Spor yapmak corona virüsünden koruyor mu?

1,5 yıldır pandemi ile mücadele ediyoruz. Tüm dünya aşılama konusunda ve virüse karşı tedbirler alma konusunda âdeta seferberlik ilan etmiş durumda. Yine de hâlâ eski normalimize dönmeyi başaramadığımız gibi virüsün kimleri, nasıl etkilediği konusunda da net bir görüş birliğine varılamıyor. En çok tartışılan konulardan biri de düzenli spor yapmanın COVID'e karşı herhangi bir koruma sağlayıp sağlamadığı ya da dirençsizlik yaratıp yaratmadığı ile ilgili. Özellikle de Tokyo Olimpiyatları'na katılan sporcuların virüsle enfekte olması spor ve virüs arasındaki ilişkiyi yeniden gündeme getirdi.

Spor yapmak corona virüsünden koruyor mu?

Bir yıl ertelenen ve heyecanla beklenen Tokyo Olimpiyatları, yine de pandemi gölgesinde başladı. Farklı varyantlarla bulaşıcılığını artıran virüs, olimpiyatların önce seyircisiz başlamasına, şimdi de testi pozitif çıkan sporcuların geri çekilmelerine neden oldu.

Olimpiyatlar, bir yılı geçkin bir süre sonunda nihayet başladı, ancak Japonya’da COVID-19 kontrolsüz bir şekilde yayılırken, organizatörler yarışmacıları ve halkı güvende tutmak için daha önce görülmemiş adımlar atmak zorunda kaldı. Buna rağmen corona virüsüne yakalanan sporcuların hayalleri suya düştü.

Bazılarının testleri Japonya’da pozitif çıktı, bazılarınınki gelmeden önce… Henüz 17 yaşındaki Coco Gauff ile birlikte ABD’den beş sporcu, Çek Cumhuriyeti’nden altı yarışmacı, Büyük Britanya’dan üç yarışmacı, Güney Afrika’dan iki yarışmacı Tokyo Olimpiyatları’ndan çekilmek zorunda kaldı.

Gelecek vadeden ve henüz 17 yaşında olan Coco Gauff da Olimpiyatlar’dan çekilmek zorunda kaldı.

COVID SORUNU BÜYÜYOR

Tokyo olağanüstü durumda ve altı ay içindeki en yüksek günlük yeni COVID-19 enfeksiyonu sayısını kaydederken Japonya’daki birçok kişi, dünyanın dört bir yanındaki halk sağlığı uzmanları gibi ülkenin olimpiyatlara devam etme kararına karşı çıkmıştı.

Tokyo’ya beş sporcu göndermeyi planlayan Afrika ülkesi Gine, “COVID varyantlarının yeniden canlanması nedeniyle” Olimpiyatlara katılmayacağını duyurdu. Dünya Sağlık Örgütü Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus ise Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne hitap ederken, oyunlarda COVID vakaları olacağını kabul etti. Yaptığı açıklamada, “Herhangi bir vakanın mümkün olduğunca çabuk tanımlanması, izole edilmesi, izlenmesi, ilgilenilmesi ve bulaşıcılığının kesilmesi başarının anahtarı olacaktır” dedi.

DSÖ başkanı, 8 Ağustos’ta Olimpiyat meşalesi sönmeden önce 100.000 kişinin daha COVID’den öleceğini tahmin ederek aşıların önemini vurguladı.

Pazartesi günü, ülkenin en büyük otomobil üreticisi Toyota, Japonya’da Olimpiyatlarla ilgili herhangi bir televizyon reklamı yayınlamayacağını ve şirket yöneticilerinin açılış törenine katılmayacağını duyurdu.

Aynı gün, ABD kadın jimnastik takımından bir kişinin oyunların başlamadan sadece dört gün önce COVID-19 testinin pozitif çıktığı haberi geldi. ABD’li yetkililer jimnastikçinin pazar günü Tokyo’nun yaklaşık 35 mil doğusundaki Narita’da antrenman yaparken testlerinin pozitif çıktığını söyledi. NBC News’in haberine göre, jimnastikçi ve takımdaki bir kişi daha karantinaya alındı. ABD Olimpiyat ve Paralimpik Komitesi yaptığı açıklamada, “Bireyin mahremiyetine saygıdan dolayı şu anda daha fazla bilgi sağlayamıyoruz” dedi.

Jimnastikçinin, Japonya’ya geldikten sonra testinin pozitif olduğu belirtildi, ancak pazar gününden bu yana oyunlarla bağlantılı en az bir düzine yeni vaka olduğu da açıklandı.

OLİMPİYAT YARIŞMACILARI, BASKETBOL OYUNCULARI… HEPSİ VİRÜSLE MÜCADELE ETTİ

Olimpiyatlar ile beraber virüsün etkilerinin sporcularda nasıl ortaya çıktığı, hastalığın seyri ile ilgili bir dizi soru da yeniden gündeme geldi. Bu da yaklaşık bir buçuk yıllık pandemi sürecine rağmen hâlâ virüsle ilgili bilinmeyen pek çok soru olduğunu yeniden gözler önüne serdi. Bunlardan bazıları da spor yapmanın etkileri ile ilgili. Spor yapanların enfekte oranları daha mı düşük; yoksa spor yapmak virüse olan direnci mi düşürüyor? Hastalığı atlatan sporcular COVID’in uzun vadeli etkileriyle nasıl mücadele etti?

Bu süreçte birbirinden farklı spor dallarında mücadele eden ve COVID teşhisi konan sporcuların hikayeleri de sık sık gündeme geldi.

HENÜZ 23 YAŞINDALAR

Jayson Tatum, sahalara geri dönmüş olsa da kondisyon problemi yaşadığını kabul ediyor.

Orlando Magic’ten Mohammed Bamba ve Boston Celtics’ten Jayson Tatum, COVID ile savaşmak zorunda kalan iki NBA oyuncusu. Şut blokaj yeteneğiyle tanınan Bamba’ya 11 Haziran 2020’de virüs teşhisi kondu ve iyileşmesinin üzerinden yaklaşık altı ay geçtikten sonra bile hâlâ tam olarak kendini iyi hissetmediğini belirtmişti. 2021 NBA All-Star arasına giren Bamba, Magic için sadece 16 maç oynadı.

Birçokları gibi, Bamba da enfekte olduğunda ilk olarak duyularını kaybetmişti: Tat ve koku alamama. Ayrıca yorgunluk ve kas ağrısı ile de uğraştı. Kondisyonu hâlâ tam olarak eskisi gibi değil.

Boston Celtics yıldızı Jayson Tatum da virüs sonrasında tam performansını sergileyemedi. Tatum 9 Ocak’ta enfekte olduktan sonra iki haftadan fazla bir süre virüsle mücadele etmek zorunda kaldı.

Tatum, sahalara geri dönmüş olsa da kondisyon problemi yaşadığını kabul ediyor: “Sahada birkaç kez koşarken, nefessiz kalıyor ya da çok daha hızlı yoruluyorum. Bunu COVID olduğumdan beri fark ettim. Bu sadece üzerinde çalıştığım bir şey. Oynadığım ilk oyundan bu yana daha iyiyim ama yine de zaman zaman bununla uğraşıyorum.”

ASIA DURR’UN PROFESYONEL KARİYERİ TEHLİKEDE

Asia Durr’un ne zaman sahalara dönebileceği oldukça belirsiz ve hatta hiç dönememe ihtimali bile var.

Basketbol oyuncusu Asia Durr’un durumu biraz daha farklı. O, performans düşüşünden, kaçırılan birkaç maçtan veya bir sezondan daha fazlasını gördü. Durr, uzun süreli COVID’den muzdarip.

Beyin sisi, baş dönmesi, yorgunluk ve nefes almada zorluk gibi semptomlar nedeniyle Durr’un ne zaman sahalara dönebileceği oldukça belirsiz ve hatta hiç dönememe ihtimali bile var.

Durr, durumunu şu şekilde özetliyor: “Kendimi harika hissettiğim günler oluyor, dışarı çıkıp mağazaya gidebilirim ya da temizlik yapabilirim. Ve sonra, ‘sadece yatakta kalmak istiyorum’ dediğim günler oluyor. Bir otobüs çarpmış gibi hissediyorum.”

VİRÜS BULAŞMIŞ OLSA DA FİZİKSEL AKTİVİTE, HASTALIĞIN SEYRİNDE ÖNEMLİ BİR ETKEN

Her biri birbirinden başarılı sporcunun virüsle mücadele etmesi ve eski kondisyonlarına ulaşmakta zorlanması sporun virüse karşı sanıldığı kadar koruyucu bir etkisi olmadığı şüphelerini de beraberinde getirdi. Ancak yapılan araştırmalara göre fiziksel aktivitenin, hastalıkla mücadelede, hastaneye kaldırılma ve ölüm riskini azalttığı ortaya çıktı.

ABD’de yapılan yeni bir araştırma, fiziksel olarak daha az aktif olan kişilerin hastaneye kaldırılma ve COVID-19 ile ölme olasılığının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bu yeni hesaplamalara göre, hareketsiz olmak kişileri COVID-19 açısından daha fazla risk altına sokuyor.

FİZİKSEL AKTİVİTE HASTANEYE KALDIRILMA VE ÖLÜM RİSKİNİ AZALTIYOR

Araştırmada, insanlara pandemi öncesinde iki yıllık süre boyunca ne kadar egzersiz yaptıkları soruldu. Bu bilgiler kullanılarak insanlar üç gruba ayrıldı. “Sürekli olarak hareketsiz” olarak tanımlanan ilk grup, haftada 10 dakikadan fazla egzersiz yapmadı. İkinci grup, haftada 11 dakika ile 149 dakika arasında egzersiz yaparak “biraz aktivite yapanlar” olarak tanımlandı. Üçüncü grup ise haftada 150 dakika veya daha fazla egzersiz yaparak “sürekli olarak fiziksel aktivite yapanlar” olarak ayrıldı. Egzersizler, orta ila yorucu aktivite olarak tanımlandı.

Haftada en az 150 dakika egzersiz yapan insanlarla karşılaştırıldığında, sürekli hareketsiz olan kişilerin COVID-19 nedeniyle hastaneye kaldırılma ve ölme olasılığı iki katından fazlaydı.

50 BİN KİŞİNİN VERİLERİ İNCELENDİ

Araştırmada Ocak ve Ekim 2020 arasında COVID-19 olan yaklaşık 50.000 kişiden gelen veriler kullanıldı. Ancak araştırmacılar çalışmada bazı karıştırıcıların olduğunu da belirtiyorlar. Ve cinayet ile dondurma ilişkisi gibi klasik bir karıştırıcı örneği ile durumu özetlemeye çalışıyorlar. Cinayetlerin dondurma satışlarına paralel olarak arttığı ve azaldığına dikkat çekiliyor. Ancak hiç kimse dondurmanın cinayete yol açtığını veya cinayet işledikten sonra dondurma yeme olasılığının daha yüksek olduğunu düşünmüyor. Olayın aslı; hava sıcakken dondurma satışları daha yüksek ve cinayetler de yüksek sıcaklıklarda artıyor olması.

COVID-19 sonuçları ile fiziksel aktivite arasındaki ilişkiyi düşündüğümüzde de olası karıştırıcıların neredeyse sonsuz olduğu vurgulanıyor. Diyabet gibi uzun vadeli sağlık koşulları COVID-19 riskini artırıyor ve egzersiz yapmayı zorlaştırabiliyor. Çalışmanın araştırmacıları bu durumu hesaplamaya çalışsalar da tamamen kontrol etmenin oldukça zor olduğunu belirtiyorlar.

Ayrıca, sosyoekonomik faktörlerin de rolü olduğuna dikkat çekiliyor. Kısacası; diyet, kilo, alkol ve uyuşturucu kullanımı ve fiziksel aktivite dahil olmak üzere birçok davranışsal ve çevresel faktör birbiriyle bağlantılı durumda. Birinin etkisini diğerinden ayırmak ise son derece zor.

OTURARAK VE YATARAK GEÇİRİLEN SÜRE AZALTILMALI

Bu sınırlamalara rağmen çalışmada daha aktif olmanın, sağlığı iyileştirdiği ve hastalık geliştirme riskini azalttığı belirtiliyor. Ve Dünya Sağlık Örgütü de bazı fiziksel aktivitelerin, hiç olmamasındansa olmalarının daha iyi olduğunu söylüyor. Aynı zamanda, oturarak veya yatarak geçirilen sürenin azaltılması gerektiğini vurguluyor.

Science Direct’te yayınlanan bir başka araştırma ise ABD eyaletlerindeki fiziksel aktivite ve COVID-19 vakalarındaki ölüm oranlarını analiz ediyor. Çalışma, 100.000 ilçe sakininin fiziksel aktiviteleri ile corona virüsü hastalığı arasındaki ilişkiyi inceliyor.

Analizler, fiziksel aktivite oranlarının vakalar ve ölümler arasındaki ilişkiyi yumuşattığını ve fiziksel aktivite oranları düşük olduğunda ilişkinin güçlü olduğunu gösteriyor.

DÜŞÜK FİZİKSEL AKTİVİTE, ŞİDDETLİ GEÇEN HASTALIK SÜRECİNE NEDEN OLUYOR

ABD’deki Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi’nin yayınladığı başka bir araştırma da COVID-19 ile enfekte hastalarda sağlıksız beslenme, obezite ve fiziksel hareketsizlik gibi bazı risk faktörleri ve bunların hastalık şiddeti ile süresi üzerindeki etkileri değerlendiriliyor.

Araştırma; 20 Mart 2020 – 24 Nisan 2020 tarihleri arasında Üniversite Hastanesi’nin solunum acil servisine başvuran tüm hastaların verilerini kullanıyor. Araştırmada 206 hastanın verileri analiz ediliyor. Sonuçlar, daha düşük fiziksel aktivite düzeyine sahip hastaların, hastalıktan daha şiddetli bir biçiminde etkilendiklerini ortaya koydu.

Çalışmaya göre; artan fiziksel aktivite seviyelerinin COVID-19 hastalığının şiddetini kısmen azaltabileceği görülüyor. Ayrıca artan meyve ve kümes hayvanları tüketiminin yanı sıra daha az çay içmek gibi bazı diyetlerin, hastalığın daha az şiddetli bir formuyla önemli ölçüde ilişkili olduğu görüldü.

ORTA DERECELİ EGZERSİZ BİLE RİSKİ AZALTIYOR

36 kadını kapsayan kontrollü bir çalışmada, orta dereceli egzersizler sırasında üst solunum yolu enfeksiyonu riskinin azaldığı gözlemlenmiş.
Ayrıca, kış ve sonbahar mevsimlerinde 12 hafta boyunca 1002 yetişkinin izlendiği bir başka çalışmada, fiziksel uygunluk düzeyi ve haftada aerobik egzersiz programı sıklığının oldukça önemli olduğu ve üst solunum yolu enfeksiyonunun azalması ve süresi ile de ilişkili olduğu görüldü.

Genel olarak, daha önce bahsedilen çalışmalarla uyumlu olarak, mevcut sonuçlar, COVID-19 hastaları arasında fiziksel aktivite ile hastalık şiddetindeki azalma arasında önemli bir ilişki buldu. Ancak orta ila yüksek fiziksel aktivite ile belirti ve semptomların süresi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki gözlemlenemedi. ​

Tokyo Olimpiyatları'nda 127 kişide corona virüsü tespit edildi İlginizi Çekebilir Tokyo Olimpiyatları'nda 127 kişide corona virüsü tespit edildi Bilim insanları: Düzenli kahve içmek Covid-19 riskini azaltıyor İlginizi Çekebilir Bilim insanları: Düzenli kahve içmek Covid-19 riskini azaltıyor BioNTech aşısı Delta virüsüne karşı etkili mi, ne kadar etkili? İlginizi Çekebilir BioNTech aşısı Delta virüsüne karşı etkili mi, ne kadar etkili?
ABD aerobik Afrika basketbol Çay Çek Cumhuriyeti Cinayet Corona Dünya Egzersiz kahve Olimpiyat Olimpiyatlar Ölüm otomobil Sağlık uyuşturucu