Reklamsız Sözcü
YILMAZ ÖZDİL

Ergenekon

5 Aralık 2018

Ergenekon davası, turnusol kağıdıydı.
Memlekette ne kadar çok vatan haini olduğunu gösterdi bize.

Kim asit, kim baz…
Herkesin rengi çıktı ortaya.
Toplumun bir kesiminin, toplumun bir başka kesiminden delicesine nefret ettiğini, bu kinle yanıp tutuştuğunu, kendisi gibi düşünmeyen insanların ölmesini istediğini, hatta, kendisi gibi düşünmeyen insanların aileleriyle birlikte, çocuklarıyla birlikte yok olması için, bu vahşi duygusunun tatmin olması için, yalan olduğunu bile bile en pespaye yalanları alkışladığını gösterdi hepimize.

Milattı.
O güne kadar bir devletimiz olduğunu sanıyorduk mesela.
Hollywood yapımı kovboy filmi dekoru olduğu ortaya çıktı.
Önden bakınca, bildiğin bina gibi görünüyordu.
Arkasına bakınca, meğer kalasla tutturulmuş, dandik kontrplaktı.
İttirsen yıkılacaktı.
İttirdiler, yerlebir oldu.

Bu milletin milli marşının neden “korkma” diye başladığını teyit etti maalesef… Korku'nun kayıtsız şartsız milli egemen olduğunu kanıtladı.

Aynı zamanda…
“Dahili ve harici bedhahların olacaktır, cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler”in ne kadar isabetli bir öngörü olduğunu kanıtladı.

Sınavdı.
Sınıfta kalındı.

Emperyalizm, yerli işbirlikçileriyle milleti denedi.
Millet, millet olmayı beceremedi.

Çünkü milleti millet yapan, ne dindir aslında, ne ırktır, ne tarihtir, ne kültürdür, ne paradır, ne coğrafyadır, ne ordudur, ne de ideolojidir…
Milleti millet yapan, ruhtur.

Bir avuç direnip, onurunu yaşayanlar.
Susup, utancını yaşayanlar.
Destekleyip, vebalini taşıyanlar.
Bir bedende üç ruh…
Artık yekvücut olabilir mi?

Üstümüzden silindir gibi geçen 14 seneden sonra nihayet, Ergenekon filan yok ama… Türkiye var mı?

Yılmaz Özdil
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more