Sözcü Plus Giriş
EMİN ÇÖLAŞAN

Ne günlere kaldık ey Gazi Hünkar!..

24 Şubat 2015

Sevgili okuyucularım, uluslararası anlaşmalar uyarınca yurt dışında bir tek toprağımız vardı:
O da Suriye'deki Süleyman Şah Türbesi ve çevresindeki birkaç karışlık Türkiye Cumhuriyeti toprağı…
Bilemiyorum herhalde birkaç dönümlük toprak parçasıydı. Şimdi o alanı henüz kim olduğu belli olmayan birilerine terk edip çekildik. Orası artık bizim değil. Türbenin olduğu yer yakın gelecekte Suriye, IŞİD veya PKK'nın eline geçmiş olacak.
Şimdi bu iktidar tarafından çıkarılmış olan Türk Ceza Kanunu'nu açıp 302. maddesini özetleyelim:
“Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya…. devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir fiil işleyen kimse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”

* * *

Hiç kimse kıvırtmaya kalkışmasın. Son olay açısından bakıldığında madde gayet açık.
Süleyman Şah Türbesi bizim yurt dışındaki tek toprağımız mıydı?
Evet.
Orası devlete, Türk Milleti'ne ve Türkiye Cumhuriyeti'ne mi aitti?
Evet.
Türbe bugün itibarıyla bizim mi?
Hayır, geri çekildik. Türk Bayrağı'nı indirdik, orasını yabancı güçlere bırakıp Türkiye'ye dönüş yaptık.
Yani orası kanunda belirtildiği gibi devlet idaresinden ayrıldı mı?
Ne yazık ki evet!.. Bizim mülkümüz olan, askerimizin beklediği devlet toprağını kendi ellerimizle başkalarına bırakıp geldik.
Kimin eline bıraktık?
Orası henüz belli değil.
O halde, bu durumu yaratanların ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanmaları
gerekir mi?
Bence suç açıktır, yargılanmaları gerekir.
Şimdi diyeceklerdir ki “Gerçi biz türbenin vatan toprağını devlet idaresinden ayırdık ama sınırımızda yeni bir arazi parçasına el koyduk. Dolayısıyla TCK'nın bu maddesi kapsamına girmeyiz!”
Hukukçu değilim ama kanunları okuyup anlayacak kadar Türkçe ve hukuk bilgisine sahibim.
Yine de olayı hukukçuların tartışmasına açıyorum.

* * *

Sevgili okuyucularım, söz konusu türbe Türkiye sınırına sadece 30 kilometre uzaklıkta. Karşımızda bir düşman güç yoktu. Oraya binbir tantanayla girdiler, poz poz fotoğraflarla adeta “Zafer (!)” kutladılar.
Ahmet, Necdet Bey vesaire “Savaşı (!)” özel harekat merkezinden yönetmişler, Tayyip de “Başkomutan (!)” sıfatıyla olayı baştan sona sevk ve idare etmiş.
Helal olsun, başkomutan dediğin işte böyle olmalı!
Bunun bile propagandasını yapmaktan utanmadılar ki, 30 kilometrelik mesafede karşında düşman güçleri yok. Bir tek mermi bile atmadan hedefe ulaşıyorsun…
Meğer orada 38 askerimiz varmış, onları kurtarmak için operasyon düzenlemişler.
Zamanlama derseniz yine çok manidar!.. Tam da faşist iç güvenlik yasa tasarısı Meclis'te kavga gürültü görüşülmekte iken!..
Dikkatleri başka yere çekmek için.

* * *

Türbeyi bekleyen 38 askerimiz meğer rehinmiş! Onları kim rehin almış, meçhul! Doğrusunu isterseniz biz bunu bilmiyorduk. Yine gizlenmişti.
Türk Milleti bunu bilmiyordu ama bilenler vardı. Kim mi?
PKK!
Terör örgütünün Suriye kolu olan YPG veya PYD'ye (hangi ismini kullanırsanız kullanın) bu operasyon önceden haber verilmiş.
Örgüt açıklama yaptı:
“Bu operasyon YPG komutanlığımızın bilgisi dahilinde ve YPG güçlerimizin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Türk Devleti'nin talebini değerlendiren komutanlığımız operasyonda bir sakınca görmemiş ve onay vermiş, 300 silahlı örgüt mensubu koridor oluşturmuştur.”
Terör örgütü tarafından yapılan bu açıklamanın her satırı Türkiye Cumhuriyeti'ne hakaret içeriyor.
Demek ki örgütün bilgisi dahilinde, silahlı güçlerinin katılımıyla yapılan operasyonda bir sakınca görmemişler!..

* * *

Dahası da var!..Terör örgütünün Suriye yetkilisi olan Enver Müslim geçen hafta AKP hükümeti tarafından Türkiye'ye davet edildi.
Çarşamba günü Türkiye'ye giriş yapan terörist, perşembe günü Ankara'ya gelip bizim en üst düzey yetkililerle uzun uzun görüştü. Kendisine şunlar söylendi:
“Enver, biz türbe için iki gün sonra Suriye'ye asker sokacağız. Aman karşı çıkmayın. Tam tersine sizin örgütten destek bekliyoruz…”
Devletin nasıl küçük düştüğünü, kimlerin yardımına muhtaç olduğunu şu olaylar size herhalde yeterince anlatmaktadır.
Türk Milleti olacaklardan haberdar değildi ama PKK her şeyi biliyordu.
Reuters ajansına konuşan bir Türk yetkili de “operasyon Kobani üzerinden ve yerel Kürt yetkililerin desteği ile yapıldı” dedi.
Aman unutmayın, çok önemlidir!..
Bunca tantanaya karşın türbenin sınıra mesafesi sadece 30 kilometre!..
Ve karşınızda konuşlanmış herhangi bir düşman gücü yok. Nitekim her şey bir tek kurşun bile atılmadan gerçekleşti.

* * *

Süleyman Şah'ın boş tabutu yerinden alındı ve Birecik'te bir askeri birliğe getirildi.
Boş tabutun başında müftü tarafından dualar okunuyor, askeri birliğin duvarlarına Osmanlı arması asılıyor.
Tam da Tayyipgillerin istediği ve özlediği tablo.
Ayrıca sınıra 150 metre mesafede yeni bir türbe yapılacak. Bir süre sonra yeni türbe binası ve çevre düzenlemesi için ihaleler açılacak, yandaş firmalar teklif verecek falan filan!
Bunca sıkıntıya bence hiç gerek yok.
Şimdi haddim olmayarak bir öneride bulunmak istiyorum:
Türbeyi, Tayyip'in sarayına taşıyalım, orada yeniden ve görkemli bir biçimde inşa edelim.
Tayyip sarayın bir “Külliye” olduğunu iddia etmedi mi!
İçinde ne ararsanız var. Camisi, mescidi, yemek salonları, resepsiyon salonları, ithal malı kenefler, 1.150 odası vesaire!..
Üstelik eski üniformalar giydirilen Muhafız Alayı askerleri…
Önce tabutu saraya getirtelim, gerisini hep birlikte düşünürüz!
Şu olanlar sonrasında Süleyman Şah'ın ruhu ıstırap çekiyor mu, işte onu hiçbir zaman bilemeyiz.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more