Sözcü Plus Giriş
EGE CANSEN

Din ve kadın

15 Mart 2020

İlahiyat yazarımız Ayşe Sucu'nun “Dünya Kadınlar Günü” vesilesiyle kaleme aldığı “Kadınlar üzerine: Eski dünyanın kadına bakışı” başlıklı yazısı geçen hafta yayınlandı. Yazılarının tiryakisi olduğum Ayşe Sucu gibi bir Müslüman hanımın bu hassas konuyu “diğer dinler açısından” işlemesi önemliydi.

Sırası gelmişken “öfkeli bilgin” merhum Yaşar Nuri Öztürk ve “sakin güç” Hüseyin Atay ile diğer “hem dindar, hem akılcı” ilahiyatçılara da minnettar olduğumu zikretmek isterim. Hukuk profesörü İlhan Arsel “Şeriat ve Kadın”, ilahiyat profesörü Asım Yapıcı “Din ve Kadın” adlı eserlerinde İslam ve kadın konusunu farklı açılardan incelemiştir.

Esasen tanrının erkek olduğunu (Allah baba deyimini veya “baba, oğul ve kutsal ruh” üçlemesini hatırlayın) kabul eden tüm dinlerde kadının aşağılandığı bir gerçektir. Ayşe Hoca, son yazısında sadece İslam'da değil, Yahudilik ve Hıristiyanlık'ta da kadına çok haksızlık edildiğini kanıtlarıyla ortaya koymuştur.

Ayrıca Hindistan'da da kocası ölen kadının, kocasıyla birlikte yakılması gibi bir vahşetin, Hinduizm kuralı/geleneği olduğuna yazısında yer vermiştir.

DİN (ADAMI) BİLİM (ADAMI) ÇATIŞMASI

Dünyanın bilimde, fende, teknolojide ve ekonomide en ileri gitmiş milletlerin hepsi Hıristiyan'dır. Gelişmişlikte onlarla neredeyse eş düzeye gelmiş olan Çin, Japonya ve Kore, bu düzeye Hıristiyanların biriktirdiği “bilimsel bilgi”den (scientific knowledge) yararlanarak ulaşmıştır. Mesela her yıl ABD ve Avrupa'ya üniversite eğitimi almaya giden Çinli öğrenci sayısı 2016'da 350 bini geçmişti. Ancak şunu özellikle belirtmem gerekir. Hıristiyan milletlerin ileri gitmesinin sebebi Hıristiyan olmaları değildir. Bu milletler antik Yunan, eski Roma ve Roma-Germen medeniyetinin devamı oldukları için gelişmiştir.

Aslında Hıristiyanlık, Protestanlık çıkıncaya kadar bu milletlerin gelişmesine destek değil, köstek olmuştur. Din-bilim çatışması, evrensel bir sorundur. Mikrobun, insandan küçük olduğu için insana zarar veremeyeceğini iddia edenler Hıristiyan din adamlarıdır. “Evrenin merkezi dünya değildir” dediği için Galileo'yu zindana atan, Bruno'yu yakan yine Hıristiyan din adamlarıdır.

Din, bilimle giriştiği her iddiayı kaybedip, hükümranlık alanı daraldığı için etkisizleşmiştir. Tabiri caizse bilim, Hıristiyanlığı uysallaştırmıştır. Bu sürece İngiliz düşünürler “canavarı ehlileştirmek” (taming the beast) derler.

DÜN DÜNLE, BUGÜN BUGÜNLE KIYASLANIR

Çok uzun zamandır Uzak Doğu dâhil medeni dünyada dinsel metinler “ticaretten finansmana, hukuktan tıbba” kadar herhangi bir alanda referans olarak kullanılmamaktadır. Günümüzde din, bahusus Hıristiyanlık, toplumda sulh ve sükûn sağlamayı amaçlayan bir kültür kurumudur.

Kadın hakları dâhil, herhangi bir konuda “bugünün İslam'ı ile dünün Hıristiyanlığını” kıyaslamak yanıltıcıdır. Diyanete bütçeden sonsuz para tahsis ederek, her tarafa yeni camiler inşa ettirerek, din adamlarına iktisadi, mali, sosyal ve siyasi konularda fetva verme hakkı tanıyarak, İslamcılığın Türkiye'de yükselişe geçtiği izlenimi yaratılmaktadır. Bu, AKP'nin iktidarını sürdürme kampanyasından başka bir şey değildir. Tüm bu gayrete rağmen Türkiye'de İslamcılığın değil, lâikliğin egemenlik alanı derinden genişlemektedir. Çünkü artık “bilimsel bilgi” akımını sağlayan internet vardır. Çünkü artık çağdaş “hayatın kendisi, piyasa İslam'ı” ile çelişmektedir.

Son söz: Kadına hakkını teslim eden, din değil bilimdir.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more