Sözcü Plus Giriş

Uzmanlar: Birbiriyle bağlantısı olan iki deprem değil

Denizli’de peş peşe meydana gelen depremlerin öncesinde Ege Denizi’nde de 13 deprem tespit edildi. Beşik gibi sallanan bölgedeki yeraltı hareketleri için Jeofizik uzmanı Dr. Oğuz Gündoğdu "Ege Denizi ve Denizli’deki depremlerin birbiriyle ilgisi yok” tespitinde bulundu. Prof. Dr. Atilla Uluğ da Ege depremlerine “Denizli, Büyük Menderes Nehri ile Küçük Menderes çöküntü havzası arasında yer alıyor. Orada çok sayıda aktif fay kırıkları var. Bu tür depremlerin olması gayet doğal. Önemli olan deprem ülkesi olduğumuzu unutmamak ve tedbir almak” dedi.

Sozcu.com.tr
14:52 -

Habip ATAM/Şeyma ULUSOY/Gökmen ULU-SÖZCÜ

Adeta beşik gibi sallanan bölgede yaşananları Deprem Uzmanı Dr. Oğuz Gündoğdu değerlendirerek; yabancı veriler ve AFAT verilerinde depremin 6 olarak tespit edildiğini belirtti. Ünlü uzman; Ege Denizi’nde meydana gelen depremlerle, Denizli’deki depremlerin ilişkisini de değerlendirerek, “Ege Denizi ve Denizli’deki depremlerin ilgisi yok” dedi. Altı büyüklüğünde bir depremin Denizli’nin bulunduğu bölgenin üretebileceği bir değer olduğunu ifade eden Gündoğdu; Denizli’de yaşan iki depremin de bölgenin karakteristik deprem özellikleriyle örtüştüğünü ifade etti. Gündoğdu depremin kaynağının ise yer altı termal sularının oluşturduğu basınçtan kaynaklandığını belirtti. “Denizli’deki depremler genellikle, yer altı termal sularının basıncıyla oluşan depremlerdir” diyen ünlü uzman, her iki depremin de yakın derinlikte meydana geldiğini ifade etti.

Denizli’de yakın zamanda 7’nin üzerinde deprem yaşanamadığını dile getiren Gündoğdu, “uzun zamanlar önce daha yıkıcı depremler var ama yakın süreçte yok” dedi. Yaşanan depremin ardından artçı sarsıntılar meydana geleceğini belirten Gündoğdu, 6 büyüklüğünün üzerinde bir deprem beklemediğini söyledi. Gündoğdu yaşanan iki depremin de mühendislik teknikleri kullanılarak yapılan binalarda yıkıma sebep olmayacağını da ifade etti.
DOĞAN PERİNÇEK UYARILARDA BULUNDU

Jeoloji profesörü Doğan Perinçek de Seferihisar ve çevresi için daha büyük bir depremin söz konusu olmayacağını ileri sürerken Aydın ve Denizli bölgesi için uyarıda bulundu.

Seferihisar'da 4.8 şiddetinde meydana gelen depremin enerji boşalmasını sağladığına dikkat çeken Perinçek şunları söyledi: “Seferihisar'ın Güneydoğusunda AFAD'dan aldığım bilgiye göre 4.8 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Buradaki fayımız kuzeybatı yönünde Urla yönünde uzanıyor. Bu fay daha önceki zamanlarda da hem Seferihisar yönünde hem de Urla yönünde 5.0 şiddetinde deprem yaşatmıştı. Buradaki enerjinin, sürekli boşaldığı için yeniden büyük şiddetli bir depremin bu bölge için yaşanacağını düşünmüyorum. Ancak, Aydın ve Denizli bölgesi için tetiklenirse büyük bir deprem yaşanabilir. Fakat bunun zamanını söylemek mümkün değil.”

Prof. Dr. Doğan Perinçek, Çanakkale'de 281 yıl önce 7.0 şiddetinde bir deprem yaşandığını hatırlatarak uyardı. Perinçek,“281 yıldır bu bölge büyük bir deprem yaşamadığı için enerjisini boşaltamadı. Çanakkale de,yakın zamanda 7.0 şiddetinde bir depremle karşı karşıya kalınabilir.” diye konuştu.

“DEPREMLER GAYET DOĞAL”

Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Uluğ da Ege depremlerine ilişkin SÖZCÜ'ye değerlendirmelerde bulundu. Denizli ve İzmir'de meydana gelen depremlerin birbirinden bağımsız olduğunu söyleyen Uluğ, “Denizli, Büyük Menderes Nehri ile Küçük Menderes çöküntü havzası arasında yer alıyor. Orada çok sayıda aktif fay kırıkları var. Bu tür depremlerin olması gayet doğal. Önemli olan deprem ülkesi olduğumuzu unutmamak ve tedbir almak” dedi.

İZMİR'DE HER AN 6.5 -7 BÜYÜKLÜĞÜNDE OLABİLİR

Uluğ, bugün meydana gelen İzmir depremini ise Seferihisar tarafından geçen Tuzla Fayı'nın tetiklediğini söyledi. Deprem bölgesi İzmir'deki bu hareketliliğin normal olduğunu belirten Uluğ, “İzmir ve çevresinde 12 aktif fay var. İstanbul'da bir tek Kuzey Anadolu Fayı var ve takip etmesi kolay. Fakat İzmir'deki çok sayıda fayı takip etmek çok zor. İzmir'de yıkım eşiği 6.5 olarak öngörülmektedir. Deprem bölgesi İzmir'de 6.5 -7 büyüklüğünde deprem her an olabilir. Her zaman söylüyoruz, bu büyüklükte deprem öldürmez, çürük yapılar öldürür. Depreme hazırlıklı olmalıyız” diye konuştu.

KORDON'DAKİ BİNALAR KANSER OLMUŞ

Geçmişte yaşanan büyük depremlerihatırlatan Uluğ, günümüzdeki tehlikeye dikkat çekti. Uluğ, “Doğu – Batı istikametli İzmir Fayı 1688 yılında büyük deprem üretmiş. Zemin 60 santimetre çökmüş, o günün koşullarında 25 bin kişi ölmüş. Örneğin, tam altından İzmir Fayı'nın geçtiği Kordonboyu'ndaki sekiz katlı yapıların büyük çoğunluğu depreme dayanıksız. Orada inceleme yaptım, bina kanseri vakaları ile karşılaştım. Deniz suyu binaların demirlerini çürütmüş. Yandaki yapıya yaslanarak durabilen apartman gördüm. Bu binalar burulma dalgalarına cevap veremez, depreme dayanamaz. Ayrıca Kordon'daki yapılar deniz dolgusu ile oluşturulan alan üzerine inşa edildiğinden zeminin yapılaşmaya elverişli olduğu söylenemez” dedi. Uluğ, benzer durumun Karşıyaka ve İzmir Körfezi'nin tüm kıyı yerleşimleri için de geçerli olduğunu belirtti.

“BALÇIK ÜSTÜNE GÖKDELEN YAPILMASINA HAYRET EDİYORUM”

Başta Bayraklı ilçesinin denize yakın Yenikent mevkii ile Karşıyaka'nın Mavişehir Mahallesi olmak üzere yapılan gökdelenlerle ilgili olarak ise Uluğ, “Buralarda 50 katlı binaların yapımına nasıl izin veriliyor, nasıl yapıyorlar, hayret ediyorum. Bu bölgelerde zemin çok yumuşaktır, 300 – 350 metre derinliğe kadar balçıktır. Bu gökdelenlerin mühendisleriyle konuştum, sağlam yapı inşa ettiklerini anlattılar. Sen ne kadar sağlam yaparsan yap, arz kabuğunu kıran doğanın gücüne karşı dayanamazsın. Balçık zemin üzerine inşa edilen o binalar bir muhallebinin içindeki kürdan gibidir. Sallandığında kırılmasa bile yana devrilir” dedi.

İLGİLİ HABERDeprem anında yapılması gerekenlerDeprem anında yapılması gerekenler
Son güncelleme: android-time 18:59 08.08.2019
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more