Sözcü Plus Giriş
HÜSNÜ MAHALLİ

Diktatörler de ölür

22 Eylül 2019

Ülkesini 23 yıl yöneten ancak halkın sokağa dökülmesiyle 23 günde devrilen Tunus'un diktatörü Bin Ali 2011'de kaçtığı Suudi Arabistan'da perşembe günü öldü.

Tam yerinde.

Vahabi mezhebine göre mezar taşı bile olmayacak.

Ekim 2011'de yapılan ilk Kurucu Meclis seçimlerinde İslamcı Nahda 217 sandalyenin 89'u kazanarak birinci parti olmuştu.

Kendi aralarında anlaşamayan on sol ve liberal parti adaylarıyla 16 bağımsız geri kalan sandalyeleri paylaşmıştı.

NAHDA'nın iki liberal ve cumhuriyetçi partiyle kurduğu koalisyon radikal İslamcı kişi ve akımların güçlenmesine yol açmış ve en az 15 bin Tunuslu kadın-erkek IŞİD ve NUSRA saflarında savaşmak üzere Türkiye üzerinden Suriye'ye gitmişti.

Ülke giderek karanlığa sürükleniyordu.

Halkın direnmesiyle NAHDA hükümeti dağıldı ve 2014'te yapılan seçimleri bu kez laik Çağrı Tunus partisi kazandı ve lideri Sibsi cumhurbaşkanı oldu.

Sibsi 25 Temmuz'da ölünce geçen hafta seçim yapıldı ancak ortaya herkesi şaşırtan bir sonuç çıktı.

26 adayın yarıştığı seçimlerde İslamcı NAHDA başta olmak üzere bildik tüm siyasi parti ve oluşumların adayları yerine bağımsız iki aday en çok oyu alarak ikinci tura kaldı.

Bu iki adaydan birinci olanı Kays Said bir hukukça, dürüst, yolsuzluklarla mücadele sözü verdi, mirasta kadınlarla erkeklerin eşit olmasından yana olduğunu savundu, devlette israfa son vereceğini ve gençlerden yana olacağını söyledi.

Partisi ve örgütü olmadığı için kampanyayı tek başına yürütmüştü.

İkinci olan Nebil Kuravi bir iş adamı, medya patronu ama rüşvet ve vergi kaçırmaktan dolayı içerde.

Berlusconi'ye benzetilen Kuravi devrik lider Bin Ali'nin eski dostu.

İkinci turda seçimi kim kazanır belli olmaz ama demokrasi heyecanı giderek azalıyor.

Daha önceleri %50 civarında olan seçime katılım oranı geçen hafta %45'e geriledi.

Libya'da ise bir değişiklik yok.

2011'de 42 yıllık Kaddafi iktidarı devrildi ama ülkede iç savaş bitmedi. Bir tarafta Türkiye ve Katar'ın desteklediği İslamcı gruplar karşı tarafın arkasında Mısır, BAE ve S.Arabistan var.

Hepsi de Sünni.

Kimin ne istediği belli değil ama demokrasi hiçbirinde yok.

Petrol ve doğal gaz zengini ülke ve insanları şimdi perişan durumda.

Mısır çok ilginç.

3 Temmuz 2013'te Müslüman Kardeş Musri'yi deviren Savunma Bakanı Sisi şimdi bir gençle başı belada.

Belki de Kavalalı'yı çağırıştırır diye Mehmet Ali adını kullanan eski yandaş, sinemacı ve müteahhit genç şimdi sosyal medyanın fenomeni.

Videoları izlenme ve paylaşılma rekorları kıran Muhammed Ali ‘Yeter artık Sisi' ya da ‘Hadi git artık' gibi farklı sloganlarla izleyicilerine ulaşarak Sisi'yi yolsuzluk ve halkın sefalet içinde olduğu sırada kendine yeni saraylar inşa etmekle suçluyor ve halkı sokaklara çağırıyor. Bu çağırıya kulak veren yüzlerce insan Kahire ve diğer şehirlerde sokağa çıktı.

Sisi'nin diktatörlük iktidarını kurmak için çocuklarını, yakınlarını ve arkadaşlarını önemli görevlere atadığını söyleyen Muhammed Ali'yi susturmak için Sisi şimdilik kendi yandaşı gazeteci ve sanatçıları televizyonlara çıkartarak onlardan medet umuyor.

Muhammed Ali'yi susturmak için çareyi sosyal medya patronlarına başvurmakta bulan Sisi İspanya'ya kaçtığı söylenen Muhammed Ali'nin Twitter, Facebook ve YouTube gibi hesaplarını kapattırdı ama adamın tek başına Sisi'yi sarstığı ve sarsacağı kesin.

O kadar ki geçen hafta Sisi canlı yayınlanan bir gençlik etkinliğinde Muhammed Ali'nin suçlamalarına yanıt vermek zorunda kaldı.

Sisi; sarayları kendisi için yapmadığını, çalıp çırpmadığını ve Allan'tan korkan dindar bir insan olduğunu söyledi ama diktatörlükle ilgili bir şey söylemedi.

Oysa Trump onun için ‘En çok sevdiğim diktatörüm' demişti.

Demek ki Trump'ın sevdiği başka diktatörler de varmış.

Ben olsam kıskanırım.

Yanlış anlamayın ‘ben' ben değil adaşım Hüsnü Mübarek'ten söz ediyorum.

O da başka diktatörler gibi er ya da geç ölecek.

Geriye beddualar kalır.

Hesabı da öbür dünyada sorulur.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more