Olay, 3 Şubat 2026’da Pamukova’daki Ertuğrulgazi Ortaokulu’nda meydana geldi. 8’inci sınıf öğrencisi Irmak Cüce, okulun 4’üncü katındaki pencereden düşerek ağır yaralandı. Yaklaşık 15 gün süren tedavisinin ardından yaşamını yitiren Cüce’nin ölümüyle ilgili Sakarya Valiliği olayın intihar olduğunu açıklarken, aile bu değerlendirmeyi kabul etmedi.

'KORİDORDA YALNIZ BIRAKILDI'

Aile tarafından sosyal medya platformu X üzerinden yapılan açıklamada, Irmak’ın olaydan bir gün önce okulda akran zorbalığına maruz kaldığı ve eve çamur içinde döndüğü öne sürüldü. Ertesi gün rehber öğretmenin, sorun yaşadığı iddia edilen öğrenciyi çağırması için Irmak’ı gönderdiği, iki öğrencinin koridorda yalnız bırakılmasının ise büyük ihmal olduğu ifade edildi. Ayrıca sınıflarda güvenlik kilidi bulunan pencerelere rağmen, öğrencilerin yoğun kullandığı koridor pencerelerinde herhangi bir kilit ya da güvenlik bariyerinin bulunmadığı iddia edildi.

'ÇANTA VE MONT VERİLMEDİ'

Olay sonrası sürece ilişkin de çarpıcı iddialar paylaşan aile, Irmak’a ait çanta ve montun günlerce okul yönetiminde tutulduğunu, kendilerine ise eşyaların polise teslim edildiğinin söylendiğini ileri sürdü. Aile ayrıca olayda adı geçen öğrencinin evine bazı öğretmenlerin giderek tutanak hazırladığını iddia etti. Konunun Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu tarafından araştırılmasını isteyen aile, ihmali bulunan kişiler hakkında işlem yapılmasını talep etti.

Ailenin konuyla ilgili açıklaması şöyle:

"13 yaşındaki evladımız, 3 Şubat’ta eğitim yuvası sandığımız okulda, idarenin ağır ihmalleri sonucu 4. kattan düşerek vefat etti. Bu bir kaza değil; ihmal, liyakatsizlik ve örtbas zincirinin sonucudur! Neden mi? Anlatalım...

Kızımız olaydan bir gün önce okulda zorbalığa uğrayıp eve çamur içinde geldi. Ertesi gün Rehber Öğretmen, kızımızın yanına bizzat o zorba öğrenciyi dersten çağırması için gönderdi. Husumetli iki çocuğu o koridorda kimsesiz bıraktı. Bu pedagojik bir cinayettir! Sınıflardaki pencerelerde kilit var ama çocukların koşuşturduğu koridordaki 4. kat pencerelerinin hiçbirinde kilit yok!

Yönetmeliğe göre olması gereken güvenlik bariyeri YOK! Göz göre göre ölüme terk edilmiş. Daha da korkuncu olay sonrası yaşananlar! Okul Müdürü, kızımızın çantasını ve montunu günlerce sakladı, polise "teslim ettik" diye bize yalan söyledi. Neyi gizliyorsunuz? Kimi koruyorsunuz? Okulda bir çocuk ölüyor, adli süreç başlıyor. Ama okulun bazı öğretmenleri savcılığı aşıp şüpheli çocuğun evine giderek "kurgu tutanak" düzenliyor! Bu cesareti kimden alıyorsunuz? MEB Teftiş Kurulu bu örtbası acilen incelemelidir!

Olayın üzerinden 3 ay geçmesine rağmen hâlâ kızımızın, olaydan bir gün önce kendisine zorbalık yapan çocuklarla arasında tam olarak ne yaşandığını bilmiyoruz. O ölüm koridorunda kızımıza ne söylendiğini, hangi sözlerin söylendiğini hâlâ bilmiyoruz. Üstelik ifadeler çelişkili…

Bazı anlatımlar sonradan değiştirildi. Bir çocuğun hayatını kaybettiği olayda gerçekler neden net değil? Neden hâlâ karanlıkta kalan noktalar var? Biz yalnızca gerçeği ve adaleti istiyoruz. Biz yandık, başka canlar yanmasın. Delil karartan, adaleti yanıltan ve görevini ihmal eden okul müdürü rehber öğretmen ve denetim yapmayan ilçe milli eğitim yetkilileri derhal açığa alınmalıdır! Devletimizden ve Sayın Bakanımızdan müfettiş talep ediyoruz."