Kurtuluş Savaşı’nın en sıcak günleriydi. Atatürk telgrafın başındaydı, çok önemli bir telgraf yazdırdı: Cepheye ivedilikle ve hızla en kısa sürede sevkiyat yapılması lazım.

Telgrafı alan hiç düşünmeden yanıt verdi: Raylar üzerinde 40 kilometreden daha hızlı gidilmeyecek ve işime kimse karışmayacak!

Az sonra Atatürk’ün telgrafı geldi: Peki Behiç, sen bilirsin!

Mustafa Kemal’e ‘işime kimse karışmayacak’ diyen kişi, her koşulda kendi kararını verebilen, bağımsız fikirli anlamına gelen Erkin soyadını bizzat Atatürk’ün verdiği Behiç Erkin’di.

Sevkiyat başarılarıyla Çanakkale Zaferi’nin mimarlarından, Kurtuluş’un efsanelerinden, ölünceye kadar Atatürk’ün dostu, demiryollarımızın babası, TCDD’nin ilk Genel Müdürü, İstiklal Madalyalı kahraman, MİT fikrinin babası, binlerce Yahudiyi Nazi zulmünden ay yıldızlı vagonlarla hem de Almanya’nın göbeğinden geçirerek Türkiye’ye kaçıran müthiş Türk.

Behiç Erkin’den ciltlerce roman, sayısız film çıkar ama bugün konu o değil. Atatürk’ün isteği üzerine yaşama geçirdiği bir Cumhuriyet kazanımı...

Sıhhiye İmdat Vagonu, halkın verdiği isimle Doktor Vagonu!

O dönemde yapamadığımız için ilki 1927 yılında Almanlar’a sipariş edildi. Kısa süre sonra Doktor Vagonu sayısı 19’a çıktı...

Gece gündüz demeden demir ağlarla örülürken memleket fedakarca çalışanlar yaralandığında, hastalandığında sağlık hizmeti verildi vagonlarda. İçinde tam teşekküllü ameliyathane, 8 yataklı revir, hasta bakıcı bölümü, doktor odaları, muayene bölümleri ve eczane vardı!

Sadece demiryolu çalışanları ile ailelerine mi hizmet veriliyordu?

Hayır...

Rayların gittiği her karış vatan toprağında, kasabalarda, nahiyelerde, köylerde yaşayanlara da sağlık götürülüyordu, hem de ücretsiz!

O vagonlardaki sağlık ekipleri sadece muayene, ameliyat, ilaç yapmakla yetinmiyordu. Başkaca görevleri de vardı. Bulundukları gar ve çevresinin temizliği, kahve, bakkal gibi yerlerde sağlıklı ürün satılıp satılmadığı, halk sağlığı denetimlerini de üstlenmişlerdi. Gittikleri bölgeye örnek oluyorlardı ayrıca.

Sağlık ocağının raylar üzerinde gideniydi bir nevi. 1980 yılına dek hizmet verdiler.

21. Yüzyılda depremde yıkılan kentlerimizde hala çadırlara mahkum insanlar varken 1939 Erzincan depremine koşmuştu Doktor Vagonları... TIME Dergisi muhabiri 1930 yılında vagonun içindeki bir ameliyatı görüntüleyip dünyaya servis etmişti.

Bilmiyordunuz, bilenlerimiz de unutmuştu değil mi?

Allah’tan İzmir Kent Gözlemcisi Orhan Beşikçi, Atilla Özdemir ve Zafer Gazi Tunalı bir gün Basmane’de buluşup, birlikte kahve içtiler de unutulan Cumhuriyet kazanımı hatırlandı!

Ve elde kalan sonuncusu Banaz Uşak arasındaki Oturak Tren İstasyonu’nda ray dışında, tıpkı Türkiye gibi neyi var neyi yok aşırılmış ve perişan halde bulundu.

Sonra, herkes elini taşın altına koydu. Aylar süren çalışmaların ardından aslına uygun restore edilerek Müze Doktor Vagonu olarak ziyarete açıldı. İzmirliler gitti mi bilmiyorum, yolunuz düşerse Basmane Garı’nda sizi bekliyor.

Vagonun günümüze kazandırılmasında önemli rol üstlenen ve ne kadar teşekkür edilse az gelecek iki kahraman, Atilla Özdemir ve Zafer Gazi Tunalı baştan sona foto belgesel yaptı aşamaları. 2018’de emekleri karşılığını buldu, Tarihe Saygı Ödülü aldılar.

Güzel, göz yaşartıcı da Sıhhiye İmdat Vagonu’nu durduk yere niye yazdım?

Hani bunlar her fırsatta Cumhuriyet döneminde yapılmadık işler becerdik, hayaldi gerçek oldu falan deyip sallıyorlar ya... İşte o yüzden, hayal bile edemeyecekleri bir şey olduğu için yazdım...

Yazdım çünkü AKP iktidarı yapım ve işletim dahil tüm masraflarını kuruşuna kadar ödediğimiz, ödemekle kalmayıp verilen hasta garantileri bile cebimizden çıkan, yıllardır tıkır tıkır çalışan hastanelerimizin sağlık personelini de dağıtarak kurulan, millete ait olduğu söylenen ama milletin olmayan şehir hastanelerini Araplar’a satma kararı aldı!

Yakışır...

Milletin ayağına doktor gönderecek, ta 97 yıl öncesinde olduğu gibi ‘imdat diyene’ ücretsiz hizmet verecek, ilaç verecek mucize gibi Sıhhıye İmdat Vagonu yapacak değiller ya. En iyi bildikleri şeyi yapacaklar, satacaklar!