Sözcü Plus Giriş
YILMAZ ÖZDİL

Maraş

Akp'nin milli güvenlik politikalarımıza yamuk baktığının ilk göstergesi, Kıbrıs'tı.

2004 yılıydı.

Birleşmiş Milletler genel sekreteri Annan, plan hazırladı.

Bu plan kabul edilirse, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti lağvedilecek, Türk ordusu adadan çekilecekti.

Referandum yapıldı.

Sloganı “yes be annem”di.

Akp bütün gücüyle abanıyordu, Annan planına “evet” denmesi için çalışıyordu.

Rum zulmünü unutmayan yaşlılar, eşlerini-evlatlarını şehit veren anneler hayır'cıydı ama, gençlerin aklı çelinmişti.

Avrupa Birliği yancısı ve Akp şakşakçısı ne kadar kuruluş varsa, Tüsiad, Müsiad, Tügiad, Tesev, Tim, Tisk, Türsab, Tzob, Tobb gazetelere sayfa sayfa ilanlar veriyorlardı, Kıbrıs Türklerini teşvik ediyorlar, mutlaka “evet” oyu kullanılmasını istiyorlardı.

Çünkü, Avrupa Birliği ve Washington yönetimi “evet” istiyordu.

Havuç gösteriyorlardı, “Rumlar hayır dese bile Türk tarafını Avrupa Birliği'ne alacağız, siz yeter ki evet deyin, gerisini merak etmeyin, arkanızda biz varız, ambargoyu hemen kaldıracağız, uluslararası uçuşları başlatacağız, Kuzey Kıbrıs'a para yağacak” diyorlardı.

“Kanmayın, yalan söylüyorlar” diye itiraz edene, küfrediliyordu.

“Yapmayın etmeyin” diye yalvarıyorduk, iftiralarla linç ediyorlardı.

Asrın liderimiz win win diyordu, kazan kazan yani.

Evet diyecektik, kazanacaktık.

Akp'nin zihniyet bayisi Mehmet Ali Talat, Kktc'de başbakandı, Akp hükümeti tarafından yere göğe sığdırılamıyordu, pek seviliyordu.

Milli kahramanımız Rauf Denktaş'a ise, yandaş medyada hakaretler yağdırılıyordu, Kıbrıs Türklerinin “ayakbağı” olduğu yazılıyordu, gençlerin pırıl pırıl geleceğinin önünde “takoz” olduğu yazılıyordu, “statükocu” deniyordu, “kendi koltuğunu korumaya çalışıyor” deniyordu, “çekil artık” deniyordu, “istifa et” deniyordu.

“Türkiye olmadan cennete bile girmem” diyen Denktaş derdini anlatabilmek için Türkiye'ye gelmeye çalışıyordu, ama, medya ambargosu uygulanıyordu, salonlarda toplantı yapmasına bile engel çıkarılıyordu, “ne diyeceksen git Kıbrıs'ta söyle” deniyordu, Denktaş'ın Anadolu halkıyla temas kurmasının önüne geçiliyordu.

Sandığa gidildi.

Türk tarafı yüzde 65 evet dedi.

Rum tarafı yüzde 75 hayır dedi.

Bu kepazeliğin en muhteşem özetini, Ecevit'le birlikte Kıbrıs Barış Harekatı'na imza atan “mücahit” Erbakan yaptı… “Allaha şükür, Kıbrıs, Rumlar sayesinde Yunan adası olmaktan kurtuldu” dedi.

Annan planının satır aralarına gizlenen maddelerinden biri, Maraş'tı.

1974 Barış Harekatı'ndan beri bizim olan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin kararı uyarınca yerleşime ve iskana kapalı tutulan, Türk ordusu tarafından askeri yasak bölge olarak korunan, sekiz kilometre kumsala sahip, 4 bin 600 dönümlük, Akdeniz'in Las Vegas'ı Maraş… Annan planıyla Rum tarafına devrediliyordu.

Bugün?

Asrın liderimiz müjdeledi.

Maraş sahili açılıyor.

Yandaş medyanın manşetlerinde havayi fişekler patlıyor.

“Ayasofya'dan sonra Maraş'ı açıyoruz”

“Karabağ'ı kurtardık, Maraş'ı kurtarıyoruz”

“İşte milli irade”

“Sahada ve masada güçlü Türkiye”

“Akdeniz'in hakimiyiz”

“Destan yazıyoruz!”

Yes be annem'le Maraş'ı veriyorlardı.

Şimdi, Maraş'ı açıyoruz diye destan yazıyorlar iyi mi!

Rahmetli Erbakan bugünleri görseydi…

“Sizi gidi Annan mücahitleri sizi” derdi!

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more