Sözcü Plus Giriş
EMİN ÇÖLAŞAN

Cezaevi mektupları

9 Temmuz 2020

Sevgili okurlarım, gün geçmiyor ki cezaevlerinden bazen bir, bazen birkaç mektup ve faks almayayım.

Cezaevleri ayrı bir alem.

İçeride yatmayan bilemez.

Dolayısıyla ben de bilemiyorum ama o mektupları okudukça gözümde canlandırmaya çalışıyorum.

Son çıkan af yasası ile on binlerce kişi tahliye edildi ama anladığım kadarıyla insanlar o koğuşlarda yine alt alta üst üste yatmayı sürdürüyor.

Örneğin sekiz kişilik koğuşta 20 kişi yatıyor.

Bazıları yerde yatmak zorunda kalıyor. İnsanlık dışı olaylar…

★★★

Önce işin olumlu bir yanına değineyim…

Bana gelen eleştiri dolu mektuplarda herhangi bir sansüre şimdiye kadar sadece bir kez tanık oldum.

Bir mektubun birkaç satırı cezaevi görevlileri tarafından sansür edilmiş, üzerleri kalın, siyah keçe kalemle karalanmıştı.

Merak ettim, o satırları okumak için uğraştım ama mümkün değildi.

Gelen her mektubun üzerinde zaten damga var:

“Falanca cezaevi mektup okuma komisyonu tarafından görülmüştür.”

Yani görevliler tarafından okunmadıkça bir mektubun yazıldığı kişiye ulaşması asla söz konusu değil.

Okunma aşamasında sakıncalı görülüp adrese hiç gönderilmeyenler varsa onu bilemiyorum.

Mektuplar tamam da, parasını PTT'ye ödemek koşuluyla her hükümlü ve tutuklu faks çekebiliyor. Dikkat ediyorum, fakslarda herhangi bir gecikme veya aksama olmuyor.

★★★

Cezaevlerinden en çok yakınma hangi konularda geliyor?

-Hükümlü ve tutuklular aylardan beri açık görüş yapamıyor. Özellikle son salgın sonrasında görüşler acayip bir biçimde kısıtlandı. Aylar var ki insanlar eşleri, evlatları,  ana babaları ve kardeşleriyle bir araya gelemiyor.

-Kaldıkları cezaevleri çoğu zaman ailelerle uzak düşüyor. Hükümlü ve tutuklular bu işe son verilmesini, ailelerine yakın cezaevlerine aktarılmalarını istiyor. Bu uzak tutma işlemlerinin özellikle, yani bilerek yapılıp yapılmadığı da meçhul.

-Önceden yazdırdıkları gazeteler koğuşlarına bazen gününde, bazen de bir gün sonra bile olsa getiriliyor.

-Cezaevlerinde gazete okuma sıralamasının bir numarasında kesinlikle Sözcü yer alıyor.

-Gelen kitapların verilmesi epeyce gecikiyor. Verilmesi için sakıncalı olmadığına (!) ilişkin yönetim tarafından karar alınması gerekiyor.

-Spor, kütüphane ve sosyal toplantıların hemen hemen tamamı yine salgının da etkisiyle ertelenmiş durumda. Koğuşlarda ya da tek kişilik hücrelerde yatanlar artık bunalmış durumda. Bir çare, bir çözüm bekliyorlar.

★★★

Gelen mektupları okudukça içim gerçekten kan ağlıyor…

Bazıları açıkça “Fetö'den hüküm aldım ama darbeci değilim, karanlık işlere bulaşmadım” diyor.

Çoğu, mahkemelerin kendilerine yeterli savunma hakkı vermediğinden, cezaevinde doktora çıkarılmadığından, dilekçelerine yanıt verilmediğinden yakınıyor.

Bazıları “Bir gençlik hatası yüzünden buralara düştüm, pişmanım” diyor.

Ama en sık yakınma iki türlü:

Ailelerinden uzak olmak ve cezaevindeki haklarının kısıtlanmış olması.

Yemeklerden yakınanların sayısı çok az. Hiç yok gibi. Belki var da, mektuplarda bu konuyu yazmayı düşünmüyorlar.

Bu da ilginç bir durum.

★★★

Cezaevlerinden bugüne kadar aldığım yüzlerce mektubun hiçbirini çöpe atmadım…

Hepsini dikkatle okuyorum ve düzenli bir biçimde biriktiriyorum.

Ülkemizin bu son yıllarına ilişkin, yakınmalarla dolu çok ilginç bir arşivdir.

Ben yapamasam bile, zamanı gelince genç gazeteci arkadaşlardan birine verip bunların kitap olmasını sağlamayı düşünüyorum da, bir hayli emek gerektirir.

Şimdiki genç arkadaşlar bu gibi zahmetli konulara pek el atmaz!

★★★

Bu arada cezaevlerinde kitap isteyenler de oluyor. Onlardan sadece birini, iki gün önce elime geçen mektubu size ileteyim. Sincan Cezaevi'nden Kadir Turutoğlu yazıyor:

“Bir kaza sonucu buraya düştüm. Burada yatan mahkûm kardeşlerimiz kültür seviyesi genelde düşük ama okuma ve öğrenme arzusu yüksek olan vatan evlatları. Cezaevi kütüphanemiz eksik. Sizden ricam özellikle Cumhuriyet tarihi, devrimler ve Mustafa Kemal Atatürk'ü anlatan yayınları bize göndermeniz, okurlarınıza da bu konuda isteğimizi iletmeniz. Burada yakacağımız bir ışık geleceğimizi kurtarmaktır.

Kadir Turutoğlu. 3 No.lu L tipi Cezaevi. E Blok 5. Koğuş. Sincan-Ankara.”

PTT Kargo ile gönderebilirsiniz. Sevinirler ve mutlu olurlar.

İçeride yatanlara geçmiş olsun, Allah kurtarsın dileklerimi iletiyorum.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more