Türkiye'deki varlıkların yönetimi ve yeni varlıkların Türkiye'ye yönlendirilmesi hedefiyle kurulan Türkiye Varlık Fonu (TVF) yönetiminde yer alan Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, milyarlarca dolarlık yeni yatırımı için Cezayir'i seçti. 

Tosyalı Holding'in Cezayir'de yapımına devam ettiği 2,5 milyar dolarlık yeni tesis yatırımıyla sıvı çelik üretim kapasitesini 3 milyon ton daha artırmayı hedeflediği öğrenilirken, yatırımın Türkiye yerine yurt dışına yönlendirilmesi sosyal medyada tepki topladı. 



Haber Hürriyeti'nden Özlem Ermiş Beyhan'ın haberine göre İlk aşamada 2,5 milyar dolar yatırılacak tesisin üretim kapasitesinin 700 bin tonluk bölümü doğrudan otomotiv sektörü için çelik üretimine ayrılacak.

VERGİSİNİ CEZAYİR'E ÖDEYECEK

Cezayir'de üretilen yüksek kaliteli otomotiv çeliği, 2026'nın üçüncü çeyreğinden itibaren dünyaca ünlü markalara satılmaya başlanacak. Bu tesis aynı zamanda petrol ve doğal gaz boruları için de ham madde üretecek. 

Tesiste yapılacak üretimin ardından birçok ülkeye gerçekleştirilecek ihracatın vergisi ise Cezayir hükümetine ödenecek. Ayrıca tesiste binlerce Cezayirli çalışan bulundurulacak. 

'İTHALAT BİR ZEHİRDİR'

Cezayir yatırımı tamamlandığında Tosyalı ucuz enerji fiyatları ile cazibesini artıran bu ülkede yıllık 9.5 milyon tonluk üretime ulaşacak. Böylece Türkiye’deki 7 milyon tonluk üretim geride kalacak. Tosyalı’nın yeni yatırım sonrası Cezayir’deki istihdam sayısının da 6 bini bularak Türkiye’deki 4 bin kişilik istihdamı geride bırakacağı hesaplanıyor.

İspanya ve Libya’da da üretimi bulunan Tosyalı bugün dünyanın en büyük çelik üreticileri arasına girmiş durumda. Ama Türkiye’den çıkan dev bir şirket bile Türkiye’de yatırımı tercih etmiyor.

 Tosyalı, basına yaptığı açıklamalarda neden Türkiye’de değil de Cezayir’de yatırıma gittiğini açıklarken, Türkiye’nin yatırım çekememe nedenini ortaya koyuyor:

“Türkiye, Uzak Doğu’dan gelen dampingli ürünlerin baskısı altında. Bunu ne yeterince anlatabiliyoruz ne de önleyebiliyoruz. Böyle bir ortamda yeni yatırım düşünmek bugün için kolay değil. Türkiye’de kapasite kullanım oranları yüzde 85’lerden yüzde 60’lara düştü. İthalat kontrolsüz yapıldığında sanayi için zehirdir; Avrupa ve Amerika ne yapıyorsa biz de onu yapmalıyız. Korumacılığa geçmek lazım. Çelik endüstrisi olmayan bir ülkenin bağımsızlığından söz edilemez. Bu nedenle sektörün kapasitesini ve kabiliyetini korumak zorundayız. Bizim Çinli yatırımcıya da, Çin ürününe de ihtiyacımız yok. Türkiye’nin bu ‘ithalata dayalı ihracat’ yapısından bir an önce kurtulması şart.”