Sözcü Plus Giriş
EGE CANSEN

Diktatörlükle anarşi arasındaki dar koridor

12 Ocak 2020

Dünyanın önde gelen üniversitelerden MIT'de genç yaşında profesörlük rütbesine yükselen Galatasaray Lisesi mezunu ödüllü iktisatçı Daron Acemoğlu övünç kaynağımızdır. Daron Hoca, akademik hayatına matematiksel ekonomiyle başlamış. Ama bugün iktisada, tam anlamıyla bir sosyal bilimci olarak yaklaşmaktadır. Meslektaşı James A. Robinson ile birlikte yazdığı ünlü “Ulusların Düşüşü” adlı kitabında “Güç, Zenginlik ve Yoksulluğun Kökenleri”ni ele almıştı. Yine James A. Robinson ile birlikte kaleme aldığı yeni kitabının adı ise “Dar Koridor” dur. Geçenlerde Türkiye'ye gelip konferanslar ve mülakatlar veren Profesör Acemoğlu, “dar koridor”, deyimiyle bir ülkede içine “demokrasi ve özgürlük” (ikisi bir yerde aynı şeydir diyor) inşa edilebilecek kavramsal soyut bir mekanı kastetmektedir. Daron Hoca, bu mekan, adeta daracık bir koridordur; dar bir koridora da demokrasi ve özgürlüğü sığdırmak zordur diyor.

DAR KORİDORUN DUVARLARI

Yazara göre bu dar koridorun bir yanında “diktatörlük” diğer yanında “anarşi” vardır. Eğer tek devlet, tek lidere yani diktatöre veya bürokratlara teslim edilir ve denetlenmezse, özgürlükler ortadan kalkar. Eğer devlet acizleşir ve kanunlar doğru bir şekilde uygulanamazsa (anarşi çıkar e.c.) özgürlükler yine ortadan kalkar. Demokrasi: güçlü devletle, güçlü toplum arasında bir dengedir. Pekiyi, bu denge nasıl sağlanacaktır? Bunun için, mutlak bağımsız bir yargı ön şarttır. Ayrıca medya ve sivil toplum da bunun birer parçasıdır. Protestolar da bunun bir parçasıdır. Demokrasi bunun bir parçasıdır. Toplumun siyasete katılmasının kurumsallaşması lazımdır. Yolsuzluk olduğu zaman,  insanların sokağa çıkıp hayır demesi gerekir. Toplum demokrasinin ayrılmaz bir parçasıdır.

GÖNÜLLÜ İTAAT ALANI

Aşağıda okuyacaklarınızı, Boston Üniversitesi Rektörü J.Siber'ın 1995 yılı mezuniyet konuşmasında dinlemiş ve Hürriyet Gazetesi'ndeki köşemde birkaç kez yorumlamıştım. Bundan 100 yıl önce, asker, matematikçi, avukat ve Büyük Britanya Lord yargıcı Baron John F. Moulton (1844-1912) toplumsal hayatının üç alandan (domain) teşekkül ettiğini söylemiştir.

1- “Kanun hakimiyeti” alanı-Domain of Law- (Bu alanda kişinin ne yapıp ne yapamayacağı yasalarla ayrıntılı bir şekilde tanımlanmıştır.)

2- “Hür tercih” alanı-Domain of Free Choice- ( Bu, kişinin kendi tercihine göre istediğini yapmakta serbest olduğu özel alanıdır.)

3- “Gönüllü itaat” alanı – Domain of the Obedience to the Unenforceable- (Bu, polis zoruyla uygulanamayan yasaklara, bireylerin gönüllü olarak uydukları alandır.)

Yargıç Moulton, eğer bireyler “benim tercihim bu, bana kimse karışamaz” diyerek “hür tercih” alanını, başkalarına zarar verecek veya onları rahatsız edecek şekilde genişletmemelidir. Böyle yaparlarsa devlet de toplum düzenini korumak için “kanun hakimiyeti alanını” genişletir; bu da baskıcı-yasakçı zorba bir devletin oluşmasına yol açar. Özgürlük, bireyler ancak “gönüllü itaat alanını” genişletirse gelişebilir demiştir. Daron Hoca'nın bahsettiği demokrasinin kurulabileceği “dar koridor” kavramı bana bunları hatırlattı.

Son söz: Herkes, hayatta ancak bir kişiyi eğitebilir: Kendini. 

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more