Sözcü Plus Giriş

Haftanın Kitapları

Özkan Saçkan'dan Haftanın Kitapları...

Özkan SAÇKAN
Güncellenme: 17:54, 08/03/2021
Haftanın Kitapları

Türkiye’yi güldüren adam üzerine bir sözlük denemesi

Taşkın Su’dan Kemal Sunal Filmlerinde Küfür ve Argo. Türkiye’de ilk kez usta bir aktörün filmleri bir sözlük çalışmasına konu oldu. Türkiye’yi güldüren adam Kemal Sunal’ın filmlerini izleyip, sahne sahne metne döken gazeteci yazar, usta oyuncunun yıllardır küfürlü diye “Tu kaka” edilmek istenen filmlerini argo süzgecinden geçiriyor. Binlerce monolog ve repliği inceleyen yazar, filmlerde sokak dilinin ne denli başarılı kullanıldığını örnekleriyle ortaya koyuyor. “Kafatası profesörü”, “Langırt köy sandığına”, “Şano pano”, “Çorbacı”, “Fındıkçı”, “Otobüs”… Kimi rahmetli, kimi sağ; Sadık Şendil, Natuk Baytan, Erdoğan Tünaş, Osman F. Seden, Umur Bugay, İhsan Yüce, Kartal Tibet, Orhan Aksoy gibi senaristleri de anan yazar, Yeşilçam emektarlarının, küfür ve argonun sosunu film senaryolarına ustalıkla yedirmelerini de gözler önüne seriyor. ( Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık )

Çölün gizemlerini ortaya çıkarmak

Antoine de Saint-Exupery'den İnsanların Dünyası. Kitap, yazarın, geride kalmış mutlu çocukluluğuna teşekkür etmek, pilotluk mesleğinin zorluklarını gözler önüne sermek, uçuşlar sırasında kaybettiği meslektaşlarına saygı duruşunda bulunmak, kuşbakışı gördüğü dünyayı herkese gösterebilmek, teknisyeniyle geçirdiği korkunç kazayı anlatmak ve çölün gizemlerini ortaya çıkarmak için yazdığı, insana ve insanın yaşadığı dünyaya dair en felsefi romanı. Bu romanın satırlarında Küçük Prens'in tilkisini bulacak ve tıpkı gezegeninden sıkılıp yeni dünyalar keşfetmeye çıkmış o küçük çocuk gibi kendi dünyanızın bilinmezlerini keşfedeceksiniz. (Alfa Yayıncılık)


 
Kafalar karışıktı, tartışmalar sürüyor

Cazim Gürbüz'den Mustafa Suphi Olayı ve Edebiyata Yansımaları. Mustafa Suphi ve Onbeşlerin vahşice katledilmelerinin üzerinden 100 yıl geçti. Bu yüz yılda Mustafa Suphi ve yoldaşlarının yaşam ve savaşım öyküleri bağlamında çok yazılar ve kitaplar yazıldı. Yazıldı, yazıldıkça kafalar karıştı. Aynı olay ya da ayrıntı, yedi sekiz türlü anlatılabiliyordu ve bu anlatımı yapanların çoğu da olayların içinde ve Suphi'nin yanında bir vesile ya da süre ile bulunmuş kimselerdi. Bu siyasal toplu öldürümün kim ya da kimler tarafından yapılıp/yaptırıldığı konusunda da kafalar karışıktı, tartışmalar sürüp duruyordu. Yazar, Mustafa Suphi ve yoldaşlarına ilişkin tüm yazılanları didik didik etti, karşılaştırdı; yanlışları eledi, eksikleri giderdi, karanlık noktaları aydınlattı. (Berfin Yayınları)


 
Herakleitos ve Sokrates'i peş peşe okuyacaksınız

Turgut Özgüney'den Herakleitos ve Sokrates – Büyük Düşünürlerden Yaşam Bilgeliği. Antikçağ Yunan felsefesinin iki büyük düşünürü Herakleitos ve Sokrates gökyüzünde birer yıldız gibi parlamış, içinde yaşadıkları toplumlara düşünce ve eylemleriyle ışık saçmış, felsefi düşünceleriyle tüm dünyada derin ve silinmez izler bırakmışlardır. Bu kitapta Herakleitos ve Sokrates'i peş peşe okuyacaksınız. Herakleitos ezoterik felsefeyi temsil ederken, Sokrates ise egzoterik zihinsel felsefeyi temsil eder. Evrende var olan her şey kendi karşıtı ile var olur. Gece ve gündüz gibi, sıcak ve soğuk gibi… (Beyaz Baykuş)

Örgüte kafa tutan ütopik bir karakter

Özgün Doğan'dan Sevgili Katilim. Tarih boyunca dünya düzenini şekillendirmeye, toplumları kendi çıkarları doğrultusunda işlemeye çalışan kişi ve kurumlar eksik olmamıştır. Devletin karanlık işlerini yürüten gayri resmi örgüt, ülke içinde birbiri ardına yaşanan kadın cinnetlerinin küresel güçlerin işi olabileceği şüphesiyle konuyu irdelemeye başlar. Ancak karşısında örgüte kafa tutan ütopik bir karakter bulur. Varlığından kimsenin haberdar olmadığı, kadınların zihinlerini ve duygularını ele geçiren bu şahsı(!) bulmak için soruşturma derinleştirilir. Lakin bu karakter tarih öncesi dönemde hüküm süren lanetli bir kavmin, insanüstü güçlerle bezenmiş son temsilcisidir. Ölüm ile yaşamın bir arada ne kadar dengeli olduğunu anımsatırken ölümsüzlüğe meydan okuyor. (Bilgi Yayınevi)

Yokluk üzerine bir düşünüm

Ali Sait Sadıkoğlu'ndan Meontoloji – Mesnevi'nin Engin Denizinde. Batı uzun zamandır varlığı mesele ededursun, yedi yüzyıldır Rûmî bize yokluğu anlatıyor. Mesnevi'nin dalga seslerine kulak verdiğimiz anda kendimizi yokluk üzerine bir tefekkürün içinde buluruz. Bu kitabı mümkün kılan da onu çerçeveleyen de yokluk üzerine bir düşünüm, Yunanca ismiyle meontoloji. Ulaştığı yer ise Batı düşüncesi içinde teşekkül eden varlık felsefelerinin sunduğundan farklı bir varlık ve dolayısıyla yokluk tasavvuru. Yokluk düşüncesini çağdaş koordinatlarıyla ele alan kitap beş denemeden oluşuyor. Bu denemelerin her biri yokluk düşüncesinin bir boyutunu açıyor. Bu açılmayla beraber hayal, arzu, aşk, inanç, iştiyak, doğa, yer, zaman ve adalet kavramaları da yeni bir boyut kazanıyor. (Kopernik Kitap)

Ölüm geldiğinde hiçbir şeyin anlamı kalmayacak

Ertan Güleç'ten Kelebekler ve Sinekler – Sineklerin Dansı. Başarılı bir avukat, Levent. Ortağı Ali'nin ölümü onu sarsıyor. Çamurdan yapılmış eski bir köy evinde yavaş yavaş ölüyor. Ölürken de işlediği cinayetleri anlatıyor. Hem de okura öfkelenerek. Levent'e kızdıkça onu anlamaya başlıyorsunuz. Kelebeklerle sineklerin ayrı sınıflar olduğunu, feda edileceklerin değiştiğini, duyguların farklılaştığını görüyorsunuz. Kullandığı farklı üslupla gerçekleri doğrudan suratınıza çarpan Levent'in kansere yakalanan eşi Merva'yı hayatta tutma mücadelesinde kaybettiklerini gördükçe onu sevmeye başlıyorsunuz. Sevmeyin! Ölüm geldiğinde başka hiçbir şeyin anlamı kalmayacak. (Dağhan Külegeç Yayınları)


 
Deniz Mağarası'nı bulmaya kararlıydı

Catherine Doyle'den Fırtına Koruyucusunun Adası. Fionn Boyle, Arranmore Adası'na ayak bastığı anda, ada ayaklarının altında kıpırdanmaya başladı… Arranmore Adası her nesilde bir kez, gücünü kullanması ve sihrini düşmanlardan koruması için yeni bir Fırtına Koruyucusu seçiyordu. Beasley Ailesi'nin genç üyesi Bartley Beasley de bu görevi elde etmek için, sadece bir kişinin dileğini gerçekleştirecek olan Deniz Mağarası'nı bulmaya kararlıydı. Mağarayı ondan önce bulmak isteyen Fionn Boyle'un ise henüz adaya ve sihrine dair bilmediği pek çok şey vardı. (İthaki Çocuk)

Adaletin ve intikamın romanı

Elçin Poyrazlar'dan Ecel Çiçekleri. Kitap suçlulara cezalarını vermeye, güçsüzleri ayağa kaldırmaya geldiler… İstanbul'da birbiri ardına işlenen kanlı cinayetleri çözmeye kararlıdır Suat Komiser. Vahşice öldürülen ama ölüme direnmemiş görünen erkekleri birbirine bağlayan nedir? Katil, cesetlerin yanına neden beyaz kasımpatıları bırakır? Kitap cezasız kalan vahşetin, adaletin ve intikamın romanı… (Doğan Kitap)

Hayallerimizi süsleyen dilekler

Nehir Yarar'dan Tavan Arası Sırları. Önünden gelip geçenlerin Perili Köşk adını taktığı eski bir evde yaşayan Yiğit mutsuzdur. Bu evde yaşadığı bilinmesin diye tek kişilik bir saklambaç oyununun içine hapsolan kahramanımızın en büyük dileği eski evden kurtulmaktır. Bazen dileklerimiz hiç beklemediğimiz bir anda gerçekleşiverir, tam da hayallerimizi süsleyen dileklerimizden vazgeçtiğimiz sırada… Yıllarca hayalini kurduğu masum dileğinin gerçekleşmek üzere olduğunu anlayan Yiğit büyük bir pişmanlık içindedir. Umutlara ve arkadaşlığa dair, kalpleri ısıtan sürükleyici bir macera sizleri bekliyor. Tavan arası sırlarını çözmeye hazır mısınız? (Altın Kitaplar)

Bu romandaki tüm olaylar yaşandı

Kemal Sinan Özmen'den Göklerden Gelen Umut – Döngü Bir insanlık Üçlemesi. “Işık karanlıkta, karanlık ışıkta doğdu. Ve ışık bizleri zamanın dalgalarıyla evrene taşıdı. Kim, ne ve nerede olursan ol, ışık her dem seninledir. Tüm limanlardan sonra ulaşacağın en son menzil, asıl evindir.” Lale'nin omuzlarına binen ağır sorumluluk sadece kendi geçmişini ve geleceğini aydınlatması adına taşıması gereken bir yük değildi. Onun umut ve umutsuzluk arasında yapacağı tercih, milyarlarca insanın yaşamını da etkileyecekti. Tam 526.431 yıl önce alınan yanlış bir karar, 29 yaşındaki bu genç kadının alın çizgilerinde insanoğlunun kutlu yolculuğunu belirleyecekti. Bu romandaki tüm olaylar yaşandı, yaşanıyor ve yaşanacak; az önce veya az sonra. (Bilgi Yayınevi)

Bir baba oğul hikâyesi

Yekta Kopan'dan Sarmaşık. Kaybolan bir kedi. Onun peşinden giden bir yazar. Esrarengiz Yeşil Ev’in bahçesinde beklenmedik bir karşılaşma. Düş ile gerçeğin, geçmiş ile şimdinin kesiştiği yerde yaşanan, esaslı bir hesaplaşma. “Dur,” dedim, “nereye gidiyorsun?” Gitmesini istemiyordum. Arka bahçede zaman dursun istiyordum. Bir daha gitmesine, birinin daha gitmesine dayanamazdım ki? Güçlü değildim ben, hiç olmamıştım. “Gitme baba!” (Can Yayınları)

Sizi mutsuz kılan 53 düşünce

Feza  Karakaş'tan Mutluluk Projesi – Mutluluğa 53 Adım. Mutlu musunuz? Mutlu olmak için nelere ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsunuz? Şimdi size tüm bu düşüncelerin saçma olduğunu söylesem bana inanmayacaksınız. Ancak açıkladığımda ve içinize yılan gibi çöreklenmiş yanlış hikâyelerin ürünü olan inançlarınızdan sizi kurtardığımda bana hak vereceksiniz. Bu kitap mutluluk ve mutlu olmak hakkında… Sizi mutsuz kılan 53 düşünce ve inanç kalıbını fark ederek kırdığınızda hep hayalini kurduğunuz dingin ve özden gelen mutluluğa kavuşacaksınız. Tek yapmanız gereken The Work yöntemine kendinizi bırakmak ve kitaptaki alıştırmaları yapmak. Çözüm bu kadar kolay! (Destek Yayınları)

Mahalleyi denetlemeye bayılırdı

Tunç Balaban'dan Çokbilmiş Sarı Zorbalığa Karşı. Mahalledeki herkes ona Sarı derdi. Arkadaşlarıyla maç yapmaya, bisikletiyle tur atmaya, kitaplara, kedilere, kız kardeşine, maket uçaklarına ve arada sırada mahalleyi denetlemeye bayılırdı. Aslında çok sakin ve uyumluydu. Sadece bazen inatçı, dediğim dedik biri olurdu ve tuttuğu ipin ucunu asla bırakmazdı. Hele haksızlıklara hiç tahammül edemez, zorbalığın her türüne karşı harekete geçmeden duramazdı. Sarı’nın mahallesinde, okulunda ve apartmanında yaşanan sorunlarla mücadelesini keyifle okuyacak, onun kararlılığından ilham alacaksınız. (Doğan ve Egmont Yayıncılık)

Bize sırları fısıldayıp çekiliyor

Nuran Taşhan'dan Yaşadığım En Güzel Dün. Kitaptaki öykülerde insanın az önce doğmuşçasına, henüz kirletilmemiş hâliyle feleğin çemberinden geçmiş hâlini bir arada buluyoruz. Yazarın kalemi insanın zaaflarına yine anlayışlı, o zaafları örtme çabasına yine acımasız. Asla karakterleri yargılamıyor, bize sırları fısıldayıp çekiliyor. Bir yanıyla hep alaycı, hep mizah dolu… Öyküler, en mutsuz günlerimizin en mutlu günlerimizden doğduğunu inatla hatırlatıyor bize. (Edebiyatist Yayınevi)

Renkli, parlak, akışkan, her yere girebilen bir şey

Ebru Ojen'den Lojman. “Karnımızdan, gövdemizden aşıp hayata bulaşan bir şey var! Renkli, parlak, akışkan, her yere girebilen bir şey. Kulaklarımızı çınlatan dedikodular yok, sürüp giden uğultular var. Fırtınaların biriktirdiği kum tepeleri, çöl çiçekleri ve satranç… Bunlar yok. Tuvaletler var, sidikler, cam güzelleri, kemirgenler, kazıcılar, didikleyenler, salınanlar, cıva var. Kalbim yok, gırtlağım var. Fizik yok, alegori var. Ritim yok, atış var. Hap var, satanik bir kavga var. Silahlı kumpas var. Patlayan tabanlar, düğünler ve elektro bağlama var. Biz yokuz, tolerans var, mezarlıklar var. Sayfalar, ulu camiler, gözeler yok. Cyberpunk var, pornpolitik var, hicret var. Sıcak su kabarcıkları, volkanik, tektonik kayaçlar yok. Düğümlenmeler, acılı serumlar, metan gazı ve sitrik asit yok. İslimler ve kükürt var.” (Everest Yayınları)

Deniz gücünün hikâyesi

James Stavridis'ten Deniz Gücü: Okyanusların Tarihi ve Jeopolitik Önemi. Soğuk Savaş’ı başından sonuna kadar denizlerde yaşamış, okyanuslarda Sovyetlerle köşe kapmaca oynamış ve NATO Ortak Kuvvetler Amirali olarak görev almış yazar, dünyanın en önemli su kütlelerinde olağanüstü bir yolculuk yaparak insanlık tarihinin itici gücü ve mevcut jeopolitik yolumuzun çok önemli bir unsuru olan deniz gücünün hikâyesini anlatıyor. Yazar, nesnel gözlemleri bireysel tecrübeleriyle renklendirerek, Salamis ve İnebahtı Deniz Muharebelerinden Trafalgar’a, Atlantik Savaşı’na ve Soğuk Savaş’ın denizaltı çatışmalarına kadar büyük deniz savaşları hakkında verdiği bilgilerle kitabı sıradan bir siyaset ve strateji kitabı olmaktan çıkarıyor. (Epsilon Yayınevi)

Çağının sosyal, ekonomik ve hukuki hayatı hakkında

Ksenophon’dan İktisat Üzerine – Oikonomikos – Hasan Ali Yücel Klasikler. Atinalı yazar, tarihçi, komutan. Peloponnesos Savaşı'nda kentinin yenilgisini demokrasiden kaynaklanan disiplin eksikliğine bağlayarak demokratik yönetime karşı tavır aldı. MÖ 394'teki Koroneia Savaşı'nda Sparta saflarında Atinalılara karşı savaştı. Bunun üzerine ihanetle suçlanarak sürgün edildi ve bütün mal varlığına el kondu. Sokrates'in öğrencisi olan Ksenophon ilk eserini haksız ölümü üzerine hocasını savunmak için yazmıştır. En tanınmış eseri Pers prensi Kyros'un iktidar mücadelesinde yer alan Yunan askerlerin yurda dönüş macerası Anabasis – On Binler'in Dönüşü'dür. Ksenophon bu eserinde çağının sosyal, ekonomik ve hukuki hayatı hakkında değerli bilgiler aktarır, mutluluk ve refah içinde yaşamanın yollarını öğretir. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Tanrı adına peşindeyim

Halil Gökhan'dan Yaz. Dünya tek bir kelimeden yapılmıştı: Oseus ve gölgesi. İki kelimenin tek bir kelime ettiği pazardaki köhne çadır. Ve bütün sevdiklerimin ortasındaki fahişenin ötesi. Tanrı Oseus’a “Cilveli bir kız al ve bu kızdan bir erkek evlat yap” dedi. Tanrı adına peşindeyim bazı günler bendeki erkeğe bir evlat için

Kimi günler Penelope’nin yüz erkeğinden biriyim ve bazı günlerse. Hâlâ dönmeyen Odysseus. (Kafe Kültür Yayıncılık)

Mahallenin kadınlarının hikâyesi

Sinem Sal'dan Bizim Zamanımız. Yazar, kitabında, hüzünden ve neşeden beslenerek, sizi doksanlı yılların sıradan bir mahallesinde geçen sıradan olmayan bir maceraya davet ediyor. Kitap, doğduğu sokaktan çıkamayanların, sadece gülerek acıyla baş edebilenlerin, milenyuma girmeyi dört gözle bekleyenlerin, şarkılardan ve büyülerden medet umanların, televizyondakiler dışında “Bugün nasılsınız?” diyeni olmayanların, âşık olunca geçer sananların, kendi enkazına sahip çıkanların, küçük bir tuhafiye dükkânını ayakta tutmaya çalışırken ayağa kalkan bir anne kızın ve tanıdık bir mahallenin kadınlarının hikâyesi. (Karakarga Yayınları)

FETÖ firarisini kim, nasıl korudu?

MUurat Ağırel'den Parsel Parsel. Melih Gökçek başbakan olabilmek için neler yaptı? AKP kurulmadan önce ABD ziyaretinde neler yaşandı? 30 yıl boyunca nasıl “örgüt” gibi hareket etti? A Takımında kimler vardı? Fenerbahçe'ye neden başkan olmak istedi? Genelev patronları Ankara'da neler yaptı? Gözaltına alındığında kim kurtardı? Trafik kavgasında neden silah kullanıldı? Turgut Özal kime ve neden “dangalak” dedi? İlk “parsel parsel” satış ne zaman gerçekleşti? ANKAPARK ihalesinin ucu hangi mafya liderine uzandı? Osman Gökçek ölen çete lideriyle ne konuştu? Zekeriya Öz'ü Dubai'de ağırlayan kişinin Melih Gökçek ile ne ilişkisi vardı? FETÖ firarisini kim, nasıl korudu? 17-25 Aralık'tan sonra FETÖ'ye imar rantı sağlandı mı? 15 Temmuz'dan sonra FETÖ'cü isme parsel verildi mi? Parsel Parsel, bunlar ve daha onlarca sorunun yanıtını veriyor… (Kırmızı Kedi Yayınları)

Polisiye öykü yazmak tabutta röveşata gibidir

Armağan Tunaboylu'dan Cinai Tuhaflıklar. “Yazar bu sefer de hikâyeleriyle karşımızda… Gene iyi bildiği, nasıl bu kadar iyi bildiğini bilemediğimiz karakterlerle. Ama sonuç olarak Metin Çakır’ı yaratmış adamdan söz ediyoruz. Kitabın ilk hikâyesinde Ay Katili’ne yakalanmadan kapağı eve atmaya çalışıyoruz. Kendisi “intikam”dan söz ediyor ama aslında mesele “adaleti bizzat tecelli ettirme” meselesiymiş gibi geldi bana… Nasıl der eskiler? Pek leziz!” Sevin Okyay. “Tabutta röveşata gibidir polisiye öykü yazmak. Yazar bu sınırlı ve dar alanda her biri suçu anlatan öykülerini karakterleriyle, atmosferiyle, gizemiyle ve kurgusuyla diriltmeyi başarmış ve âdeta onlara nefes aldırmış.” Ahmet Ümit. (Maceraperest Kitaplar)

Süslü imajlardan kaçınan akım

Orhan Veli Kanık'tan Şiirler. Orhan Veli Kanık 1941'de Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat'la ortak çıkardığı Garip kitabıyla Türk şiirinde yeni bir akımı başlattı. Şiirde sadeliğe, gündelik hayata önem veren ve süslü imajlardan kaçınan bu akım geniş çevreler tarafından beğeniyle karşılandı. Orhan Veli'nin kendi şiir anlayışını açıkladığı bir önsözle başlayan bu derleme, şairin yayınlanmış beş kitabına aldığı tüm şiirleri ve bunların dışındakilerden geniş bir seçmeyi içeriyor. (Remzi Kitabevi)

Kendimizi korumaktan başka bir şey düşünmeyiz

Julia Shaw'dan Kötülük. Kötülük neden insanlara bu kadar korkutucu ama bir o kadar da ilgi uyandırıcı gelir? Örneğin neden seri katillerin hayatlarına ve yaptıklarına merak duyarız? Ya da neden gerçek hayatta karşılaştığımızda kendimizi korumaktan başka bir şey düşünmezken, filmlerde ve dizilerde şiddeti bu kadar ön plana çıkarır, hatta bazen adeta yüceltiriz? Gelmiş geçmiş en kötü insanlardan biri olmasına rağmen Hitler neden hâlâ en popüler tarihi kişiliklerden biridir? Peki ya siz geçmişe gidebilseydiniz, bebek Hitler’i öldürür müydünüz? (Say Yayınları)

Devletin kısa anlatımı gibi

Bekir Coşkun'dan Dövlet. ‘Döv' ve ‘Yönet'… Ülkeyi yönetenlerin sayesinde, devletin kısa anlatımı gibi gelmiyor mu size? Bana öyle geliyor… İnsanların insan yerine konulmadığı… Buna karşı çıkanların da çeşitli baskılarla sessizleştirildiği bir yönetim biçimine ‘devlet'ten çok ‘dövlet' adı yakışıyor bence… Bekir Coşkun. (Sözcü Kitabevi)

Kısa dizelerle, özdeyişli söyleyişi

Robert Creeley'den Aşk İçin. Şairinin deyişiyle “kazara girişilen şiirler”den oluşan Aşk İçin Creeley'nin Türkçede yayımlanan ilk kitabı. II. Dünya Savaşı sonrası Amerikan edebiyatının önde gelen şairlerinden; şiirin yanı sıra roman, kısa öykü, deneme gibi farklı edebi türlerde altmıştan fazla eser vermiş yazar (1926-2005) Charles Olson, Robert Duncan, Denise Levertov ile birlikte Black Mountain Şiir Ekolü'nün fikir mimarlarındandır. İlk kez 1962'de yayımlandığında yazarın tanınmasını sağlamış; şairin özellikle dil ve insan ilişkileri odağında dertlerini temsil eden Aşk İçin'de yer alan şiirlerin “az ve öz” prensibine bağlılığıyla duygusal derinliği yazarın şiirinin karakteristiğini de tanımlar. İlkin dışarıda bıraktıkları ile tanınan bu şiir kurallı ölçü kullanmadan ve neredeyse hiç metafora başvurmadan genellikle kısa dizelerle, özdeyişli bir söyleyişi benimser. (Yapı Kredi Yayınları)

Erkek egemen dünyada bastırılmış kadınlar

Nilüfer Canpolat Doğan'dan Sen Benim Kim Olduğumu Biliyor musun. Küçük bir sahil kasabasındaki belediye başkanlığı seçimini kazanan Rosa, büyük bir değişim başlatır. İlk işi bir festival düzenlemek olur. Genelde muhafazakâr bir yapıya sahip olan kasabada işler karışmaya baslar. Bir yandan kostümlü festivalde yaşananlar, diğer yandan başkanı devirme girişimleri bir dünya metaforuna dönüşür. Erkek egemen dünyada bastırılmış kadınlar ‘‘hayır'' demeye başladığında hangi sorunların düzeltilebileceğini hayal etmelisiniz. (Dağhan Külegeç Yayınları)

Yayınlanma Tarihi:00:00,