Devrim Demirel
Devrim Demirel

Dibe vuruşun öyküsü

Erkeklerdeki gibi kadın basketbolunda da önlenemez düşüş devam ediyor. Olimpiyata ve dünya şampiyonalarına giden, 2011-2017 arası 4 kıta turnuvasında ilk 5’e giren Millilerimiz, 2019’dan sonra 2021’de de 4 takımlı gruptan çıkamadı; iyice dibe vurdu! Üstelik; 3’ü Avrupa Ligi’nde, toplam 8 takımla boy gösterdiğimiz Avrupa kupalarına, Slovenya ve Bosna Hersek temsilci gönderemiyor.

Belçika’nın Avrupa Ligi’nde temsilcisi yok. Bu ülkelere yenilmek bir yana, 16 takımlı Avrupa Şampiyonası’nın en az sayı atanı olmak ayrı skandal: Maç başı ortalama 54!

Hep söylüyorum: Maç, rakip potada kazanılır. Basketbolda hücum setleri akıl ve yetenek işidir. Tembelseniz ve yeteneğiniz kısıtlıysa, savunmayla ayakta kalmaya çalışırsınız. Bizde durum böyle! Belçika yenilgisinden sonra ne dedi koç: “İyi mücadele ettik.” Geçiş jenerasyonundan da söz etti, pandemiye, hazırlık sürecine değindi. 3 maçta da yenildin, turnuvanın en kötü takımı olarak elendin, ne diyorsun hocam! Koca takım Işıl’ın eline kaldıysa vay halimize! Diğerleri nasıl hazır oluyor, biz olamıyoruz? Takımı hazırlamak, plan program yapmak kimin işi? Reklam çekmekten antrenman yapamadı takım herhalde!

BOŞA YATIRIM YAPIP GEREKSİZ PARA HARCAYAN…

Bazılarının takıntısı belli: Yabancı sayısı. Çöküşün rakamlarla ilgisi yok. Olimpiyat gören Nevriye’nin, Birsel’in döneminden ne farklı?
Tüm dünyada popülaritesini yitiren bir branşta sistem ve düzenin de olmazsa, bu hale gelirsin.
Takımları menajerler tarafından kurulan liglerin varsa… Boşa yatırım yapıp gereksiz para harcayan kulüp yöneticilerin varsa… Kadınlardan sorumlu yöneticisi olmayan ve bahis iddialarını soruştur(a)mayan bir federasyonun varsa… Ve genç Türk kızları da basketbol yerine artık voleybolu tercih ediyorsa… Olacağı bu!

Kadınlardaki altyapı (milli) takımlarının yıllardır hiçbir başarısı yok, sürekli klasman düşüyorlar. Kulüpler yabancılarıyla ayakta duruyor. Yeniden yapılanma şart. Ama kim bunu yapacak? Mevcut federasyon mu? Birkaç kulübün yatırımıyla popülaritesini koruyan Türk basketbolunu milli takımlar seviyesinde yeniden ayağa kaldıracak tek bir turnuva kaldı: Olimpiyat elemeleri. Klavye kahramanları; Yunanistan’ı, Kanada’yı ve Çin’i düşünürken son Dünya Şampiyonası’ndaki Çekya hezimetini ve Uruguay’ı unutmasın. Larkin’li, NBA takviyeli takımımız Victoria’dan eli boş dönerse, birilerinin tutunacak dalı kalmayacak!

* * *

‘Sepetteki Kartal’ başlıklı yazımda “Tüm oyuncuların ve şimdiki koçun temsilcisi neden aynı menajer” şeklinde bir ifade kullanmıştım.
‘Şişman’ bir basketbol adamı ile geçirdiği günlerini hatırladığım Ahmet (Kandemir) hoca “Hiç menajerle çalışmadım” mesajını iletti. Ben de yazıyorum.