“Helâlleşmeden bu dünyadan gitmesin!”

Son dönemde adından çok bahsedilen 86 yaşında bir politikacı var: Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk

AKP'liler onu, Saray'a yanaşıp, Cumhur İttifakı ile Saadet Partisi arasında köprü kurmaya çalışması nedeniyle el üstünde tutuyorlar.

Çökmekte olan iktidara destek olma çabasındaki Oğuzhan Asiltürk, bu çalışmaları sırasında Covid-19 virüsü kaptı ve hastaneye kaldırılıp yoğun bakıma alındı.

Koronavirüs sonrası zatürre teşhisi de konulan ve oksijen tüpüne bağlanan Oğuzhan Asiltürk'ün sağlığı dördüncü günün sonunda iyiye gitmeye başladı.

Bu habere en çok Ankaralı gazeteci Faruk Mangırcı sevindi. 50 yaşındaki gazeteci “Şahsen çok memnun oldum, çünkü Oğuzhan Asiltürk, benimle helalleşmeden bu dünyadan gitmemeli…” dedi.

★★★

Faruk Mangırcı, neden böyle konuştuğunu Oğuzhan Asiltürk'e açık bir mektup yazarak anlattı.

Mektubunda, yaklaşık 25 yıl önce, genç bir gazeteci iken, basın toplantısında sorduğu bir soruya kızan Oğuzhan Asiltürk'ün, gazetenin patronu Enver Ören'i arayarak kendisini işten attırdığını anlatan Faruk Mangırcı (özetle) şöyle yazdı:

“Asiltürk, işim gereği sorduğum bir soru nedeniyle haksız yere beni işten attırdı,  hayatımla, istikbalimle oynadı. Şimdi hesap günü yaklaşıyor.

Demem o ki, İçişleri ve Sanayi Bakanlıkları yapan Asiltürk o gün, genç bir gazetecinin ekmeğiyle oynayan bir egemendi, bugün yaşam savaşı veriyor.

Dilerim hastalıktan kurtulur, fakat, eğer kurtulamaz da ‘emri hak vaki olursa' kul hakkıyla ahirete gider. Bu nedenle benimle helâlleşmesi lâzım diyorum.

O günkü patronum Enver Ören, kim iktidardaysa onun adamıydı. “Bizim iktidarlara bakış açımız değişmez. Biz otobüs durağında bekler, gelen otobüse bineriz” diyen bir zihniyete sahipti.

Oğuzhan Asiltürk'ün gönlünü yapmak için iş akdimi feshetti. Hem de ihbarsız, tazminatsız… İslâmcı medyadaki ilk kurban ben oldum.

Genç bir gazeteci iken dürüstçe görevimi yaptığım için işsiz kalmıştım. Hayata dair inancım, güvenim kalmamıştı…”

★★★

O gün Oğuzhan Asiltürk kudretli bir siyasetçiydi ve genç bir gazetecinin ekmeğiyle oynamaktan çekinmeyen bir egemendi… Bugün yaşam savaşı veriyor!

Bu dünyada hesap vermeden bunca yıl yaşadı ama eğer inandığımız hesap günü varsa, mahşerde o basın toplantısının hesabını sorarım Asiltürk'ten… Bu dünyada benimle mutlaka helâlleşmeli… Bu nedenle ‘İnşallah şifa bulur, emri hak vaki olmaz!' diyorum.”

TEBESSÜM

Rumlardan önce kendimize kızalım!

Kıbrıslı Rumların, Türklere bakış açısı malûm… Güçleri yetse, fırsat bulsalar gözlerimizi oyacaklar.

Kıbrıslı Rum Eğitim Bakanlığı, okul müdürlerine “Öğretmenler, ‘Oxford Discover Futues adlı ders kitabında yer alan Atatürk'le ilgili sayfaları yırtıp atsınlar.” diye talimat göndermiş.

Liselerde okutulan bu çalışma kitabının bir bölümünde Atatürk “Türkiye'nin en büyük kahramanı” olarak tanıtılıyormuş…

Rum Eğitim Bakanı gibi çirkin siyasetçilerden her türlü aşağılık iş beklenir. Fakat, bu haberden sonra iktidar medyasının “Atatürk'e hakaret ediyorlar” diye feveran etmesi, AKP sözcüsünün “Rumların bu davranışını şiddetle kınaması”, bana “Temel hikâyesi” gibi geldi.

Bu iktidar döneminde, okullarımızdaki ders kitaplarında Atatürk'le ilgili bölümler makaslanıp azaltılmadı mı? Atatürk devrimleri yok sayılmadı mı? Atatürk ve İnönü'ye “İki ayyaş” diye hakaret edilmedi mi?

Rumlardan önce, kendimize kızmamız lâzım!

GÜNÜN SÖZÜ

Dünyanın adaleti “gerçekten”, mutluluğu “adaletten” doğar!