“Kravatlı bir Afganistan!”

“Türkiye kravatlı bir Afganistan olma yolunda!

Fen bilimleri yerine bizleri kul köle etmeyi planlamış, hurafe öğreten zırvalıkları ders programına koyan toplum biziz!

Tabii ki, bu durum aptallık ve zekâ eksikliğinden ziyade cehalet sonucu gelişmiştir!”

Bu sözleri uzun yıllar önce Prof. Dr. Celâl Şengör söylemişti…

Celâl Hoca, Türkiye'nin Kravatlı bir Afganistan” olma yolunda olduğunu söylediği zaman doğrusu yadırgamış “Mübalâğa ediyor!” diye düşünmüştüm.

Aradan uzun zaman geçti ve Prof. Dr. Celâl Şengör haklı çıktı.

Avrupa Birliği'ne girmeyi hayal ederken, Taliban'la aynı düşünceleri paylaştığımız söylenmeye başlandı!

Bunu herhangi bir kimse gündeme getirse tebessüm edip geçerdik, fakat…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Taliban'dan söz ederken:

“Nasıl ki Amerika'yla bazı görüşmeleri Taliban yaptıysa, herhalde Taliban'ın bu görüşmeleri Türkiye ile çok daha rahat yapması lâzım. Çünkü Türkiye'nin,  onun inancıyla alâkalı ters bir yanı yok. Ters bir yanı olmadığı için de onlarla bu konuları daha iyi görüşeceğimize ihtimal veriyorum” deyince ortaya ciddi bir durum çıktı!

Taliban kendini “Afgan İslâm Emirliği” olarak adlandırıyor ve Afganistan1400 yıl önceki Arap yaşayışına göre yönetmeye kalkıyor.

Taliban'ın çağlar gerisinde kalan düşünce ve uygulamalarını şöyle özetleyebiliriz:

★★★

 Ülkede televizyon, fotoğraf ve müzik yasak!

 Din uğruna kafa kesiyorlar!

 Kadınların çalışması, kız çocuklarının okula gitmeleri yasak!

 Bütün kadınlar peçe takmak zorunda!

 Erkekler takke takıp sakal bırakmak mecburiyetinde…

 Yüzü görünen kadınlar kırbaçlanıyor, sakalını kesen erkeklere hapis cezası veriliyor.

 Her erkeğe en yakın camide 5 vakit namaz kılmak zorunluluğu getirildi.

 Mazereti olmadan camiye gitmeyen ve namaz surelerini bilmeyen erkeklere kırbaç cezası var!

 Bütün okullar din eğitimi veren medreselere dönüştürüldü.

 Televizyon gibi, bilgisayar ve internet de yasak.

 Afgan İslâm Emirliği'ne (Taliban'a) karşı gelenler vatan haini ilan edilerek idam ediliyor!

 Ceza alan kişilerin infazları Cuma namazlarından sonra yapılıyor. Verilen cezaya göre mahkûmların ya elleri ya da kafaları kesiliyor!

 Müslüman Müslüman'ı öldürüyor!

★★★

İşte Taliban bu!

Bizim böyle kafalarla bir yakınlığımız olabilir mi? Onlarla inanç birliği içinde olmamız mümkün mü?

Taliban, terör üreten kan akıtıcı, zalim bir örgüt… Sanata, kültüre, uygarlığa düşman! Tarihî heykelleri ve sanat eserlerini yakıp yıkmakla övünüyorlar!

Prof. Dr. Celâl Şengör'ün dediği gibi maalesef “Kravatlı Afganistan” olma yolunda ilerliyoruz! Allah yardımcımız olsun!

“Acelen neydi ey Azrail?”

Büyük mizah ustası Turgay Yıldız en verimli çağında aramızdan ayrıldı.

Çektiği eleştiri ve hiciv yüklü skeçlerle tanınan Turgay Yıldız, geçen hafta Ankara'da geçirdiği bir kalp spazmının ardından hastaneye kaldırılmıştı. Tüm çabalara rağmen kurtarılamadı. Henüz 56 yaşındaydı.

Yolsuzluklara, ekonomik zulme, zengin-yoksul arasındaki uçuruma mizah penceresinden bakan Turgay Yıldız'ın zamansız ölümü nedeniyle paylaşılan mesajlarda:

“Gülümsedi, gülümsetti, düşündürdü, güzelleştirdi. Yokluğu büyük boşluk bırakacak” denildi.

Turgay Yıldız'ın sevenlerinden olan DSP İstanbul eski Milletvekili Süleyman Yağız, sanatçının ölümünden sonra yazdığı şu anlamlı dörtlüğü gönderdi. Okuyalım:

Can alıcı (Azrail) gelmiş, Turgay'ı almış,

Zalimler dünyaya kazık kakarken,

Acelen neydi be ey can alıcı,

Sırada bir sürü hırsız dururken?

GÜNÜN SÖZÜ

Benzer üç derdim var: Bir ayrılık, bir yoksulluk bir de ölüm! (Karacaoğlan)