Küresel piyasalarda 1990’lı yıllardan bu yana hakim olan "dolar hegemonyası" sarsılıyor. 

1989 yılında Francis Fukuyama, Berlin Duvarı'nın yıkılışıyla birlikte insanlığın "tarihin sonuna" ulaştığını Batılı liberal demokrasinin ve ABD hegemonyasının nihai zaferini ilan ettiğini savunmuştu. Deutsche Bank’ın son raporu, bu dönemin artık resmen kapandığını ilan ediyor. Rapora göre dünya, Fukuyama'nın öngördüğünün aksine, yeniden süper güç mücadelelerinin yaşandığı "tarihin dönüşü" evresine girdi.

ALTININ 'BARBAR YADİGARI' OLDUĞU DÖNEM KAPANDI

Banka stratejistlerinden Mallika Sachdeva ve Michael Hsueh tarafından hazırlanan raporda, altının rezervlerdeki payının ekonomik bir değişkenden ziyade, jeopolitik bir sembol olduğu vurgulanıyor. 1990'larda ABD hegemonyasının tesisiyle altının payı hızla azalmış ve yerini dolara bırakmıştı. Ancak günümüzde bu "tek kutuplu dünya" düzeni sarsılıyor.

Doların rezervlerdeki payı yüzde 60 seviyelerinden yüzde 40'a geriledi.  Altının rezervlerdeki payı ise dipten dönerek yüzde 30'a yükseldi ve dolara karşı hızlı bir şekilde arttı.

Deutsche Bank stratejistlerinin hazırladığı güncel rapora göre, dünya ekonomisinde "tarihin sonu" olarak nitelendirilen tek kutuplu finansal düzen geçerliliğini yitirdi. Bir dönem rezervlerin yüzde 60’ından fazlasını oluşturan ABD dolarının ağırlığı yüzde 40 seviyelerine gerilerken, altın stratejik bir geri dönüş yaparak payını yüzde 30’a taşıdı. Artan belirsizlikler, değerli metali "eski bir kalıntı" olmaktan çıkarıp en güvenli liman haline getirdi.

TÜRKİYE'NİN DOLARA KARŞI SİLAHI ALTIN OLDU

Rezervlerdeki bu radikal değişimin ana aktörleri gelişmekte olan ülkeler oldu. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Batı’nın finansal sistemi bir yaptırım aracı olarak kullanması birçok ülkeyi harekete geçirdi.

Başta Çin, Rusya, Hindistan ve Türkiye olmak üzere gelişmekte olan piyasalar fiziksel altın stoklarını hızla artırarak dolara olan bağımlılıklarını minimize etmeye çalışıyor.

5 YILLIK PROJEKSİYON: ALTINDA 8 BİN DOLAR SENARYOSU

Deutsche Bank’ın hazırladığı simülasyonlar, yatırımcılar için çarpıcı bir tablo daha ortaya koyuyor. Jeopolitik kutuplaşmanın derinleşmesi durumunda gelişmekte olan ülkelerin yüzde 40’lık altın rezervi hedefine ulaşma çabası fiyatları yukarı yönlü tetikleyecek.

Bankanın öngörüsüne göre, döviz rezervlerinde azalma yaşansa dahi, bu talep artışı önümüzdeki 5 yıl içinde altın fiyatlarını 8.000 dolar seviyesine taşıyabilir.

BRICS VE ALTINA DAYALI YENİ DÜZEN

Raporda dikkat çekilen bir diğer kritik nokta ise BRICS ülkelerinin kendi aralarındaki ticaret için altına dayalı ortak bir para birimi oluşturma arayışları. Bu hamle, dolardan tamamen bağımsız yeni bir küresel parasal düzenin başlangıcı olarak görülüyor. Geçtiğimiz yıl dünyadaki toplam altın stokunun değerinin ilk kez ABD Hazine tahvillerinin toplam değerini aşması bu dönüşümün en somut kanıtı olarak kayıtlara geçti.

TARİH GERİ DÖNDÜ

Deutsche Bank, geçtiğimiz yıl dünyada yer üstündeki toplam altın stokunun değerinin, ilk kez ABD Hazine tahvillerinin toplam değerini aştığına dikkat çekerek şu notu düşüyor: "Tarihin dönüşü burada. Altın artık dünyanın ana güvenli varlığından daha büyük bir varlık sınıfı.".