4 senedir bu yarışmaya katılmam konusunda ısrarcı oluyordu. 6. sınıfa geçince katılma kararı aldım. İstiklal Marşının büyük bölümünü zaten ezbere biliyordum. Yarışmaya katılma kararı alınca tekrar çalıştım ve 10 kıtayı tümüyle ezberlemem, hatasız biçimde okumam yaklaşık 20 günümü aldı. Beni Türkçe öğretmenim Damla Ölmez çalıştırdı, arkadaşlarım destek oldu. Evde de günlerce annemle çalıştık.

DÜNDAR VE GEZEN: Yarışmaya hazırlanırken birinci seçileceğim aklımdan hiç geçmiyordu. Bu yarışmaya çok fazla öğrenci katıldı. Birinci olduğumu öğrendiğimde de çok mutlu oldum. Arkadaşlarım öğretmenlerim, ailem herkes benimle gurur duydu. Patrik Bartholomeos da beni tebrik etti. Yarışmada birinci olduğum dönemde Uğur Dündar Star TV’de ana haber bültenini sunuyordu. Annemi canlı yayına davet etti. O gece sanatçı Müjdat Gezen ile de canlı telefon bağlantısı kuruldu. Bu yayın, benim ve kardeşim Adriano’nun Müjdat Gezen Sanat Merkezinde burs kazanmamıza vesile oldu. Şimdi hayatım İstanbul'da devam ediyor. Şarkı söylemeyi, gitar çalmayı, seyahat etmeyi de çok seviyorum.