Reklamsız Sözcü
NECATİ DOĞRU

Sıra geldi Kalkınma Kurultayı’na!

31 Ağustos 2017

“Adalet Yürüyüşü”nün arkasından “Adalet Kurultayı” da heyecan, hareket, birliktelik yarattı. Türkiye adalete susamış! Bir lokma adalet arıyor. İktidar partisinin ise isminde “Adalet” ve “Kalkınma” var fakat “Adalet ile Kalkınma”yı unuttu.
Adaletin başı kesildi.
Cesedi AK kefene sarıldı.
Seçkin dikkat isterim: Konuşurken, “Adalet ve Kalkınma Partisi” demiyorlar. “AK Parti” diyorlar. Partinin adındaki “Adalet” parti mezarlığına gömüldü. Partinin adındaki “Kalkınma” ise yandaş zengin yaratmaya ve yolsuzluğa dönüştü. Geriye her gün, her saat başı 20 yandaş TV ekranından parlatılan kuru kuruya “AK” kaldı. AK olmak da zaten Bülent Ecevit'in buluşuydu ve Tayyip Erdoğan, 16 yıl önce, Ecevit'in buluşunu, çaktırmadan alıp, başarıyla taklit etmişti.
AK Günler söylemi.
AK güvercin uçurması.
AK Günler Bildirgesi.
Ecevit'in halkın kalbine dokunmak için bulduğu ve “TÜSİAD'çı para babalarını kızdıran Karaoğlan” siyasi sembollerdi. Atatürk ile İnönü'den sonra ilk kez sosyal demokratları iktidara Ecevit taşımıştı. Ecevit'in “toprak işleyenin su kullananın” diyerek fakirden, fukaradan yana olduğunu belli eden söylemini de Tayyip Erdoğan, partisini ilk kurduğunda “garip-gureba- fakir fukara” diye taklit ederek güncelleştirmişti fakat bugün kendisi “MÜSİAD'çı para babalarının alkışladığı Reis” oldu.

*  *  *

16 yıl sonra:
Ne adalet kaldı.
Ne kalkınma.
Ne garip.
Ne gureba.
Taklit buraya kadar!
16 yıl önce adalet arayıcı Tayyip Erdoğan, “Ben Türkiye'nin zencisiyim” diyordu, 16 yıl sonra Saray sahibi “AK Zenci” durumuna geldi. Bugün Kemal Kılıçdaroğlu'nun halka benzemek için atletle çektirdiği fotoğrafa bakıp, kırmızı görmüş İspanyol boğası gibi öfkeleniyor. Adalet arayıcı lider ise şimdi Kemal Kılıçdaroğlu oldu.
Sıra geldi.
Kalkınma Kurultayı'na!
“Yeni bir fonlama modeli” diyerek ve aslında yabancı parasına ve dış borçlanmaya vidalı, Türkiye'nin geleceğini ipotek ederek, eldeki bütün devlet malını-mülkünü önce özelleştirip sonra yabancılaştırarak (yabancıya satarak) ve köprülere geçiş garantisi, hastanelere hasta garantisi, oto yollara kâr garantisi, rüzgar, güneş, kömür, doğal gaz, nükleer santralleri kuran yerli ve yabancı sermayeye yüksek kar etme garantisi vererek; yani davul halkın boynunda tokmak yabancı sermaye ile işbirliği içindeki yandaş yerli yeni zenginin elinde modeliyle son 16 yılda yaratılan kalkınmanın da sonuna gelindi. Türkiye'de yeni yandaş zengin azınlık ile onun dışında bırakılan mutsuz çoğunluk arasındaki uçurum korkunç büyüdü. Üniversitelerin bu yıl kontenjanları dolmadı çünkü gençler “üniversiteyi bitirince işsiz kaldıklarını” görür oldular.
İşsiz gençler.
Anneleri.
Babaları.
Böyle kalkınmaya!
Lanet okur oldular

*  *  *

Türkiye “yabancının parasıyla tüketerek değil üreterek gerçek kalkınmaya” susadı. Bir lokma gerçek kalkınma umudunun yeşermesi kitlelerin uyanmasına yetecek.
Haydi Atletli Kemal!
Kalkınma yürüyüşüne!
Ve Kalkınma Kurultayı'na!

Günün sorusu? 

Acaba yatağa girince!

Aslı “metal yorulması” değil aslı “malzeme yorgunluğu”dur. Demir yorulunca beton dinç kalır diye bir ihtimal yok. Tek tek parçalar değil bütün bir malzeme aynı anda yorulur. İsmi yazılmamak koşuluyla İngiltere'de yayınlanan gazeteye (Financial Times) konuşan bir AKP'li, Genel Başkan Tayyip Erdoğan'ın kendisi dışındaki herkesin kusurlarını gördüğünü belirtip şu soruyu sordu: “Merak ediyorum; Erdoğan gece yatağa girdiğinde hiç ‘Acaba ben de yorulmuş olabilir miyim?' diye düşünüyor mu?”

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp