Gazze’de büyük insani trajedi yaşanıyor...

Peki, barış nasıl gerçekleştirilecek? Çözümün ne derece zor olduğuna bir örnekle anlatayım:

Jimmy Carter, 1977 yılında ABD Başkanı olarak göreve başladı. Demokrat başkanın önceliği, Filistin-İsrail sorununun tamamen çözümü idi. Bakışı kendinden önceki seleflerinden farklı oldu.

ABD’nin sorunu çözüm merkezinde -Dışişleri Bakanı Henry Kissinger etkisindeki- “mekik diplomasisi” vardı. Bu yaklaşım, Filistin’i hesaba katmadan salt İsrail ve komşuları arasındaki ikili anlaşmalara öncelik vererek çözüm üretmekti!

Carter, bu perspektifin aksine Filistinliler için vatan önceliğini savunan ilk başkan oldu.

Sorunun ana sebeplerinden görünen, Balfour Deklarasyonu’ndaki “Yahudi yurdu” (home) için kullanılan terimin aynını Filistinliler için kullandı...

Carter’ın bu tavrı, ABD Yahudi iş çevrelerinde ve İsrail’de infial yarattı. Carter’a destek Sovyetler Birliği/SB Başkanı Leonid Brejnev’den geldi. İki başkan ortak bildiriye imza attı:

-İsrail 1967’de işgal ettiği topraklardan çekilmelidir...

-Filistin halkının meşru hakları güvence altına alınmalıdır.

Devamı geldi:

★★★

Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat inanılmazı gerçekleştirdi: Sürekli savaştığı İsrail’e 1977’de gidip mecliste/Knesset’te konuşma yaptı.

İsrail’de, -bu ılımlığa sıcak bakan 30 yıllık İşçi Partisi iktidarına karşı- ilk kez sağ koalisyon Likud 1977’de Menahem Begin etrafında birleşip iktidar oldu.

Yine de aşırılar/Likud, ABD ve SB’ye karşı gelemedi. Carter, Enver Sedat ile Menahem Begin’i -ABD başkanlarının tatil evi- Camp David’te 1978’de bir araya getirdi. Aynı yıl Nobel Barış Ödülü bu iki başkana verildi. (Begin’in, 91 insanın öldüğü King David Otel’e bombalı saldırı emrini vermesine ve 107 Filistinlinin öldüğü Deir Yasin Katliamı’nda yer almasına rağmen Nobel Barış Ödülü’nü alması çeşitli tartışmalara neden olsa da “Yeter ki barış gelsin” isteniyordu.)

Barış hiçbir zaman bu kadar yakın olmadı; Fransız solcu aydınlar Jean Paul Sartre ve Simone de Beauvoir Gazze’ye gitti.

Batı medyası “iki devletli” çözümden yanaydı. Gazze, Hong Kong yapılacaktı!

“İşin” rengi 1979’da değişmeye başladı. Ortadoğu’da ilk gerçekleşti: İran İslam Devrimi...

Devrimci Şii kadroların çoğu Lübnan’daki Filistin Kurtuluş Örgütü/FKÖ kamplarında eğitilmişlerdi. Tahran sokaklarında atılan sloganlardan biri, “Bir Devrimle İki Devrim” idi. İkinci devrim, Filistin’de gerçekleştirilecekti. Bu nedenle, Tahran’daki İsrail Büyükelçiliği boşaltılıp Filistin Büyükelçiliği yapıldı. Humeyni’nin ilk ziyaretçisi FKÖ lideri Yaser Arafat oldu. Vs.

Gelelim işin sonuna:

★★★

Tarih: 4 Kasım 1979.

Tahran’daki ABD Büyükelçiliği basıldı, 444 Amerikalı esir alındı! Bu olay Ortadoğu’daki barış görüşmelerini askıya almakla kalmadı, Carter’ı başkanlıktan etti! Yeni Başkan Ronald Reagan, SB ile ilişkileri gerginleştirdi ve Filistin-İsrail sorununa Carter’dan farklı baktı.

Ardından Enver Sedat öldürüldü. Keza:

Begin’in barışa imza koymaktaki yavaşlığı Dışişleri Bakanı Moşe Dayan, Ezer Weizman gibi “şahinleri” bile bezdirdi.

Oslo Anlaşması’na imza koyan Başbakan İzak Rabin suikastla ve Arafat zehirlenerek öldürüldü. Vs.

Detaya boğmayayım sizi, barış bu topraklara bir türlü gel(e)medi. Çatışmalar tırmanarak sürdü gitti...

Sadece son yüz yıl değil...

Sadece Müslüman-Yahudi çatışması değil...

MÖ 18’inci yüzyıldan beri -başta Gazze olmak üzere- bölgede savaş var. Bunun öncelikli sebebi, Doğu Akdeniz’deki bu toprakların jeostratejik önemi!

İki kadim halk kol kola girmezse bölgeye barışın gelmesi imkansız.