Sözcü Plus Giriş
MESUT PARLAK

Siyaset eğitimden elini çekmedikçe…

16 Ağustos 2019

Değerli Okurlar, ülkenin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik sorunlar uzun süredir gündemin önde olanı. Tabii ki bu siyasi ve ekonomik sorunlara, çok derinleşmeden (ki derinleşiyor), mutlaka çözüm bulunmalıdır ve bir şekilde bulunacaktır. Ama bir sorun varki, ülkemin aydınlık geleceği için olmazsa olmazı, ne mi? EĞİTİM!

Acı olan şu ki, bu sorun hiç gündeme gelmiyor veya getirilmiyor. Sakın bu kadar sorun varken şimdi sırası mı be kardeşim demeyin! Bu ülke, Kurtuluş Savaşı verirken bile eğitimle ilgili kongreler düzenlemiştir. Peki öğrenmek istiyorum, ülkeyi yönetenler bu konuda neler yapıyor, yoksa gelecek Türkiye’si, eğitim, kültür ve sanattan yoksun bir gençliğe mi bırakılmak isteniyor? İyi  bir eğitim almamış veya alamamış gençlerle gelecek Türkiye'sini, uygar dünya ile nasıl yarıştıracağız?

Efendiler, bugün orta eğitim ve üniversite eğitiminde büyük bir çöküş var. Nedeni genç kuşak güçlü bir eğitim, sanat ve kültür açısından kuruyor. Ve bu çöküş öyle bir hale geldi ki, ne acıdır ki kamuda da “bizim ülkede eğitim düzelmez” diye bir algı oluştu. Lise ve üniversite giriş sınav sonuçlarında ki başarısızlıklara bakar mısınız!…. Yürekleri yakmıyor mu? Sonuçlar açıklanıyor, on binler fen ve matematik sorularından sıfır çekiyorlar.

Matematik ve fen bilimlerindeki başarı oranlarını görerek, eğitimin nerelerde olduğunun cevabını vermeye gerek var mı? Bu başarısızlığı “Efendim, sınav soruları zordu” diyerek geçiştiremeyiz. Bu sınavlarda başarısız olanların büyük çoğunluğunun imam hatipler ve meslek liseleri öğrencileri olduğu da açıklanmakta. Bu başarısızlık nedenleri yetkililerce açıklanmalı. Diğer bir iddia da imam hatip lisesi kontenjanlarının dolmadığı, boş kaldığı.

Ülkemi yönetenler, sistemin ideolojik yapılanması yani eğitim sistemindeki muhafazakar anlayışın etkinleşmesi gibi yanlışlıklar ve genç kuşağı orta eğitimde okutacak öğretmenlerin çok donanımlı olmaması sebep olabilir mi? Bu başarısızlığın sahibi tek başına da öğrenci olmasa gerek.

Sosyal devletten umudunu kesen aileler, her türlü ihtiyaçlarından kesip çocuklarını özel okullara gönderiyor. Buna gerekçe olarak da, özel okul öğrencilerinin üniversite giriş sınavlarındaki başarı oranlarının yüksek olması gösteriliyor. Eğer biz bu çocuklarımıza orta eğitimde güçlü bir kültür ve eğitim veremezsek, bu öğrencilerin gelecekte üniversitedeki başarıları da tartışılır olacaktır. Meydanlarda milletim milletim diye haykıran siyasiler; öğrenmek istiyorum… Özel okul ve üniversiteler için parasal imkanı olmayanlara verilecek cevabınızı doğrusu çok merak ediyorum. Hani hep diyorsunuz ya “fırsat eşitliği”. Üniversite giriş sınavlarında fırsat eşitliği var mı? Yürek yakan bir konu da kamu ve özel üniversiteler, binlerce mezun veriyor. Peki sonuç, diplomalı işsizler. Bu mezunlar arasında donanımlı olanlar, fırsat yaratıp yurtdışına gidiyorlar.

Burada  kalanlar ise AKP'nin ağa dayılarına müracaat ederek iş bulmaya çalışıyorlar. Ağa dayısı güçlü olanlar, ehliyet ve liyakat diye bir sorunla karşılaşmadan iş bulabiliyor. Dayısı olmayanlar…

Sayın Erdoğan, zaman zaman dünyanın saygın 500 üniversitesi içinde neden  üniversitelerimiz yer alamıyor yakınmasında bulunuyor. Son açıklanan uluslar arası  bildirimlerde de 500 üniversite içinde hiç bir üniversitemiz yok. Sayın Cumhurbaşkanı, bu sorunun muhatabı bizler olmayıp, Milli Eğitim Bakanı ve YÖK Başkanı olsa gerek. Onlara sorsanız.. Danışmanlarınıza emir verseniz de geriye dönük iktidarınızda ne zaman ilk 500 de üniversiteler yer alamamaya başladı sizi bilgilendirseler. Danışmanlarınızı yormadan ben bilgilendireyim.

Sayın Abdullah Gül'ün, Cumhurbaşkanı olmasıyla artık tümüyle üniversite rektörleri AKP'ye yakın akademisyenlerden atanmaya başladı. Ben biliyorum da yine de sizden duymak istiyorum. Bugün AKP'ye yakın olmayan bir rektör söyleyebilir misiniz? Benim de soruma bakar mısınız. Üniversite rektörlerinde böyle de kamudaki üst düzey atamalarında başka mı? Eğitimli kuşaklar için ülkemde bir araştırma yapıldı mı? Bu ülkenin ne kadar doktora, ne kadar hakim ve savcıya, ne kadar jeoloğa, ne kadar ziraat mühendisine vs ihtiyacı var? Bilen var mı?

Neden soruyorum, çünkü sürekli mantar gibi vakıf üniversiteleri açılıyor. Yeterli denetlemeler yapılıyor mu, yeterli akademik kadrolar var mı? Hani Meclis Başkanı Şentop demişti ya, “Otomatik vitese bağlandı”! diye. Efendiler,Vakfın ne demek olduğunu şu anda ki ülkemi yönetenler, yani sizler hepimizden daha iyi biliyorsunuz. Vakıf dendiği anda hep ecdat Osmanlı'da ki vakıflardan söz ediyorsunuz ya! Peki soruyorum, bugünkü Vakıf Üniversiteleri de tıpkı sizin tanımladığınız gibi Osmanlı vakıflarına benziyor mu?

Efendiler, hep diyorsunuz ya, yollar, köprüler, Marmaray, dünyanın en büyük havalimanlarını vs. yaptık. Devamlı bunlarla övünüyoruz, peki bu yapıların planlayıcıları ve mühendisleri kimlerdi? Biz gelecek Türkiyesi için ancak bu övündüğünüz projeleri yapacak bilim insanlarını yetiştirirsek başardık diyebiliriz. Hani hep dersiniz ya “Milli”, işte o zaman milli oluruz. Bir kaç kez yazılarımda dile getirmiştim. Sakın eskide kaldın, bu nasıl öneri demeyin. Genç Cumhuriyet'in “tevhidi tedrisat”'ı günün koşullarına uydurularak, Köy Enstitüleri’ni bugüne uyarlayarak, konusunda uzman yandaş olmayan aydınları davet edip, böylece 21. asrın sonlarını yakalayacak bir sistemle eğitim planlaması yapılmalıdır. Üniversite giriş sınavlarında ilk sıralarda 40 bin başarılı öğrenciyi, öğretmen yapalım. Kaliteli ve donanımlı bir eğitim ordusu ancak bu şekilde yetişecektir.Bu ülkede son derece liyakatlı bu kadrolar var.

SON SÖZ; HER KASABADA IŞIK SAÇAN BİR ÖĞRETMEN VARDIR. HER KİLİSEDE BU IŞIĞI SÖNDÜRMEYE ÇALIŞAN BİR PAPAZ VARDIR.

VİCTOR HUGO

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more