Bugün birinci sayfamızdaki TOKMAK-1 sütunumda “Türk tipi Başkanlık yutturmacasını” anlattım. Tabii ki o dar sütuna bu konunun tamamı sığmıyor. Bu nedenle birinci sayfadaki “Teslimiyet çağrısı” başlıklı yazıma devam ediyorum.
AKP, hazırladığı anayasa değişikliğini, destekçisi olan Devlet Bahçeli’ye verdi.
Kraldan çok kralcı görünümündeki Bahçeli “Türkiye’yi kamburdan kurtaracağız!” diyor.
Yani ülkeyi tüm kurumlarıyla Recep Tayyip Erdoğan’a teslim edecekler!
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer döneminde “Cumhurbaşkanı’nın yetkileri çok fazla” diye şikâyet eden ve bunları azaltmak isteyen AKP, şimdi Erdoğan’a, Sezer’den bin kat daha geniş yetki vermeye çalışıyor!
O gün öyle, bugün böyle... Yani, işlerine nasıl gelirse!

* * *

Başkanlık Sistemi’ni savunanlar hep Amerika’yı örnek gösteriyor. Niye Afrika, Güney Amerika, Orta Asya ülkelerini örnek göstermiyorlar? Çünkü Amerika hariç, Başkanlık Sistemini uygulayan tüm ülkeler sürünüyor!
Sistem sadece Amerika’da başarılı. Neden?
ABD’de “Çok güçlü ve bağımsız yargı ile yine çok güçlü ve bağımsız medya” var. Diğer ülkelerde ise yok. Bu nedenle başkanlar denetlenemediği için o ülkelerdeki rejim bir süre sonra diktaya dönüşüyor.
Bir ülkede yargı, parlamento, medya ve tüm kurumlar tek kişi yönetimine verilirse, imparator yetkilerindeki o kişinin denetlenmesi mümkün olmuyor!
Türk tipi Başkanlık Sistemi
AKP’nin Devlet Bahçeli’ye incelemesi için verdiği Anayasa değişikliği metninde şu maddeler var:
- Türkiye Cumhuriyeti’nin başı Türkiye Cumhurbaşkanı’dır.
- Bakanlar Kurulu’nun başı Cumhurbaşkanı’dır.
- Bakanlar Kurulu’na Cumhurbaşkanı ve yardımcısı başkanlık eder.
- Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleri 5 yılda bir aynı dönemde yapılır.
- Bakanlar Kurulu’nu Cumhurbaşkanı seçer ve atar.
- Bakanlar Kurulu’nun dörtte üçü dışarıdan, dörtte biri ise milletvekilleri arasından seçilir. Bakan olarak atanan kişinin milletvekilliği sone erer.
- Başbakanlık makamı kalkıyor.
- Partili Cumhurbaşkanı’nın yolu açılıyor.
- Cumhurbaşkanı Meclis’in 3’te 2 çoğunluğuyla Yüce Divan’da yargılanabilecek.
- Anayasa paketi Meclis’te kabul edilip halk oylamasına gidilmesi ve orada da kabul görmesi halinde 2019 yılında uygulamaya geçilecek.
- Böylece erken seçim ihtimali ortadan kalkıyor ve MHP’ye, yani Devlet Bahçeli’ye 3 yıl daha Meclis garantisi sağlanıyor.

Rakip olan yanıyor!


Ülkede demokrasinin var olması için önce “Parti içi demokrasi” olması lâzım.
O da bizde yok tabii... Yalnız MHP’de değil, hiçbir partimizde yok!
1980’li yıllarda Turgut Özal döneminde çıkarılan Partiler Kanunu, genel başkanlara neredeyse diktatör yetkisi veriyor!
İşte MHP... Genel Başkan Devlet Bahçeli daha önce kendisine çetin rakip gördüğü Meral Akşener’i sudan sebeplerle MHP’den attırmıştı.
Meral Akşener gitti ama geride onun kadar güçlü rakiplerden biri de Gaziantep Milletvekili Prof. Dr. Ümit Özdağ idi.
Özdağ, bir internet sitesinde çıktığı iddia edilen demeci nedeniyle Disiplin Kurulu’na verildi. Kurul, Devlet Bahçeli’nin adamlarından oluşuyordu. Hemen ihraç kararı verdiler. Vermeseler şaşardım!
Ümit Özdağ’ın partiden atılmasına sebep olan söz şöyle:
“Biz düşük profilli değil, yüksek profilli, yüksek karakterli bir genel başkan arıyoruz!”

* * *

Sözler sert olabilir ama yanlış mı?
MHP’yi, iyi ve akılcı muhalefet yaparak iktidara taşımak için yüksek profilli bir genel başkana ihtiyaç yok mu?
“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” misali Ümit Özdağ, MHP’den ihraç edildi.
Partilerin liderleri, karşı fikirlere tahammülsüz kişiler olursa o ülkede demokrasi kesinlikle gelişmez!
MHP’nin diğer Başkan adaylarından Sinan Oğan da Devlet Bahçeli tarafından partiden attırılmış fakat o bir hukuk mücadelesi sonunda yargı kararıyla MHP’ye dönmüştü. Aynı şekilde Ümit Özdağ ile Meral Akşener de yargı kararıyla partiye geri dönebilirler.
MHP’nin her geçen gün biraz daha güç kaybetmesi Türk siyaseti adına da büyük kayıptır.
Partide yaşanan çeşitli olaylar, yönetimi ellerinde bulunduranların sadece kendi koltuklarını ve kendi çıkarlarını düşündüklerini gösteriyor. Bu daha da üzücü bir durumdur.

GÜNÜN SÖZÜ


İstanbul sosyetesinde bir oğlan annesinin sözü: “Horozumu saldım çayıra, tavuğu olan düşünsün!”

1