Sözcü Plus Giriş
SONER YALÇIN

 Kim devrimci

20 Eylül 2016

Adı, Eren Keskin (d.1959)…
Röportajlarında kendini şöyle tanıttı:
– “Küçükken gittiğim camideki hoca göğüslerimi elleyip cinsel tacizde bulununca ateist olmaya karar verdim.”
– “Sekiz ya da dokuz yaşlarındaydım o zamanlar. Babamın görevi nedeniyle Bursa'daydık. O zaman Denizlerin kaçışı konuşuluyordu. Bir gün annem kız kardeşimle beni evde yalnız bırakarak dışarı çıkacaktı. Gitmeden de tembihledi: ‘Kapıyı kim olduğunu sormadan kimselere açmayın. Eğer ağabeyler (Deniz Gezmiş ve arkadaşları) gelirse içeri alın ve kimseye söylemeyin.' Biz de dua ederdik ‘N'olur ağabeyler gelsin, biz de saklayalım' diye. Denizlere yapılan haksızlık beni etkilemişti bu yüzden avukat olmaya karar verdim…”
– “Okulda milli güvenlik dersine bir albay giriyordu. O zamanlar milli güvenlik seçmeli dersti. Bütün okulda bir tek ben o dersi seçmemiştim. Hoca derse girince ben çıkardım. Belli ki o zaman da anti-militarist bir yanım vardı…”
– “İstanbul Hukuk Fakültesi'nin büyük amfisinin ortasında ve sağında otururdu herkes. Ben tabii bilmiyorum. Gittim, sola oturdum. Hemen arkadaşlar uyardılar ama yerimi değiştirmedim.”
– “Baba tarafım Kürt ama sonuçta dedem valiydi. Kürtlüğü sadece mitinglerdeki sloganlardan biliyoruz. Bir gün denizdeydik. Babamın halasının oğluyla denizde yürümeye başladık. Bayağı da sığ bir suydu. Biraz ilerledikten sonra, etrafta kimse yokken bana dedi ki: Biz Kürtüz. Bunu sakın unutma.”
İnsan Hakları Derneği yöneticiliği de yapan Eren Keskin şunu bile demiştir:
“Kürt milliyetçisi sayabilirim kendimi. Zaten anne tarafım Çerkez. Kesinlikle Türk değilim o konuda içim rahat…”
Peki…

Entelektüel sığlık

Eren Keskin hafta sonu sosyal medyadan şu yazısını paylaştı:
“Tarık Akan çocukluk anılarımızın bir parçasıydı. Ancak o hep resmi ideolojiyi savundu. Nasıl Devrimci olabilir ki?”
Okuyunca dedim ki…
Herhalde Eren Keskin, “Sürü” ve “Yol” gibi filmleri seyretmedi; çocukluk anılarında kaldı!
Baksanıza… Eren Keskin'e nasıl solcu, ateist, Kürt milliyetçisi olmuş? Anlattıkları içinde bir tek “okuma” yok! Politik kimliği “aidiyet duygusuyla” oluşmuştu!
Bu topraklarda böyle entelektüel olunuyor; bu kadar kolay aydın olunuyor!
İşte… Bu “donanımıyla” Eren Keskin, bu ülkedeki kimi Kürtlerin “rol modelliğini” yapıyor!
Tersini düşünürsek:
Örneğin, ateist biri göğüslerini ellese Eren Keskin şeriatçı mı olacaktı?
Ya da annesi “ülkücüleri saklayın” dese Asena olmaya mı karar verecekti?
Ya babası Türk olsaydı; Devlet Bahçeli'nin danışmanlığını mı yapacaktı?
Uzatmayayım diye yazmadım bir de makyaj meselesi var. Solcu bir derneğe giderken annesi “yüzü solgun” diye allık sürüyor kızına. Dernekte Eren Keskin'e aşık lider, makyaja çok kızıyor ve özeleştiri yapmasını istiyor. Eren Keskin lidere aşık değil, özeleştiri yapmıyor ve o günden sonra makyaj yapmaya başlıyor!
Evet. Şurası kesin ki; Eren Keskin Tarık Akan'ın romantik salon filmlerinin etkisinden kurtulamamış! Şaka mı tüm bunlar?
Kürt siyasal hareketinin önder kadrosunun donanımı bu mudur?
Yoksa sadece bir vitrin süsü müdür Eren Keskin?..
Ne olursa olsun işin daha da acıklısı:
Halka hizmet etmeyi yücelten büyük sanatçı Tarık Akan'da da buluşmayacaklar ise, kimle birleşecekler? Belli… Bilinç düzeyi ortada olan ve Tarık Akan'ı devrimci bulmayan keskin Kürt milliyetçiliğinin geldiği yer burasıdır.

Bu rezilliktir

Sadece sinema değil…
Sadece belgesel değil…
Demek…
Gezi Direnişi'nde olan;
TEKEL işçileri direnişinde bulunan;
Zonguldak'dan Soma'ya madencilerin yanında duran;
Emperyalist kumpaslara karşı barikat yıkan;
Nazım Hikmet Vakfı için didinen;
Aziz Nesin Vakfı için çalışan;
Barış Derneği kurucusu;
Ve hep DİSK üyesi;
Tarık Akan devrimci değil öyle mi?
Devrimci olup olmadığına; dayanışmayı değil, umursamazlığı siyaset haline getiren Kürt milliyetçisi keskinler mi karar verecek?
Ne yani…
Ankara/Kızılay'da 13 Mart akşamı; lise öğrecileri Destina, Dorukhan, Atakan, Mehmet ile; üniversite öğrencileri Berkay, Kerim, Sümeyra, Feyza, Elvin, Zeynep, Ozan, Can'ı canlı bombayla katleden PKK mı devrimci?
Yıllarca bu kör teröre karşı çıkan Tarık Akan mı devrimci değil! Hadi ordan!
Bakınız…
Benim derdim Eren Keskin değil… Kafka “Dava” kitabında şöyle der:
“Yargı birden gelmez, prosedür yavaş yavaş yargıya dönüşür.”
Tarık Akan'ın devrimci olmadığı sözünü bu nedenle önemsiyorum. Baksanıza, kaç gün geçmesine rağmen, Türkiyeli olmayı önemseyen Kürtlerden bile o sosyal medya yorumuna eleştiri gelmedi!
Bunu kabul edemeyiz. Susamayız.
Bu ülkenin vicdanlı solcuları var. BirGün gazetesinden sinema yazarı Zahit Atam, Tarık Akan'ı devrimci bulmayanlara şu yanıtı verdi:
“Kimi kez Kürtçülerle AKP'lilerin benzer hassasiyetlerle tarihimizdeki figürlere ilişkin konuşmaları midemi bulandırıyor. Bu rezillik bitsin artık!”
Eren Keskinler Kürt olmayan kimseyi sevmiyor; ve devrimci bulmuyor. Bu duruş, emperyalizmin böl ve yönet stratejisine uygundur.
Tarih, vitrin süslerini değil Tarık Akan gibi devrimcileri unutmaz!

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more