Hassett, başlangıçta bu rakamı savaşın toplam öngörülen maliyeti gibi sunsa da, program sunucusu Margaret Brennan’ın sadece ilk hafta içinde 5 milyar dolarlık mühimmat harcandığını hatırlatması üzerine geri adım atarak, 12 milyar doların kendisine iletilen en güncel veri olduğunu belirtti.

PİYASALARDA 'HÜRMÜZ' TEDİRGİNLİĞİ

Savaşın ABD ekonomisi için bir tehdit oluşturmadığını savunan Hassett, akaryakıt fiyatlarındaki artıştan endişe duyan tüketicilerin aksine, finans piyasalarının çatışmanın hızlıca çözüleceğini fiyatladığını iddia etti. İran’ın, dünya petrol arzının yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehditleri piyasaları gerse de Hassett, ABD'nin artık büyük bir üretici olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

"İranlıların yaptıkları nedeniyle Amerikan ekonomisi zarar görmeyecek. 1970'lerin aksine artık çok fazla petrolümüz var."

HAREKATIN AMACI BELİRSİZ: GÖREV TANIMI SAPIYOR

Savunma Bakanı Pete Hegseth’in İran’a yönelik bombardımanın "şiddetini artıracağı" yönündeki uyarısı, maliyetin daha da yükseleceğine işaret ederken, Washington’da savaşın asıl amacına dair belirsizlik derinleşiyor. Trump yönetiminin hedefleri; İran’ın nükleer programını durdurmaktan, füze kapasitesini imha etmeye ve son olarak Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim nedeniyle petrol altyapısını hedef almaya kadar sürekli değişim gösterdi.

Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer, kapalı kapılar ardında yapılan bilgilendirme sonrası yaptığı açıklamada, yönetimin her gün farklı bir cevap verdiğini belirterek "görev tanımının sapmasından" (mission creep) ciddi endişe duyduğunu ifade etti. Senatör Chris Van Hollen ise durumu, "ABD, sonunun nereye varacağını bilmeden Pandora'nın kutusunu açtı" sözleriyle özetledi.

AĞIR BİLANÇO: CAN KAYIPLARI ARTIYOR

28 Şubat’tan bu yana devam eden çatışmaların insani bilançosu da ağırlaşıyor:

İran: En az 1.444 kişi hayatını kaybetti.

ABD: 13 asker yaşamını yitirdi, 140’tan fazla asker yaralandı.

Çatışmalar Lübnan’a sıçrarken, Körfez ülkeleri İran’ın İHA ve füze saldırılarıyla karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Bu kaotik ortamda Hindistan gibi ülkeler, gemilerinin güvenliğini sağlamak için Washington’ı devre dışı bırakarak doğrudan Tahran ile müzakere masasına oturmaya başladı.