Sözcü Plus Giriş
SONER YALÇIN

Erdoğan’ın adı yok

Dünyanın jeopolitik satranç tahtasının en önemli oyunlarından biridir; Zbigniew Kazimierz Brzezinski…
Aslen Ukraynalı, 1928 Polonya doğumlu, ABD'li siyaset bilimcidir.
Dünyanın en önemli stratejistleri arasında ismi sayılan Brzezinski, Sovyetler Birliği uzmanı/ Sovyetolog idi.
1977-1981 yılları arasında ABD Başkanı Jimmy Carter'ın ulusal güvenlik danışmanıydı.
Obama, Brzezinski'yi “ dünyanın en seçkin on düşünüründen biri” olarak tanımladı.
Brzezinski'yi anımsatmamın nedeni var:
Rusya'nın 30 Eylül'de başladığı Suriye operasyonunu değerlendirmek!
Öyle ya…
Recep Tayyip Erdoğan'ın El Cezire Arapça kanalına verdiği özel röportajda “Rusya'nın Suriye'ye bir sınırı yok; Suriye'yle niye bu kadar ilgileniyor” şeklindeki değerlendirmesi alay konusu oldu! (Sanki ABD'nin sınırı var!)
Küresel jeopolitik denklemi neden bir türlü kuramadığımız; yutturulan “kahramanlık hapları” nedeniyle dış politikada jeostratejide neden çuvalladığımız Erdoğan'ın bu cümlesinden belli oluyor!
Erdoğan Türkiye için şansızlık değil, ülkeyi uçuruma sürükleyen büyük tehlikedir.
Bu nedenle yazıya Brzezinski ile girdim…
Jeopolitiğin ne olduğunu -günümüzdeki benzerliği nedeniyle- bir örnek olay üzerinden anlatmak istiyorum.
Bakın… Sizlere de “yanlışı” nasıl “doğru” diye yutturuyorlar…

Gizli tutulan gerçek

Fransız dergisi Le Nouvel Observateur, Brzezinski ile yaptığı uzun söyleşisini özetliyorum:
Soru: CIA'nın eski yöneticisi Robert Gates anılarında, ABD gizli servisinin Afganistan'daki mücahitleri, Sovyet işgalinden 6 ay önce desteklemeye başladığını yazıyor. Bu sırada siz ulusal güvenlik danışmanıydınız. Sizin bu olayda bir rol oynadığınız doğru mu?
Brzezinski: Evet. Resmi tarih yazılımına göre CIA'nın mücahitlere yardımı Sovyet Ordusu'nun 24 Aralık 1979 tarihinde Afganistan'a müdahalesiyle başladı! Ama, bugüne kadar gizli tutulan gerçek bundan tamamen farklı: Gerçekte Başkan Carter, Kabil'deki Sovyet yanlısı yönetime karşı savaşanların desteklenmesi yönündeki ilk direktifini 3 Temmuz 1979 tarihinde vermişti ve ben aynı gün Başkan Carter'a yazdığım notta bu yardımın Sovyetler Birliği'nin işgal etmesine neden olacağını açıklamıştım.
Soru: Sovyetler'in Afganistan'ı işgal etmesini istediniz ve bu nedenle Sovyetler Birliği'ni provoke ettiniz..
Brzezinski: Tabii ki işgal olasılığını yükseltmiş olduk!
Soru: Sovyetler Birliği ABD'nin gizli operasyonlarına karşı Afganistan'a müdahale ettiğini açıkladığında kimse buna inanmamıştı. Demek doğru imiş. Peki, hiç pişmanlık duyuyor musunuz?
Brzezinski: Pişmanlık duymak mı? Bu gizli operasyon mükemmel bir fikirdi. Ruslar Afganistan'a sıkışıp kaldı. Bunun için pişman olmamı mı bekliyorsunuz? Sovyet Ordusu sınırı geçtiği gün Başkan Carter'a not yazdım: ‘Artık Sovyetlere kendi Vietnam'ını hazırlama imkanına kavuştuk.' Sonuçta. Sovyetler'in çöküşüne yol açan sorunu başlarına yıktık.
Soru: Radikal İslamcıları desteklediğiniz eğitip silah verdiğiniz için hiç mi pişmanlık duymuyorsunuz?
Brzezinski: Dünya tarihi için hangisi daha önemlidir; Taliban-El Kaide mi, yoksa Sovyetler'in çökmesi mi? Kışkırtılmış bir kaç Müslüman mı, Orta Avrupa'nın özgürleşmesi mi?
Röportaj bu…
Gerçekler bu…
Şimdi… Dönelim bugüne…

2010'daki garip olay

Tespit:
Türkiye'nin “düşünce seviyesi” hiç bu kadar düşmemişti.
Türkiye'de gazeteci; dövülürken, kafasına silah dayayıp gözaltına alınırken Batı medyası, Rusya'nın Suriye, “askeri müdahalesinin” sonuçlarını tartışıyor.
Hanımlar! Beyler!..
Burnumuzun dibindeki Suriye'de neler oluyor ve biz nelerle uğraşıyoruz?
Zaten… Bu nedenle Türkiye'yi bu vasat yönetime teslim etmediler mi?..
Türkiye'nin ufkunu -AKP'ye rağmen- açmak gerekiyor.
Batı medyası soruyor:
Suriye; Rusya için “ikinci Afganistan” mı olacak?
Birinci hedefi Asya-Pasifik olan ABD bilerek mi Rusya'yı Ortadoğu bataklığına çekti?
Batı, Rusya'nın IŞİD ile mücadele etmesini istiyorsa neden istihbarat paylaşımında bulunmuyor?
İran, Irak, Suriye'de “Şiilerin hamisi” rolünü oynayan Rusya, Sünni ülkelerle karşı karşıya gelir mi? Afganistan ve Kafkasya deneyimi Rusya'ya aynı hataları yaptırır mı?
Kürdistan'ı Akdeniz'e ulaştıracak “Kürt koridoru” konusunda ABD-Rusya- Suriye- İsrail anlaştı mı?
Görünen… Rusya'nın 25 yıl sonra Ortadoğu'da “oyun kurucu” olarak tarih sahnesine çıkmasıdır.
Batı medyası 5 gündür sorularına yanıt arıyor.
Tüm bu tartışmalarda adının geçmediği tek ülke, Türkiye!
Adı geçmeyen tek lider, Erdoğan!
Niye kaale alsınlar?..
Alman gazeteci Jürgen Elsaster “Batılı Gizli Servislerden IŞİD'e Giden Yol” kitabında yazdı:
“2008'de Türkiye ve Suriye'nin vize muafiyetini kaldırması her iki ülkede de devasa ekonomik gelişmeye neden olmuştu. Halep-Adana- Mersin demiryolu yeniden açılmış ve bu hat İstanbul'daki hızlı trene bağlanmıştı. Sadece demiryolu değil. Türk TIR konvoyları Suriye mallarını Avrupa pazarına taşıyordu. 2010'da garip bir olay meydana geldi. Türkiye Halep'in batısına düşen sınır boyunda çadır kentler kurmaya başladı. Suriye tarafı buna anlam veremedi. 2011'de Daara ve Hums çevresi aşırı İslamcılar tarafından işgal edilmeye başlandı. Suriye yönetimi o zaman anladı; Türkiye'nin mülteciler için çadır kentler kurduğunu!..”
Erdoğan'ı kimler kandırdı?
Erdoğan'ı devamlı kimler kandırıyor?
Batı medyası Erdoğan'ı nasıl ciddiye alsın: “Şu an ülkemizde 2 milyon mülteci var. Acaba İran'da, Rusya'da ne kadar mülteci var? Bakıyorsunuz Suriye'ye müdahale etmeye gayret ediyorlar.”
İşte… Türkiye'nin jeopolitik rotasını çizen adam!
Şaka gibi…