Sözcü Plus Giriş
SONER YALÇIN

Yalanın iktidarı

27 Nisan 2017

Önceki gün…
Habertürk'te Nedim Şener vardı; Hrant Dink suikastini, FETÖ'nün kimler aracılığıyla kararttığını anlattı.
Bu cinayette “perde operasyonu” yapanlar sadece savcılar, hakimler, polisler, jandarma değildi; gazeteciler de vardı. Ekrem Dumanlı'dan Adem Yavuz Arslan'a kadar Cemaat kalemşorları vardı.
Bir de… Bu yalanlara gönüllü destek veren -Uğur Mumcu'nun deyimiyle- “liboş gazeteciler” vardı. FETÖ bunları -para/makam vererek- kullandı…
Ve liboşlar, bilerek ya da bilmeyerek -sözümona arkadaşları- Hrant Dink cinayetini Ergenekon'a yıkmak için ellerinden geleni yaptı.
Vicdanlı her gazeteci biliyordu; Nedim Şener, Dink suikastinde FETÖ parmağını yazdığı için Odatv'ye eklenip hapse atıldı. Ama. Liboşlar gazetelerinde manşet yaptı: “Gazetecilikten tutuklanmadılar.”
Nedim Şener konuşurken, Habertürk reklam arası verdi…
Kanallar arasında dolaşırken ntv'de Oral Çalışlar'ı gördüm! Yine “akil adamlık” yapıyordu!
“Yuh” dedim. Bu ülkede kötü gazeteciliğin hiç mi yaptırımı yok?
Oral Çalışlar benzeri liboş gazetecilerin; Hrant Dink başta olmak üzere son 10 yılda hep yalan konuşup yazdıklarını bilmeyen kaldı mı?
Bakın, bu tür gazetecilerin hapse atılmasını istemiyorum. Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan hapse atılmadan önce, “kötü gazetecilik yaptılar; ama onların yeri koğuş değil, tarihin çöplüğü olmalıdır” diye yazdım. Hala da öyle düşünüyorum.
Peki, geçmiş 10 yıllık acı gazetecilik sürecine rağmen, Oral Çalışlar vd. nasıl hala “akil adam” sıfatıyla ekrana çıkarılıyor? Medya sahipleri, yöneticileri, haber şefleri o karanlık yıllardan utanmıyor mu?
Mesele sadece ntv değil; Oral Çalışlar, -sanki inadına- Nedim Şener'in çalıştığı Posta'ya köşe yazarı yapıldı!
Bunlar adına utanmaktan biz usandık artık…

Ödül verildi!

Geçen hafta…
Sahaftan, “Ergenekon Haberciliği” adlı Alper Görmüş'ün yazdığı iki ciltlik -her satırı yalan çıkan- kitabı aldım. “Sevgili kardeşim Neşe Düzel için” diye imzalamıştı. FETÖ'nün yayın organı Taraf gazetesinde birlikte çalışmışlardı.
Bizi Silivri zindanına FETÖ ile işbirliği yapan bu vicdansız Alper Görmüşler attırdı.
Odatv'deki, 16 Eylül 2009 tarihli bir haberimizi anımsatmalıyım…
Uluslararası Hrant Dink Vakfı, gazeteci Dink'in 55. doğum gününde düzenlediği gecede Taraf yazarı Alper Görmüş'e ödül verdi.
Şunu yazdık özetle:
“(…) Taraf gazetesi, Hrant Dink cinayetinin üstüne neden gitmiyor? İstihbarat meselelerine meraklı, emniyette haber kaynakları olan bu gazete, cinayette hangi görevlilerin ihmali olduğunu neden yazmıyor? Cinayette parmağı olduğu söylenen Cemaat'in emniyetteki önemli ilişkilerini neden gündeme getirmiyor? (…) Alper Görmüş Hrant Dink cinayeti ile ilgili ne yaptı? Koskocaman bir sıfır…
Peki bir soru daha…
Gazeteci Nedim Şener'i bilir misiniz? ‘Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları' isimli kitap yazdı. Yandaş medyanın asparagasları bu kitapla açığa çıktı. Böyle bir çalışma Dink'in hatırasına en güzel hediye değil mi?
Hayır, ödülü Şener'e değil, Dink Cinayeti'ni karartan Alper Görmüş'e verdiler. Ödül törenine gelenleri görünce sebebini anladık: Ufuk Uras, Zeynep Tanbay, Oral Çalışlar, Zafer Üskül, Egemen Bağış, Akın Birdal, Lale Mansur... Ödülü  veren de Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu! Kısacası kendin çal, kendin oyna…”
Peki…
Bunca acı tecrübelere rağmen bugün ne değişti?
Koca bir hiç…

Ödüle devam!

“Hrant Dink, Talat Paşa gibi sırtından vurularak öldürüldü. Bu cinayetin, zihniyeti 1915'e götüren bir sembolizmi de var. Dink'i, neo-ittihatçı Ergenekoncular, Talat Paşa'nın intikamını almak için de öldürdüler.”
Bunu yazan kişi, Taraf gazetesi yazarı Markar Esayan idi. Yıl, 2011 idi.
“Ne değişti” diye sormam şundan; Esayan, AKP tarafından 2015'te milletvekili yapıldı!
Hangisini yazayım…
Odatv'de; 25 Kasım 2011'de “Rakel Dink sizi kandırıyorlar” diye manşet attık. Kısa süre sonra da ne oldu:
2011 Hrant Dink Barış Ödülü, Taraf genel yayın yönetmeni Ahmet Altan'a verildi!
Uzatmaya gerek yok…
Yine de, her şeye rağmen bu topraklarda hakikat ateşiyle yanan gazeteciler oldu.
Tarih: Tarih: 11 Kasım 2009.
Akşam gazetesi yazarı Serdar Akinan köşesinde Dink suikastiyle ilgili özetle şöyle yazdı:
“Cinayeti planlayan bir yapı olduğu kesin. Birileri de bu hazırlığı yapanları adım adım izlemiş. Suça göz yumarak belgelemenin ve bunları belli bir hesaba göre kurgulayarak servise koymanın hesabı nedir? Kimdir bu görevliler ve bu yetkiyi kimden almışlardır?
Son soru ise şu: ‘Hrant'ın hesabını soracağız' diyenler, bu soruları neden sormaz?”
Gazeteci Serdar Akinan benzeri makaleler sebebiyle Akşam'dan kovuldu; ve bir daha medyada iş bulamadı!
Bugünün basın işsizleri, haberin namusuna inanan gazetecilerdir.
Yalanın iktidarı vardır bu ülkede…
O nedenle yalancılar baş köşelerde ağırlanır hep!

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more