Sözcü Plus Giriş
SONER YALÇIN

Yandaşların gazete baskını ilk değil: DEMOKRAT iZMiR BASKINI

13 Eylül 2015

AKP milletvekili Abdurrahim Boynukalın öncülüğünde yandaşların Hürriyet'i ve bir gün sonra da gazete matbaasını basıp tahrip etmesi, Türk basın tarihinde ilk değil… Sizleri 56 yıl önceye götüreceğim. Siyasi hava yine çok gergindi. Yine gündemde erken seçim vardı. Ne tesadüf; Demokrat Parti de kendisini iktidara taşıyan liberal bir gazetenin yayınlarından rahatsızlık duymaya başladı. Ve DP yandaşları 2 Mayıs 1959'da Demokrat İzmir Gazetesi ve matbaasını basarak tahrip etti. Sonuç acı oldu…

Yıl, 1959…
Politik hava çok gergindi.
Bu siyasi gerginlik en çok basını etkiledi. Metin Toker, Ülkü Arman, Şinasi Nahit Berker, Fethi Giray, Kurtul Altuğ, Nihat Subaşı, Beyhan Cenkçi, Bedii Faik, Ali İhsan Göğüş, Cüneyt Arcayürek, Şahap Balcıoğlu, Vedat Refiioğlu, Ali Ulvi, 71 yaşındaki Ahmet Emin Yalman ve 79 yaşındaki Hüseyin Cahit Yalçın başta olmak üzere gazeteciler hapse atıldı.
Vatan Gazetesi yazarı Sadun Tanju saldırıya uğradı.
Ulus, Vatan, Yenigün gazetesi ile Akis dergisi bir ay; Cumhuriyet ile Yeni Sabah on gün ve Akşam, Öncü, Hür Adam, Zafer süresiz kapatıldı.
Hukukun, siyasi iktidar DP'nin silahına dönüştürülmesi üzerine; Yargıtay Başkanı Bedri Köker, Cumhuriyet Başsavcısı Rifat Alabay, Yargıtay ikinci başkanı Haydar Yücekök, üye Kamil Coşkunoğlu, üye Melahat Ruacan, üye Faik Uras, üye İlhan Dizdaroğlu “görülen lüzum üzerine” istifa ettiler!
DP'nin basın üzerindeki baskısı sona ermedi…
Bu yayın organlarından biri de, Demokrat İzmir gazetesiydi…

Yazarın intiharı

Tarih: 12 Nisan 1946.
Dr. Ekrem Hayri Üstündağ, Osman Kibar ve Adnan Düvenci “İzmir” adında bir gazete çıkardı.
Gazete; CHP'den ayrılıp DP'yi kuranları destekliyordu.
21 Temmuz 1946 genel seçimine hile karıştırıldığını iddia eden İzmir gazetesinde “Nesebi Gayrı Sahih” başlıklı bir köşe yazısı çıktı.
Gazeteye, Büyük Millet Meclisi'nin manevi şahsına hakaret suçundan dava açıldı.
Makaleyi kaleme alan Dr. Ekrem Hayri Üstündağ'ın oğlu Bülent Üstündağ idi. Yedeksubay olarak askerlik yaptığı için yazısına adını/imzasını koymamıştı.
Gazetenin Sorumlu Yazıişleri Müdürü Bülent Üstündağ'ın eşi Müçteba Hanım yargılanmaya başladı.
Bu arada…
Gazete, 24 Aralık 1946'da 20 gün süreyle kapatılınca adını “Demokrat İzmir” yaptı.
Yargılama sonucunda mahkumiyeti onanan Müçteba Üstündağ hapse atıldı.
Kendi makalesi yüzünden eşinin hapse girmesine dayanamayan Bülent Üstündağ, 10 Kasım 1947'de intihar etti! (Müçteba Hanım, eşinin ölümünden tam 25 yıl sonra, 10 Kasım 1972'de intihar ederek hayatına son verdi.)
Bu acı olaydan sonra… Demokrat İzmir Gazetesi'nin CHP muhalifliği, DP destekçiliği arttı.
Dr. Ekrem Hayri Üstündağ 1950 seçimlerimde DP milletvekili oldu. Ve kabinede Sağlık Bakanı olarak görev yaptı. 1954 seçimlerinde de milletvekili oldu. Fakat…
Daha sonraki yıllar DP ile yolları ayrıldı.
Demokrat İzmir Gazetesi DP hükümetini eleştirmeye başladı…

Sonu acı bitti

Demokrat İzmir gazetesinin yayın politikasını değiştirmesi başta Başbakan Adnan Menderes olmak üzere DP'lileri öfkelendirdi.
Önce gazeteye tehditler başladı; arkasından davalar.
Tarih: 22 Ocak 1959.
Demokrat İzmir Gazetesi Yazıişleri Müdürü Şeref Bakşık'a 15 gün, gazetenin sahibi Adnan Düvenci'ye 1 yıl hapis cezası verildi.
Tarih: 29 Nisan 1959.
Demokrat İzmir Gazetesi Yazıişleri Müdürü Şeref Balçık 14 gün hapis cezası aldı.
Tehditler, yargılamalar ve hapislerden sonra…
Tarih: 2 Mayıs 1959.
DP yandaşları, Demokrat İzmir'e saldırdı. Gazete binasına yürüyen yaklaşık 150 kişilik grup tarafından önce binanın camları kırıldı; sonra kapıları kırılarak gazeteden içeri girildi; büro ve baskı makineleri tahrip edildi…
Sonra ne oldu dersiniz?
Saldırganlara pek dokunan olmadı.
Suçlu; Demokrat İzmir Gazetesi'ydi. Gazete 1 ay süreyle kapatıldı, sahibi Adnan Düvenci ve Yazıişleri Müdürü Şeref Bakşık 16'şar ay hapis cezasına çarptırıldı! Ardından Demokrat İzmir Gazetesi'nin 60 çalışanı hakkında dava açıldı…
Peki…
Demokrat İzmir'e saldıranlar mahkemede hesap verdi mi?
Evet, verdiler.
Ama bu olağanüstü bir mahkemeydi.
27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinden sonra Yassıada'da kurulan Yüksek Adalet Divanı'nda yargılandılar.
592 sanık hakkında 19 ayrı dava açılmıştı.
Davalardan biri, Demokrat İzmir Gazetesi davasıydı.
Bu davanın, başta Başbakan Adnan Menderes olmak üzere 24 sanığı vardı.
Duruşmalar 12 Ocak 1961'de başladı; 5 Mayıs 1961'de sona erdi. 16 duruşma sonunda mahkeme kararını verdi.
Aralarında Başbakan Menderes'in de bulunduğu 16 sanık mahkûm olurken sekiz sanık beraat etti.
Menderes'in suçu, halkı Demokrat İzmir Gazetesi ve matbaasının tahrip ettirilmesine teşvik idi.
Peki…
1959 yılında neler olmuştu da, Demokrat İzmir Gazetesi'nin tahrip edilmesi gibi vahim olaylar yaşandı.
Yazayım…

 

DP'liler, 1959 yılının Mayıs ayında İsmet İnönü'nün içinde olduğu araca böyle hücum etmişti.

SALDIRIYI TEZGAHLAYAN MİLLETVEKİLİ

Tarih: 27 Ekim 1957.
Genel seçimi DP kazandı. Ama buruktular.
1954 seçiminde yüzde 58.4 oy almışlardı; bu seçimde oyları yüzde 47.7'ye
düşmüştü.
Muhalefet oyları DP'yi geçmişti.
Keza… Seçimlerden önce DP'de buruk kopuşlar yaşandı; partinin en önemli isimlerinden Fuat Köprülü istifa etti.
DP'yi sadece siyasi anlamda değil ekonomide de zor günler bekliyordu.
Seçimden sonra devaülasyon yapıldı: Dolar 2.80'den 9 liraya çıktı.
Başbakan Menderes siyaseti hırçınlaştırdı. 6 Eylül'de Balıkesir'de yaptığı konuşmada muhalefete şöyle seslendi:
“İdam sehpalarında can verenlerden ders alsalar ya…”
Bu derece sertliğinin bir sebebi de; Türkiye Köylü Partisi ile Cumhuriyetçi
Millet Partisi'nin ve CHP ile Hürriyet Partisi'nin birleşmesiydi.
Bu gerginliği; 17 Şubat 1959'da Londra'da Menderes'in sağ kurtulduğu uçak kazası kısa bir süre giderdi. İyileşip Ankara'ya dönen Menderes'i CHP lideri İnönü istasyonda karşıladı. İstasyonda İnönü ve Menderes hararetle selamlaştı ve el sıkıştı. Ve bu onların, son el sıkışmaları oldu…
Yıl, 1959…
DP kendi içinde erken seçimi tartışmaya başladı.
Başbakan Menderes istekliydi; Cumhurbaşkanı Celal Bayar ise karşıydı.
İkili arasında tartışmalar sürerken CHP lideri İsmet İnönü “Bahar Taarruzu” adını verdiği Ege Bölgesi'nde geziye çıktı. Tarih: 20 Nisan 1959 idi.
Seçilen gezi güzergahı, Büyük Taarruz'un yapıldığı güzergahtı ve ilk durak İsmet Paşa'nın Yunan Komutanı Trikopis'i esir aldığı Uşak'tı.
DP hükümeti, CHP'lilerin gezisinden hoşnut olmadı.
İçişleri Bakanı Namık Gedik, İnönü'ye “gitmeyin” dedi. Sebebi, geçeceği yerlerde halkın karışıklıklar çıkarabilecek olmasıydı! Ekledi, “can güvenliğinizden sorumlu olmayız.”
İnönü kararlıydı…
İnönü Uşak'ta coşkulu karşılandı. Konuşması birkaç cümleden ibaretti.
Fakat karışıklıklar bu konuşmalarla orantılı olmadı; özellikle köylerden gelen DP yandaşları hareket halindeydi.
Uşak DP ilçe merkezinden atılan bardağın, CHP kafilesi içindeki gazeteciyi yaralaması şehirde gerginliği artırdı.
İnönü'nün Yunan Komutan Trikopis'i esir aldığı eve gitmesine müsaade edilmedi.
Nihayet İnönü o gece bir evde misafir edilebildi.
Fakat…
Ertesi gün Uşak'tan ayrılmak için istasyona geldiği zaman taşkınlıklarla karşılaştı.
Otomobili DP'liler tarafından durduruldu. İsmet Paşa, otomobilinden indi ve kalabalığın üzerine yürüdü.
Yol açıldı!
Bu sırada 16-17 yaşlarında bir çocuk İsmet Paşa'nın arkasından taş attı.
Atılan taş, Uşak Garp Cephesi Komutanlığı yaparak büyük zaferi kazandıran komutanlardan olan İsmet Paşa'nın başına isabet etti.
Siyasi taarruzun ilk kanı akmıştı.
İnönü'nün gezisinden önce…
DP Manisa Milletvekili Muzaffer Kurbanoğlu başkanlığında 15 kadar Demokrat Parti milletvekilinin Uşak'a gelip, vali ve Demokrat Parti örgütü ile toplantılar yaptıkları ve buradan İzmir'e gittikleri sonra açığa çıkacaktı…
İnönü bu tertiplerden habersizdi; gezisine devam etti.
Salihli, Manisa,Turgutlu, Kemalpaşa'dan sonra İzmir'de on binler İnönü'yü “Hürriyet! Hürriyet!” diye karşıladı.
Demokrat İzmir Gazetesinin basılması işte o günlerde oldu.
Tıpkı Uşak'ta olduğu gibi çevre yerlerden toplanan yandaşlar Demokrat İzmir Gazetesi'ni bastı.
Bu arada…
İnönü'ye halkın ilgisini gören DP hükümeti, erken seçim projesini askıya aldı.
Seçim hazırlıkları yürüten Adalet Bakanı Esat Budakoğlu istifa etti.
Dönüş yolunda İnönü'yü İstanbul'da daha büyük olaylar bekliyordu…
Öldürülmek istenecekti…

OLAY NASIL TERTİPLENDİ?

İsmet İnönü

Tarih: 3 Mayıs 1959…
CHP lideri İsmet Paşa ertesi gün İstanbul'a dönme hazırlığı yaparken, birileri İstanbul'da tertip hazırlıkları yapılıyordu.
İstanbul Belediye Başkanı ve DP İl Başkanı Kemal Aygün telefonun tuşlarını çevirdi.
Aradığı kişi DP Beykoz İlçe Başkanı Mehmet Kaptan idi.
Beykoz'daki resmi ve hususi fabrikaların işçilerinden ertesi gün Topkapı'da CHP lideri İnönü'yü “karşılamak” için hazır bulundurulmasını istedi!
Mehmet Kaptan yanına Sebahattin Genç'i alarak Şişe Cam Fabrikası Beykoz'daki gibi kimi fabrika müdürleriyle görüşerek 300-400 kadar işçinin, saat 09.30-12.00 arasında Topkapı'da olmasını sağladı.
İşçilerin giriş ve çıkış kartları ve o güne ait izin tezkerelerinin bulunduğu sonra ortaya çıkacaktı…
Eklemeliyim; bu işçilerin 6-7 Eylül 1955 olaylarında kullanıldıkları da iddia edilecekti!
Sonuçta…
Sabah saatlerinde Topkapı'ya taşınan işçiler, taş ve sopalarla “lazım gelen tertibatı aldı” ve beklemeye başladı.
CHP liderini taşıyan THY İzmir uçağı İstanbul Yeşilköy Havaalanı'nda indi.
İsmet Paşa otomobile bindi. Ve…
Topkapı surlarına geldiğinde trafik polis müdürü tarafından otomobili durduruldu.
Birden…
DP'li Mehmet Kaptan'ın işareti üzerine surlarda saklanan yandaşlar arabaya hücum ederek taşlamaya başladı.
Ellerinde şöyle pankartlar vardı:
“Paşa hayatın palavra”,
“Paşa kulağın sağır, gözün de mi görmüyor”,
“Paşa başına taş değil, Allah'ın gazabı çarpsaydı”,
“İçimizde yerin yok”…
Yandaşlar taş attıktan sonra “geber”, “defol” diye bağırarak otomobilinüzerine çıktı; kimi kapıları açmaya çalıştı.
6-7 Eylül olaylarından bildikleri sloganı tekrarlıyorlardı:
“Vurun Makarios'a!..”
İnönü'yü linç etmek istiyorlardı.
Polisler tüm olanları seyrediyordu.
Adnan Menderes

Tesadüfen orada bulunan bir askeri birliğin başındaki Binbaşı Kenan Bayraktar'ın emriyle askerler olaya müdahale ederek İnönü'yü kurtardı.
İnönü kurtuldu ama saldırganlar için DP kılını kıpırdatmadı. Tek yaptıkları Topkapı saldırısıyla ilgili yayın yasağı getirmek oldu!
İnönü olaylardan bir gün sonra, 5 Mayıs 1959'da İstanbul'daki evinde basın toplantısı düzenleyerek şöyle dedi:
“Vatandaş hakkına, idare tarafından tecavüz edilmektedir. Bir devleti temeline kadar sarsan, bundan daha vahim bir arıza olamaz. Devlet kuvvetlerinin müsamahası ile tecavüz, ancak çok zararlı surette hasta olan bir cemiyet bünyesinde olabilir.”
Basın toplantısında bir gazetecinin gene seyahate çıkıp çıkmayacağı hakkında soruya, “ömrümün seyahat ile geçeceğinden şüphe etmeyin” diye yanıt verdi.
Olaylarla ilgili CHP'nin, Başbakan Menderes hakkında Meclis Tahkikatı açılması için verdiği önerge Meclis'te reddedildi.
27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinden sonra, olaylar Yassıada yargılamalarına taşındı.
60 sanık yargılandı.
Suç iddiası…
CHP lideri İnönü'ye suikast düzenlemek amacıyla halkı kışkırtmak idi.
2 Aralık 1960-17 Nisan 1961 tarihlerinde yapılan duruşmalarda; aralarında Celal Bayar ve Adnan Menderes'in de bulunduğu 17 sanık mahkum oldu, 43 sanık beraat etti.
Tarihi bilenler için; geçen hafta yaşanılan gazete-matbaa baskınları dejavu gibi…

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more