Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

Erdoğan geçiştiremez

26 Eylül 2017

Bu köşede…
Tarih: 24 Ağustos 2017.
“KÖR” isminde makale yazdım.
Tarih: 13 Eylül 2017.
“Erdoğan mı kör? Binali mi kör?” başlıklı makale yazdım.
Konu, son dönemde ardı ardına milyar dolarlık ihaleler alan “Şentürk” ailesinin “ticari” başarısıydı!
AKP'den hiç ses çıkmadı…
Kemal Kılıçdaroğlu MYK toplantısında “tüm ihaleleri takip edeceğiz” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu beni aradı. İki yazıma dair tüm belgeleri verdim.
Bu arada…
Şentürk ailesinin beni mahkemeye vereceğini öğrenen CHP Milletvekili Tuncay Özkan, “Soner Yalçın'ı tanıyorum, yazılarına ilişkin yanıt hakkınıza kesin yer verir” deyince Şentürk ailesi temasa geçti. İstanbul'da değildim. Odatv Haber Müdürü Barış Terkoğlu'ndan rica ettim. Ahmet Şentürk ile görüştü; sorularını sordu ve yanıtlarını aldı.
Şentürk ailesinin cevaplarının beni neden tatmin etmediğini yine belgelerle açıklayacağım.
Öncelikle… Önce bir not…
Şirketin patronu Abdurrahman Şentürk'ün iş dünyasında “Kör” lakabıyla anıldığını yazmıştım. “Fotoğrafına baktım gözlerinde sorun yok; herhalde kıskanıldığından böyle hitap ediliyor” demiştim…
Ancak aktardıklarına göre sağ gözündeki görme problemi nedeniyle birileri bu lakabı takmış. Niyetim, bilmediğim bu engelini gündeme getirmek değildi, özür dilerim. İnsanların fiziksel özelliklerini yazmak kişiliğime hiç uygun değildir.
Şimdi gelelim asıl konuya…

İsimler sürekli değişiyor

Her iki makalemde Şentürk ailesinin ihalelere birkaç şirketleriyle girdiğini yazdım.
Grup, kendi yapısı altında “Bayburt İnşaat”, “Özgün Yapı” ve “Şenbay Madencilik” olduğunu, ihalelere giren diğer şirketlerle gizli bir ortaklık ilişkileri olmadığını söyledi.
Bilirkişi raporlarını göstererek, “Özgün Yapı” ile “Elitbay” arasında somut ilişki bulunamadığını söylediler. Keza…
Rekabet Kurumu'nun 28 Temmuz 2015 tarihinde Aga Enerji -Bayburt Grup ilişkisini incelediği raporunu kendi lehlerine kanıt olarak sundu.
Bende de belgeler var.
Aynı kurumun 3 Mayıs 2012 tarih ve 12-24/666-188 sayılı kararı da var. “Bayburt İnşaat”, “Şenbay”, “Özgün Yapı” ve “Elitbay İnşaat”ı aynı grup şirketleri olarak belirliyor.
“Elitbay” 2015'te “Yedi Göze İnşaat” olarak adını değiştiriyor. Ticaret Odası Sicil Gazetesi'ne göre “Elitbay” kurucuları Hasan Şentürk, Abdurrahim Şentürk, Ahmet Şentürk…
Bunu niye yazdım…
Örneğin, davet usulüyle yapılan Doğançay Tüneli ihalesine aynı gruptan “Özgün Yapı” ve “Yedi Göze” çağrılıyor. Yetmiyor. Grubun içinde yer aldığı söylenen “Aga Enerji” ve “Gence” de davet ediliyor!
Diyorlar ki…
“Aga Enerji de bizim değil.”
İstanbul Ticaret Odası kayıtlarına girdim. “Aga Enerji”, 11 Mayıs 2015 tarihinde kaydını yaptırmış.
O da ne?
Şirketin önceki adı, “Bay-En Enerji” idi. Bu şirket kimindi?
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 27 Aralık 2006 tarihli sayısında bilgi var. Şirketin sahipleri Süleyman Şentürk, Bayram Şentürk, Hasan Şentürk, Abdurrahman Şentürk, Hasan Şentürk, Güngör Şentürk…
Zaten… “Yedi Göze İnşaat” ile adresleri de aynıydı.
Yani… Belgeye göre, Şentürkler “Bay-En Enerji”nin adını “Aga Enerji” yapmışlardı!
Öyle ya…
Rize Havalimanı inşaatını Cengiz İnşaat-Aga Enerji almıştı ve temel atma töreninde Mehmet Cengiz'in yanında Abdurrahman Şentürk vardı!

Banka hesapları

Yazımda geçen…
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü 2014-142465 sayılı soruşturma dosyasında yer alan bilirkişi raporundaki sahtecilik belgelerinin konusu ihaleler değil; 22 yıllık eski çalışanlarından birinin şirketin adını kullanarak ve kendilerinin imzalarını taklit ederek sahte belgeler üretmesiydi.
Şunu merak ediyorum:
Türkiye'nin son yıllardaki milyar dolarlık ihalelerini alan Şentürk ailesinin ticari işleri neden hep böyle karışık!
Şirketlerin başındaki isim Abdurrahman Şentürk'ün adli dosyasına filan girmeyeyim!
Şirketin Azerbaycan'daki işlerinin gerçek mi yoksa şartname gereklerini sağlamak için üretilmiş “sahte belgeler” olduğunu sormuştum.
Şentürkler, Bakü Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği'nin işe alındı belgesi, Ekonomi Bakanlığı'na sundukları Azerbaycan'a giden iş makineleri listesi gibi çeşitli evraklar sundu. Bir dizi banka dökümüyle de karşılığının maddi olarak Türkiye'ye getirildiğini savundu.
Şentürkler diyor ki…
Aldıkları ihaleler bazı iş adamlarını rahatsız etmiş ve soruşturmalarla önleri kesilmeye çalışılmıştı. Hepsi buydu.
Yoksa… Kendilerinin de davet usulü yapılan ihalelerden yana olmadıklarını söylediler, tüm dedikoduların herkes adına sonlanması için açık ihale yapılmasını önerdiler. Aksine bu şekilde olursa rekabet şanslarının artacağını ifade ettiler.
Uzatmayayım…
Türkiye'nin en büyük ihalelerini alan Şentürk ailesinin yanıtları -kusura bakmasınlar- beni pek tatmin etmedi.
En doğrusu…
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Devlet Denetleme Kurulu'nu harekete geçirip gerçekleri ortaya çıkarmasıdır. Bunu yapmadığı sürece sorumluluk omuzlarındadır.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more