Sözcü Plus Giriş
SONER YALÇIN

O kafa…

28 Ekim 2015

Beyaz Toros…
JİTEM…
Yeşil…
Faili meçhuller…
Bunların hepsini ne zaman yazdım; 1993 yılında!
Bunları yazdığım “Binbaşı Ersever'in İtirafları” kitabımı gazeteci kardeşim Halit Güngen'e ithaf ettim.
Halit Güngen, 2000'e Doğru Dergisi'nin Diyarbakır temsilcisiydi.
16 Şubat 1992 tarihinde 2000'e Doğru Dergisi, “Hizbullah, Çevik Kuvvet Merkezinde Eğitiliyor” kapak haberiyle çıktı. Hizbullah'ın MİT ve Emniyet'le bağlantılı olduğunu ve örgütün militanlarının Diyarbakır Çevik Kuvvet Merkezi'nde eğitildiklerini yazıyordu. Haberi yapan, Halit Güngen idi…
İki gün sonra…
Halit Güngen dergi bürosunda kafasına sıkılan tek kurşunla öldürüldü.
Hizbullah'ın 3 Aralık 1991'den itibaren tetiğe bastığı 17'nci cinayetti bu.
5 gün sonra…
İçişleri Bakanı İsmet Sezgin'e şunu sorduk:
“Son günlerde kontrgerillanın Hizbullah adı altında bölgede faaliyet gösterdiği iddialarında bulunuluyor…”
Bakan Sezgin hemen araya girip bizi kastederek, “Onlar eskiden de PKK'ya kontrgerilla diyorlardı”yanıtını verdi.
7 ay sonra… Tarih: 19 Ağustos 1992.
Nusaybin'de Seyithan Kardeş öldürüldüğünde Hizbullah'ın işlediği cinayet sayısı 86 olmuştu!
Bakan Sezgin ısrarla “Hizbullah” iddialarını kabul etmedi; “Hizbullah örgütünü söyleyenler PKK'cılar”dedi.
Ve… Tarih: 2 Aralık 1992.
İçişleri Bakanı Sezgin, “Maalesef Hizbullah diye bir örgüt var” dedi. Aynı gün… Diyarbakır'da Tacettin Yılmaz'ı katleden Hizbullah'ın öldürdüğü insan sayısı 178 olmuştu!
1991-2001 yılları arasında Hizbullah, 526 kişiyi öldürdü.
Devletin “koruması” altından çıkarılan Hizbullah gün geldi, devlete kurşun sıktı. Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan'ı öldürdü…
Türkiye, 2000'li yılların hemen başında, Hizbullah militanlarının yaşadıkları evlerin bodrumlarına gömdükleri cesetlerin şokunu yaşadı…
Hayır, konuyu IŞİD'e getirmeyeceğim…

Siyah çarşaflı kadın

Hani bugün herkesin dilinde….
“1990'lı yıllara mı dönüyoruz” diye…
O yıllarda…
Faili meçhulleri aydınlatma peşinde koşan ender gazetecilerden biriyim.
Bir gün…
Emniyet Genel Müdürü Vekili Cevdet Saral'dan randevu kopardım.
“Kopardım” diyorum; o günlerde faili meçhul cinayetler konusunda haber yapanlara “PKK” damgasının vurulduğu dönemdi.
Emniyet Müdürü Saral görüşmemizde hiç unutamadığım şu sözleri etti:
“Hizbullah ile mücadele kolay değil; bizim polisimiz kapısını çaldığı evi başörtülü biri açınca içeri girmeye çekiniyor. Elinde Kur'an-ı Kerim tutan adamdan şüphelenmiyor.”
Bu sözlerin üzerinden yıllar geçti…
Konca Kuriş, 38 yaşındaydı. Başörtülü feministti; İslam'ın kadınları yücelttiğini dile getiriyor; Allah'a ulaşmanın yolunun tarikat ile olmayacağını savunarak “sadece Kur'an-ı Kerim yeterli” diyordu.
Tarih: 17 Temmuz 1998…
Mersin'deki evinin önünden kaçırıldı. 555 gün sonra Konya Meram İlçesi'nde Hizbullah'a ait ölüm evinin bodrumunda ölü bulundu.
Konca Kuriş, 38 gün boyunca Hizbullah tarafından işkence görmüş ve öldürülüp evin bodrumuna gömülmüştü.

Sonra ortaya çıktı:
Polisler Meram'daki eve gelmişlerdi. Evde siyah çarşaflı bir kadın ile çocuklarını görünce, evin örgüt evi olmayacağına karar vermişlerdi!
Evet, konuyu polislere getireceğim…

6 gün önce

Önceki gün…
Diyarbakır Kayapınar İlçesi'nin Huzurevler Mahallesi'ndeki bahçeli evde yaşanan çatışmada iki polis şehit oldu. Yedi IŞİD militanı öldü.
Tüm gazeteleri okudum. Aradığım ayrıntılar vardı.
Gazeteler, evin dış kapısına yerleştirilen bubi tuzağı sonucu polislerin şehit olduğunu yazdı. Kimi gazetelere göre, polis koçbaşı kullanıp kapıyı kırmak isterken bomba patladı.
IŞİD'e yönelik böylesine amatör polis baskını olur mu?
Gazetelerin yazdığına göre… 155 hattına; Mekke Camii'ne canlı bomba eylemi yapılacağı ihbar edildi. Polis cami yakınlarındaki birini takibe aldı; bu kişinin Huzurevler'deki bahçeli eve gittiğini tespit edince sabaha karşı baskın yaptı! Buna inanmak için çocuk olmak lazım!
Mahalle sakinleri, IŞİD militanlarının 3 ay önce eve taşındıklarını; evin çevresini brandalarla kapatarak eşyalarını getirdiklerini söyledi. Eve devamlı sakallı erkekler girip çıkıyordu.
İddia ediyorum:
17 IŞİD adresine gittiği söylenen polis saldırı beklemiyordu. Belki de buraların IŞİD hücreleri değil, Müslüman halkın yaşadığı evler sanıyordu! Bu nedenle elini kolunu sallayıp gitti ve hiç beklemediği hain saldırıyla karşılaştı.
Yoksa… Böyle IŞİD operasyonu olmaz!
Bakın 6 gün önce…
Amerikalı askerler, K.Irak'taki Hawija kasabasına yaklaşık 7 km. mesafede bulunan ve IŞİD tarafından cezaevi olarak kullanılan binaya yaptığı operasyonda 20 IŞİD militanını öldürdü, 6'sını da esir aldı..
İşte bunun adı, operasyondur!..
İki gencecik deneyimsiz polisi kapı açmaya göndermenin adı, IŞİD'e sempatiyle bakan ihmalkarlıktır!
Kimse bizi kandırmasın.
Öyle ki…
Bahçeli evdeki çatışma sürerken bu evi gören çevredeki iki apartman dairesinden de polislere ateş açıldı. Polisin IŞİD'i takip ettiğinden ve operasyon yaptığından emin miyiz? Hiç sanmıyorum.
Demek istediğim şu:
Polisin kafasını değiştirmek zorundayız. Elinde Kur'an-ı Kerim olan sakallı IŞİD militanının terörist olduğuna inanmak istemiyor!
Dün Diyarbakır'da/bölgede Hizbullah'a nasıl koruma duygusuyla bakıyor ise, bugün de IŞİD'i öyle koruyor!
O polis kafasına göre bu ülkede sadece; solcular, Aleviler ve Kürtler terörist!
Bu nedenle…
İstanbul'da DHKP-C'ye yönelik operasyonda; Sarıyer'deki evine galoşla girilmesini istediği için gencecik Dilek Doğan polis tarafından vurularak öldürülüveriyor!
Suçu büyüktü; solcu, Alevi ve Kürt'tü! Başörtülü olsa evine bile girmez, kapıdan dönerlerdi!

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more