Reklamsız Sözcü

Kadınlarda daha çok görülüyor

Uzmanlar kadınlarda daha sık görülen varislerin çözüm yollarının olduğunu ifade etti .

11:541 Kasım 2014
Kadınlarda daha çok görülüyor
Uzmanlar kadınlarda daha sık görülen varislerin çözüm yollarının olduğunu ifade etti .


Amerika’da Girişimsel Radyoloji ve Nöroradyoloji alanlarında çalışan Doç. Dr. Başar Sarıkaya, sık karşılaşılan bir sağlık sorunu olan bacak varislerinin girişimsel radyoloji çözümleri ile ilgili bilgi verdi:

“Varis sözcüğü vücudumuzdaki toplardamarların genişlemesi ve kıvrıntılı hale gelmesini tanımlar. Atardamarların aksine ince ve elastik bir duvara sahip olan toplardamarlar, içlerinde basınç arttıkça genişler ve normal yapılarını kaybederek önce kıvrıntılı hale gelirler, daha sonra da içi kan dolu küçük kesecikler halini alırlar.

Bu değişiklikler ciltte olduğu zaman dışarıdan çok net belli olan yapılar halinde izlenirken, cilt altındaki varisler ise ele gelen şişlikler şeklinde farkedilebilir. Varisler vücudun değişik bölgelerindeki toplardamarlarda görülebilir. Ama varis denilince en sık bacaklardaki varisler kastedilir.”

KADINLARDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR

Bacak varislerinin toplumda sık görüldüğüne dikkat çeken Doç. Dr. Sarıkaya, “Neredeyse her iki kişiden birinde ince kılcal toplardamar genişlemeleri görülürken; beş kişiden birinde ise büyük varisler saptanabilir. Varis oluşumu tam olarak bilinmemekle birlikte kalıtımsal faktörler ve kadınlarda daha sık görüldüğü için hormal sebeplerden şüphenilmektedir.

Obezite, çok sayıda gebelik öyküsü, menopoz, ileri yaş, geçmişte geçirilmiş bacak travmaları ve karıniçi basınç artışları diğer risk faktörleri arasında sayılabilir. Zamanının çoğunu ayakta geçiren öğretmenlik gibi mesleklerdeki kişiler de ayrıca varis gelişimi için riskli gruptadır.” dedi.

Doç. Dr. Sarıkaya varis ile ilgili tedavi yöntemlerinden de bahsederken, “Toplardamarlarda “valv” adını verdiğimiz tek yönlü çalışan kapakçıklar kanın yukarı doğru yani kalbe doğru akışına izin verirken, geriye doğru kaçışına ise engellerler. Bazı durumlarda bu kapakçıklar tam olarak işlev göremezler veya -yüksek bir basınca karşı- görevlerini tam olarak ifa edemezler. Bu hallerde söz konusu toplardamar kaçağa bağlı olarak sürekli genişler ve bu durum o kapakçığın veya daha altındaki kapaçıkların daha da bozulmasına sebep olduğundan bir kısır döngü oluşur. Bu durumda uygulanması gereken tedavi kaçak olan toplardamarın ortadan kaldırılmasıdır. Bacaklardaki kan taşıma görevinin büyük kısmını derin toplardamarlar tarafından sağlandığı için bu şekilde bozulmuş bir yüzeysel damar feda edilebilir.

Bugün için skleroterapi adını verdiğimiz toplardamarları büzüştürücü ilaçlar küçük ve orta boy varislerin tedavisinde kullanılırken, büyük varislerde damar içi termal ablasyon yöntemleri adını verdiğimiz lazer veya radyofrekans ablasyon yöntemi tercih edilen tedavi yöntemleridir. Bu yöntemler bugün itibariyle diğer cerrahi yöntemlerin yerini büyük ölçüde almıştır.” şeklinde konuştu.

GÖRÜNTÜLEME, TEDAVİNİN PLANLANMASI İÇİN ÖNEMLİ

Varis hastalıklarında tedavinin planlanmasında en önemli araçlardan birinin görüntüleme olduğunu belirten Doç. Dr. Sarıkaya, “Bugün artık “Renkli Doppler Ultrasonografi” dediğimiz damar ultrason yöntemi tanıda vazgeçilmez hale gelmiştir. Venöz haritalama adını verdiğimiz ayrıntılı Doppler görüntülemesi, bacaktaki tüm sorunlu damarları ortaya koymaya yarar. Toplardamar anatomisi ve hastalıkları konusunda deneyimli bir radyoloji uzmanının gerçekleştireceği bu inceleme mutlaka hasta yatarken ve ayakta tekrarlanmalıdır ve bu nedenle oldukça zaman alır.

Varis hastalığının görüntüleme kılavuzluğundaki yukarıda anlatılan minimal invaziv tedavilerde girişimsel radyoloji öncülük etmektedir. Bugün için pek çok merkezde kalp ve damar hastalıkları cerrahisi uzmanları da bu tedavileri uygulayabilir hale gelmişlerdir. Ancak özellikle tedavi öncesindeki renki Doppler haritalamayı da bizzat gerçekleştirebilecek olan bir girişimsel radyologun biraz daha avantajlı olabileceği söylenebilir. Ancak söz konusu branşlar birbirine alternatif değil, çoğu zaman tamamlayıcı ve destekleyici olarak düşünülmelidir.

Termal ablasyon (lazer veya radyofrekans ablasyon) veya skleroterapi genellikle günübirlik gerçekleştirilir ve hasta aynı gün içinde eve gönderilir.

Tümesan anestezi adı verilen özel bir lokal anestezi yöntemi ise termal ablasyon işlemlerinin hem mümkün olduğunca ağrısız hem de güvenli olarak gerçekleştirilebilmesini sağlar. Hastanın 1 saat içinde ayağa kalkıp hareket etmesi ve işlemi takip eden günlerde de en az 1-2 saat yürümesi önerilmektedir. İşlemden sonra iki hafta boyunca basınçlı varis çorabı giyilmesi birtakım şikayetlerin görülme ihtimalini azaltır. Hastaların koşma, zıplama, ağırlık kaldırma gibi efor gerektiren hareketlerden en az 1 hafta uzak kalmaları önerilir. Bu süre zarfında ağrı hissetmeleri halinde çeşitli ağrı kesiciler kullanılır.” dedi.

 

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp