Reklamsız Sözcü
CAN ATAKLI

Bütün amaç, yürüyüşü kirletmek

19 Haziran 2017

CANIMI SIKAN ŞEYLER

İktidar ve yandaş yalaka takımı Adalet Yürüyüşü'nden çok rahatsız görünüyor. Önümüzdeki günlerde milyonlarca insanın sokaklarda olmasından da çok korkuyorlar.
Bu nedenle bir taraftan aba altından sopa gösterirken diğer taraftan da bu eylemi kirletmek için ellerinden geleni yapıyorlar.
Her zaman başvurulan yalan bu büyük yürüyüş için de elbette kullanılıyor.
Yandaş medya ne yapacağını şaşırmış biçimde “CHP FETÖ ile el ele” yalanını söylemekten ne ahlaki ne vicdani bir sakınca görmüyor.
Aralıksız yayınlar yapılıyor yandaş televizyonlarda. Şimdi tutuklu olan Enis Berberoğlu'nu bıraktılar “İşin bir numarası aslında Kemal Kılıçdaroğlu” demeye başladılar.
Hiç utanmadan sıkılmadan Kemal Kılıçdaroğlu'nun şimdi kaçak olan Zaman Gazetesi eski genel yayın müdürü Ekrem Dumanlı ile buluştuğunu, bu buluşmada Dumanlı'nın Kılıçdaroğlu'na MİT TIR'larının durdurulması sırasında çekilen fotoğraf ve videoları verdiğini, Kılıçdaroğlu'nun da bunu Enis Berberoğlu aracılığı ile Cumhuriyet Gazetesi'ne ilettiğini anlatıyorlar.
Bunun tamamen bir yalandan ibaret olduğunu biraz gazetecilik yapan ve onurunu satmayan herkes tarafından bilindiğini bildikleri halde hiç utanmıyorlar, sıkılmıyorlar.
Söz konusu MİT TIR'ları haberi Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanmadan tam bir yıl önce aşağı yukarı aynı tarihlerde başta Aydınlık olmak üzere bazı gazetelerde ve internet sitelerinde yayınlandı.
Cumhuriyet Gazetesi'nde çıkan fotoğrafların aynıları bu gazetede ve internet sitelerinde ayrıntılarıyla okurlara ulaştırıldı.
Ulusal Kanal'da MİT TIR'larının durdurulma anı, askerlerin kamyondan inen MİT elemanlarına yönelik silahlarıyla aldıkları pozisyonları milyonlarca kişi o zaman izlemişti.
Kimse o sırada “Bu bir devlet sırrı, bunu açıklamak yasaktır” türü iddialarla ortaya çıkmadı. Dönemin iktidarı her zaman olduğu gibi haberi yalanlamadı bile. Üzerinde de hiç durmadı.
Sonra ne olduysa bir yıl sonra oldu. Aynı haber, aynı fotoğraflar, aynı yorumlar Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanınca kıyamet koptu.
Şimdi bütün bunlar bilindiği halde sözde gazete ve televizyonların, sanki bunlar hiç yaşanmamış gibi hayali senaryolar yazmalarını aklım almıyor.
Aslında karakterleri bildiğim için aklım alıyor da bütün bunların üyesi olmaktan 40 yıldır onur duyduğum mesleğimi kullananlar olduğu gerçeği gerçekten içimi acıtıyor.
Kendilerine saygıları yok, onur ve haysiyetten yoksunlar, ama bari mesleğimizin yakasını rahat bıraksalar.

Bİ SORALIM BAKALIM

Adalet yürüyüşü kimi tahrik ediyor?

Yandaş yalaka takımın gazete başlıklarına, televizyon haberlerine bakıyorum; Adalet yürüyüşünü “tahrik yürüyüşü” yorumuyla yayınlıyorlar.
Kim tahrik oluyor acaba?
Bu tayfanın nelerden tahrik olduğunu bildiğimiz için önce yürüyüşteki kişilerin kılık kıyafetine bakıyorum ister istemez. “Acaba” diyorum kendi kendime “yürüyüşe katılan bazı kadınların diz kapakları falan mı görünüyor da tahrik oluyorlar?”
Şimdi ben de seviyeyi onların düzeyine çekmeyeyim.
Adalet Yürüyüşünden kimse tahrik olmaz elbette ama aklını iktidara biat etmekle bozmuş kesimlerin tahrik edilmek istendiği kesin.
Bu görevi önce Devlet Bahçeli'ye verdiler. Herkesten önce çıktı bu büyük yürüyüşe karşı çıkarak “Ya İstanbul'dan da yürüyenler olursa ne yapacaksınız” gibi akla ziyan bir soru sordu.
Sanıyorum artık hiç kimse Bahçeli'yi ciddiye almadığı için bu kin ve nefret söylemi hiç yankı bulmadı, herkes gülüp geçti.
Şimdi tahrik görevini yandaş yalaka kesimler üstlendi. “CHP tahrik ediyor” diyerek birilerini tahrik etmeye çabalıyorlar.
Sonuç alırlar mı? Alamazlar aslında. Bu ülkenin insanlarının sağduyusu her zaman güçlü olmuştur, bu saçma sapan haberlere kapılarak tahrik falan olmaz.

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER

O gençlerin iftarına yine gittim

Son yıllarda şatafatlı veya gösteriş amaçlı iftar davetlerine hiç katılmıyorum. Hayır amaçlı birkaç iftara ise gidiyorum.
Geçtiğimiz yıl “Onlar kardeşlerimiz” yardım projesinin iftarına katılmıştım. Bu yıl yine davet ettiler yine gittim.
Aradan bir yıl geçmiş. “Onlar kardeşlerimiz” fikrinin yaratıcıları projelerini daha geliştirmişler. Geçen yıl yazmıştım ama yine hatırlatayım.
Hepsi üniversite mezunu, hepsi iyi pozisyonlarda çalışan, iyi de gelirleri olan bir avuç genç bir araya gelerek “Onlar kardeşlerimiz” adlı bir yardım projesi oluşturmuşlardı.
Bu gençler Anadolu'nun çeşitli bölgelerindeki köy okullarında okuyan çocuklar için eğitim malzemeleri, kitap, kırtasiye topluyorlar ve bizzat kendileri giderek bunları dağıtıyorlar.
Anadolu'nun en ücra köşelerine kendi araçlarıyla giden gençler tamamen kendi olanaklarıyla yarattıkları bir “gönüllüler birliğinden” destek alıyorlar.
Yılda bir kez verilen iftarda toplanan gelir o yılın projelerinin oluşumunda kullanılıyor ondan sonra bu gönüllülerin katkılarıyla her türlü okul malzemesi, öğrencilerin ihtiyacı olan araç gereçler toplanıyor.
Sonra bu gençler kendi arabalarına binip yola koyuluyorlar. Çoğu kez gittikleri köyün halkı bile böyle bir yardım geleceğini bilmiyor.
Ben bu girişimi iki yıl önce Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde öğrencim olan Elif Kartal sayesinde öğrenmiştim. Elif Kartal ve bir avuç arkadaşı bu kutlu yolda 6'ncı yıllarına girdiler.
Sizlere önerim şu. Adreslerini vereceğim “Onlar kardeşimiz” girişimini inceleyin. Herkesin büyük yardımlarına gerek yok, bir kişi belki bir tane kalem alarak da destek olabilir.
İstanbul'un rahat evlerinden, sıcak yataklarından, olanaklı yaşamlarından fedakârlık yaparak bunlardan yararlanma şansı bulamayan küçük kardeşlerine hiçbir karşılık beklemeden el uzatan bu gençlerin yanında olun.
www.onlarkardeslerimiz.com adresinden olduğu gibi yine aynı ismi taşıyan instagram ve Facebook hesaplarına da bakın. Twitter'da takip içinse hesap adı onlrkrdslrmz.
Ben de bundan sonra belli aralıklarla gelişmeleri sizlerle paylaşacağım.

ŞAŞIRDIM

Erdoğan'a sonsuz teşekkürler sunmamız gerekiyormuş

Birçok kez “Türkiye artık tek adam rejimine girdi” diye yazdım. AKP'liler ve yandaşları buna çok kızıyorlar. “Ne derdiniz var” falan gibi abuk sorular soruyorlar.
Oysa bizim örnek göstermemize gerek yok ki. AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan Adalet Yürüyüşü'nü “hukuk dışı” olarak niteleyerek “Yapılan iş hukuki değildir. O yolda yürüyorsanız bu hükümetimizin nezaketindendir” dedi.
Şimdi bu cümleye ne demek gerek? Yürüyüş hukuksuz ama neyse ki çok nazik bir iktidarımız var o sayede yürüyüş gerçekleşebiliyor. Bu aynı zamanda “suç itirafı” gibi değil mi? Demek ki hukuksuzluğa göz yuman bir iktidarımız var, sırf nezaket olsun diye yani.
Bu aynı zamanda hep dediğim “tek adamlığın” da itirafıdır. O bir kişi nezaket gösterirse demokratik bir hak kullanılabilir, nezaket göstermezse bu hakkı kullanamazsın.
Kimse kalkıp bu satırlarımdan sonra “Ne o müdahale etmesini mi istiyorsun?” diye saçmalamasın lütfen. Sadece ironiyi göstermek istiyorum.
Ama demek ki Erdoğan'a sonsuz teşekkürlerimizi sunmamız da gerekiyor. Hukuk dışı olmasına rağmen sırf nezaket gereği Kılıçdaroğlu'nun ve arkasındaki milyonların yürümesine hoşgörü gösteriyormuş.
Keşke hep böyle nazik olsa da Türkiye daha yaşanılır bir ülke haline gelse.

BUNU YAZMAK GEREK

Yazıişleri programı Adalet yürüyüşü boyunca Özgürlük Parkı'nda

Hafta içi her gün saat 11.00-13.00 arası Halk TV'de “Yazıişleri” programı ile karşınızda oluyorum.
6 aydır sürdürdüğüm programda bugüne kadar 110 konuk ağırlamışım.
Programı stüdyodan canlı olarak yapıyorum ama Ankara'dan başlayan Adalet Yürüyüşü boyunca yayını Maçka'daki Özgürlük Parkı'ndan yapacağız.
Hava koşulları uygun olduğu sürece Özgürlük Parkı'nda “Adalet ve demokrasi nöbeti” tutan binlerce kişiyle birlikte olacağız.
Konuklarımı parkta kuracağımız standda ağırlayacağım gibi o sırada nöbete katılanlarla da sohbetler etmeye çalışacağım.

Can Ataklı
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp