Sözcü Plus Giriş
SONER YALÇIN

Bazen susulur

24 Aralık 2020

Oturdum klavyenin başına lanet okunan, tek suçlu gösterilen 2020 yılı üzerine yazacaktım…

Hayır yılın kronolojisini yapacak değildim. Şuna değinecektim:

İnsanoğlu gerçekle yüzleşmiyor; hep bahane arayışında. Neymiş bu yılın tüm kabahatli olanı 2020 yılı imiş!

Her daim olduğu gibi suçlu semboller…

Suçlu simgeler…

Suçlu, insanoğlunun bulduğu/ yarattığı “zaman” kavramı.

“Defol git 2020” öyle mi?

“Uğursuz 2020” öyle mi?

“Asıl suçlu ayağa kalk” diyecek insan sayımız ne çok azaldı.

Kapitalizmin işaret parmağı insanoğluna hep bir suçlu gösteriyor.

Soyut sabıkalıları düşman sanmamızı sağlayarak kendini saklıyor kapitalizm.

Bir “maskeli balo” oyunu bu!

İşte… Bunları yazacaktım bugün.

Yorulduğumu hissettim. Elim klavyeye gitmedi.

Dayatılanlara, karşı durmaktan bezdim. Kendimi, yel değirmenlerine savaş açan Don Kişot gibi hissetmeye başladım.

Bana biraz izin veriniz lütfen.

Gelecek yıl başında buluşuruz.

Herkese iyi seneler…

Yılbaşı hediyesi olarak Can Yücel'in “Yorgunluk” şiirini  vermek isterim sizlere:

“Kuşlar vardır, cana benzer havalarda:

Soğuksa kar, baharsa yaprak;

Bir başına büyür toprakta ömrümüz,

Güneşle yeşil elleriyle çıplak;

-Uslu ayaklarla başlamış yolculuk-

Yürünmez öyle, bazen durulur,

Ve iner erenler katına yorgunluk;

Kapanır sükun üzre kitaplar.

Nefeslerle sürüp giden yaşamamız

Bir su kenarına gelir durur;

Ekmekten, şaraptan öte nimetler vardır;

Yürünmez öyle hep, bazen susulur.”