Genç yazar Rana Demiriz, Çalıkuşu romanının Feride’si oldu

Muğla’nın Marmaris ilçesinde yaşarken ilk romanını 14 yaşında yazan Rana Demiriz, 24 yaşına geldiğinde 7’nci kitabını çıkardı. 8’nci kitap yolda. Çok erken yaşta ünlü yazarlar arasına giren Demiriz, 10 yıldır illeri gezip köy okullarında kız çocuklarına ilham vermeye, kitap okuma, kitap sevgisi ve kitap sevgisinin dersler ile hayatımıza başarısının katkısını anlatmaya çalışması nedeniyle Reşat Nuri Güntekin’in ünlü kitabı Çalıkuşu’nun Feride’sine benzetiliyor olmaktan da son derece mutlu. Genç yazarın 'Ayasofya’da bir gece’ isimli kitabı 2 yıl içinde 8’nci baskıya ulaştı.

Genç yazar Rana Demiriz, Çalıkuşu romanının Feride’si oldu

Muğla'nın Marmaris ilçesinde yaşayan, 2010 yılında 14 yaşındayken ilk romanı Gölgedeki Işıklar'ı çıkaran Rana Demiriz 24 yaşında 7'nci kitabına ulaştı. 8'nci kitabının yolda olduğunu belirten Demirz küçük yaşına rağmen çok da büyük bir misyon üstlenerek il il gezerek özellikle kız çocuklarına ilham vermeye çalışıyor. Bu davranışı ile Reşat Nuri Güntekin'in ünlü kitabı Çalıkuşu'nun Feride'sine benzetiliyor. Feride'ye benzetilmekten gurur duyduğunu belirten Demiriz, “Biliyorsunuz Çalıkuşu, Mustafa Kemal Atatürk'ün de çok sevdiği kitaplar arasındaydı ve ben de bu kitap ile Feride'den büyük ilham aldım” dedi. Genç yazarın Ayasofya'da bir gece' isimli kitabı 2 yıl içinde 8'nci baskıya ulaştı.
Gölgedeki Işıklar (2010), Gölgedeki Işıklar II -Yüzleşme (2011), Gölgedeki Işıklar III- Donmuş Ateş (2012), Gölgedeki Işıklar IV – Kutsal Denge (2013), Ayasofya'da Bir Gece (2018), Endülüs'te Bir Hafta (2019) ve bu sene de Sarayda Bir Yıl isimli kitapları çıkartan Rana Demiriz Sözcü HaftaSonu'na konuk oldu.

YAZAR OLMAK İÇİN KİTAP YAZMADIM

Aslında bir kitap yazayım da yazar olayım düşüncesiyle yazarlığa başladığını söyleyen Demiriz, “İlk kitabım Gölgedeki Işıklar'ı 14 yaşındayken, kitap yazayım da yazar olayım düşüncesiyle yazmadım. Bu kitap benim sınav sistemine karşı takındığım çok isyankar bir düşüncenin dışa vurumu oldu. 2008- 2009'da çok kitap okuyordum. Okuduklarımdan ve gezdiğim tarihi yerlerden çok etkileniyordum. Aklıma gelenleri kağıt üzerine dökmeye başladım. Baktım ki internet sitelerinde herkes takma isimle hikayeler yayınlıyor ben neden yapmayım dedim. Ben de roman kahramanı ‘Anitablake' takma adıyla ilk kitabımı orada bir hikaye gibi, arkası yarın türü yazmaya başladım. Kimse 14 yaşında olduğumu bilmeden her hafta sürekli artan okur kitlem oldu. Her hafta yeni bölüm nerede yeni bölüm nerede diye yazarak beni teşvik ettiler. Öyle olunca bir bölüm daha diye diye yazıyı uzattım gitti ve bir kitap haline geldi. Haziran ayında annemin karşısına çıkıp gelişmeleri anlattım. Önce kendimize kalan bir hatıra olarak düşünsek de yayınevlerinin düşünceleri bizi kamçıladı ve sonuçta bu hale geldik” dedi.

KİTABI BASTIRMAK, YAZMAKTAN ÇOK DAHA ZOR

İlk kitabını bastırmak için neredeyse ülkedeki tüm yayınevlerini gezdiğini, fakat umduğunu bulamadığını da söyleyen genç yazar, “Türkiye'nin tüm yayınevlerini yek tek gezip gördüm. Onlara göre en genç yazar 22-23 yaş civarıydı. Hepsinin cevabı ‘Yazdıkların çok güzel ama 18 yaşına gel, biraz daha yetişkin ol, o zaman görüşürüz' şeklindeydi. Bunları yaşayınca aslında kitapların basımının çok daha zor olduğunu gördüm. Ben yazmakta zorlanmıyorum. Sanki önceden gördüğüm film gibi ve ben sadece bunları kağıda aktarıyorum. Bu nedenle benim için yazma kısmı çok daha kolay oluyor. Sonuçta kitabımı bastırmayı başardım. İlhamımı daha çok sanat tarihinden, tarih ve gezdiğim antik kentlerden alıyorum. Bunlar beni ta lise yıllarından bu yana besledi ve hala besliyor. Zaten üniversitede de bu bölümü tercih etmemin sebebi de bu oldu. Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi mezunuyum. Tarihi de çift ana dal yaptım. Bunlar beni çok besledi” diye konuştu.

KİTABI TUTUNCA KÖY OKULLARINI GEZMEYE BAŞLADI

İlk kitabının ardından ulusal basında çıkan haberleri sonucu çeşitli okullara çağırılarak seminerler vermeye başladığını söyleyen Demiriz şunları söyledi:
“İlk kitabımla birlikte ben il il gezip okullarda seminerler vermeye başladım. Kitap okuma, kitap sevgisi ve kitap sevgisinin derslerimize ve hayatımıza başarısının katkısını anlatmaya çalışıyorum. Bu gezilerimde sadece 14 yaşındaki arkadaşlarımı değil daha küçük kız çocuklarıma ilham vermek adına gezilerimi daha fazlalaştırmaya karar verdim. Köylerdeki kız çocuklarına, bakın ben bunu yaptım, siz de yapabilirsiniz dedim sürekli. Bu gezilerimde kız çocuklarındaki o ışığı görmek beni bu seminerlere bağımlı hale getirdi. Daha çok gezdim. Şehir ve bölge ayırt etmeden her yere gitmeye çalışıyorum. Geçen yıl Sivas Kongresi'nin 100'ncü yıl etkinliklerine valiliğin davetlisi olarak gittim. O kadar güzel duygular yaşıyorum ki buna kelimeler yetmez.”

DÜNYADA BİR İLKİ GERÇEKLEŞTİRİP 17 YAŞINA GELMEDEN 4 KİTAP ÇIKARDIM

İlk kitabının basılması ve peşinden de ulusal basında büyük yer bulmasının ardından şansının açıldığını söyleyen Rana Demiriz, “Özel bir kolej kitaplarıma sponsor oldu. Bu sayede de 17 yaşına gelmeden 4 kitap çıkardım. Bunun da yine dünyada bir ilk olduğu söylendi. Tabii ki hem çok şaşırıp hem de çok mutlu oldum. Üniversiteye başlayınca yazılarıma kısa bir süre ara vermek zorunda kaldım. İlhamımı sanat tarihinden alıyorum, maceralara tarihi bilgiler katmak ve bulmaca gibi kurgular yapmak hoşuma gidiyor. Bu sebeple okuduğum makalelerden, derste gördüklerimden çok etkilenebiliyorum. Yazmak için de genelde okulun olmadığı yaz tatillerini tercih ediyorum. Çünkü çok sakin bir ortamda, dikkatimi dağıtan hiçbir şeyin olmaması gerekiyor” dedi.

AYASOFYA'DA BİR GECE 8'NCİ BASKISINI YAPTI

Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünü kazandıktan sonra akademik kariyeri için yazılarına 3 yıllık ara veren genç yazar bir staj için Ayasofya Müzesi'ne gönderilir. Zaten bu tür ortamlardan son derece mutlu olan Demiriz'in bir yazar olduğu farkına varılınca Ayasofya Müzesi'nin müdürü Hayrullah Cengiz, genç kızı karşısına alarak, “Küçük hanım sen yazarmışsın, kitaplar yazmışsın. Ayasofya'da geçen bir hikaye yazmadan senin stajını onaylamayacağım' der. Zorunlulukla başlayan yazı 10 sayfaya ulaşır. Fakat bu kısa yazıyı okuyan yayınevi sahibinin ısrarı ile 6'ncı kitap olan ‘Ayasofya'da bir gece' kitabı ortaya çıkar. Kitap o kadar çok tutulur ki 2 yıl içinde 8'nci baskıya ulaşır.

100 BİN STERLİN BULAMAYINCA OXFORD’A GİDEMEDİ ENDÜLÜS'TE BİR HAFTA'YI YAZDI

Rana Demiriz, üniversiteden mezun olduğu sene Oxford İslam Sanatı ve Arkeolojisi yüksek lisans programını kazandığını da belirterek, “Oxford gibi bir yerde yüksek lisans yapmak, hayallerim ötesi bir şeydi. Ama kazanmıştım. Dünyalar benim olmuştu. Kazandığımı belirten yazının devamını okuyunca küçük dilimi yutacaktım. Bursum olmadığından 2 yıllık bu programa katılabilmem için 100 bin Sterlin (959 bin 853 lira) para yatırmam gerekiyordu. Tamam, ailem turizmle uğraşıyor, ailenin tek kızıyım ama bu para çok ama çok büyüktü. Tabii ki gidemedim. Ama onlara inat daha önce gidip gezdiğim Endülüs'ü çok ama çok sevmiştim. Bol bol ilham almıştım. Oturdum evde kolları sıvayıp bu kitabı 25 günde bitirdim” dedi

8'NCİ KİTAP YOLDA

Tamamlamak üzere olduğu yeni kitabının diğerlerinden çok daha farklı olacağının altını çizen Rana Demiriz bunu şöyle açıkladı:
“Yine sanat tarihi ve tarihten ilham oluyor ama bu kitabımın çok çok daha farklı olacağını düşünüyorum. Çünkü son dönemlerde okur kitlemin yaşları da büyüdü. Okullarda öğrencilere verdiğim seminerin ardından şimdi artık velilere de aynını düzenlemeye başladık. Her yaşa hitap etmeye başladığımı okur kitlemin yaşlarının büyümesinden anlıyorum ve tabii ki bu da beni çok mutlu ediyor. Yeni çıkacak kitabımda yaş grubunun yükselmesi çok daha fazlalaşacak diye düşünüyorum. Yazdıklarıyla beni çok etkileyen bir yazar olarak Ahmet Hamdi Tanpınar, bir kadın yazar olarak, kariyer anlamında Isabel Allende'yi severek takip ediyorum.”

AKADEMİK KARİYERİME KESİNLİKLE DEVAM EDECEĞİM

Öğrencilik yıllarında sürekli çok başarılı bir öğrenci olan, her düşüncesinde ailesinden büyük destek gören genç yazara, öğretmenleri sürekli çok popüler mesleklere yönlendirilir. Fakat Rana'nın aklı fikri sanat tarihindedir. Ailesine sanat tarihi okumak ve yazar olmak istediğini söylediğinde büyük destek bulur. Şu anda Sabancı Üniversitesi Tarih Bölümünde yüksek lisans yapan Demiriz, “Zaten kitaplarımın konuları da sanat tarihi ve tarihten kurgulanıyor. Yazarlık ile mesleğim iç içe geçmiş iki meslek olması nedeniyle ikisini birlikte yürüteceğim” dedi.

ÇALIKUŞU'NUN FERİDE'SİNE BENZETİLMEKTEN GURUR DUYUYORUM

Yaşı, zaman ve sağlığı elverdiğince okul okul gezerek genç kızlara destek olmayı sürdüreceğini söyleyen Demiriz, “Okul okul gezip kız çocuklarına destek olmaya çalışmamdan dolayı arkadaşlarım beni Reşat Nuri Güntekin'in Çalıkuşu isimli romanındaki Feride'sine benzetiyor. Bundan da ben çok aşırı derecede mutlu oluyorum. Böyle bir karaktere benzetilmekten çok gurur duyuyorum. Zaten benim de en sevdiğim ve ilham aldığım kitap karakteridir Çalıkuşu'nun Feride'si. Eğer Feride gibi gençlerin kalplerine bir nebze dokunabiliyorsam ne mutlu bana. Biliyorsunuz Mustafa Kemal Atatürk'ün de en sevdiği kitaplar arasındaydı” derken o gözlerindeki mutluluğu görmek mümkündü.

ASLINDA OKURLARIMLA BERABER BÜYÜDÜK

Yazarlarıyla birlikte büyümüş olmanın mutluluğunu yaşadığını da “10 yıllık yazarlık ve seminerlik yaşantımda 10 yıl önce ilk olarak okullarına gittiğim çocuklarla aynı yaştaydım. Aradan geçen yıllardan sonra seminer verdiğim gençlerin çoğu değişik meslek sahibi olmuşlar. Beni arayıp benden ne kadar etkilendiklerini ve bu nedenle de aldıkları ilhamla meslek sahibi olduklarını söylüyorlar. Bunları duyunca kalbim yerinden çıkacak gibi hissediyorum. Harika ve anlatılması mümkün olmayan bir duygu bu. Düşünün kendi jenerasyonuna ilham ve yön vermek ve onlarla birlikte büyüdüğünü hissetmek kimi mutlu etmez ki?” sözleriyle anlatıyor.