Ruhat Mengi
Ruhat Mengi

‘Millet İttifakı’nın adayı 13’üncü cumhurbaşkanı olacak’

İktidarın artık Türkiye'yi yönetemediğini savunan Kaftancıoğlu, “Ülke ekonomide eğitimde, kriz anlarında savruluyor. Böyle bir hükümet uzun süre dayanamaz” dedi.

Onu önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimindeki başarılı organizasyonu ile herkes gibi takdir etmiş, basın toplantılarında dinleyerek doğal, akıcı, açık ve net konuşmalarından etkilenmiş ve bir gün onunla röportaj yapmayı hep düşünmüştüm. O gün geldi. Aynı akşam Almanya'ya gitmek üzere uçağa yetişecek olmasına rağmen bana zaman ayırdı ve iki saat kadar sohbet ederek merak ettiğim, çoğumuzun merak ettiği soruları CHP İstanbul İl Başkanı Sayın Canan Kaftancıoğlu'na sordum.

DERTLERİ HALK DEĞİL

Sayın Kaftancıoğlu, son günlerde seçim barajının yüzde 7'ye düşürülmesi ve devamlı olarak cumhurbaşkanı adaylarının tartışılması gündemde. Seçim barajı için Meclis değil, Cumhur İttifakı'nın (koalisyonunun) iki lideri karar verdi, Devlet Bahçeli “Yüzde 7'de anlaştık” dedi ve olay bitti. Birincisi, bu konuda ne düşünüyorsunuz? İkincisi; anketlerde AK Parti oylarının düştüğü görülürken (örneğin Metropoll anketinde yüzde 25.4) bir erken seçim kararı verilmesi mümkün mü? Değilse, neden erken seçim atmosferindeyiz?

Karar verilen seçim barajının yüzde 7'ye düşürülmesiyle ilgili şunu söyleyebilirim; bugünün iktidarı devletin geleceğini değil, halkın geleceğini değil, kendi iktidarını ve kendi koltuğunu düşünüp o koltukta kalabilmek üzere birtakım kararlar aldığı için, bu seçim barajının yüzde 7'ye düşürülmesinin sebebi de aslında oyu yüzde 7'lere düşmüş MHP'nin baraj altında kalmamasını sağlamaktır. Ama ben aslında şunu da söyleyeyim, bence MHP'nin oyları yüzde 7'ye değil, seçim olana kadar yüzde 5'lerin de altına inecektir, bari bunu da öngörüp yüzde 5'e düşürselermiş.

Şaka bir yana bizim CHP olarak yıllardır, Genel Başkan'ımızın “Seçim barajının düşürülmesi ve hatta kaldırılması” yönünde bir siyasi söylemi vardır, neden? Bir parti Meclis'te kalsın gerekçesiyle değil, Türkiye'nin her yerindeki farklı düşünceler temsil edilebilsin diye. İktidar tarafından konu bu açıdan ele alınmadığı için onların yine her zamanki gibi kendi bekalarını, kendi geleceklerini düşünerek yaptıkları bir hamle diyebiliriz. Oyları düşerken erken seçim kararı alırlar mı, evet Cumhur İttifakı'nın oyları çok uzunca bir süredir kamuoyuna yansıyan ve bizlerin de ölçtüğü haliyle düşüyor. Her geçen gün oylarının düştüğünü, kendilerine olan güvenin azaldığını görünce, geçmişte olduğu gibi bir kutuplaşma zemini bulup “Biz acaba o kutuplaşmayla oyları arttırıp seçime gidip yeniden kazanabilir miyiz, yaptığımız küçük oyunlarla -seçim barajının düşürülmesi gibi- iktidarımızı sağlayabilir miyiz” düşüncesiyle böyle bir erken seçim kararı alınabilir de alınmayabilir de. Ama asıl gündemimiz, vatandaş artık bu iktidara güvenmiyor, erken seçim yapılması zorunludur. Biz CHP olarak seçim ne zaman olursa olsun İstanbul'da seçimde alınacak en yüksek oyu almak için çalışıyoruz, biz hazır olalım, kararı ne zaman alırlarsa alsınlar. Ben şunu biliyorum, önümüzdeki seçimde Millet İttifakı'nın adayı bu ülkenin 13'üncü cumhurbaşkanı olacaktır.

İMAMOĞLU NEDEN SUSUYOR?

Sayın Ekrem İmamoğlu'nun 30 Ağustos töreninde Sayın Akşener'le birlikte çıktığı sahnede Akşener'in yaptığı Fatih benzetmesi “İmamoğlu'nu cumhurbaşkanı adayı olarak öne çıkarması” şeklinde yorumlandı ve medyada tartışıldı. Diyorlar ki “İmamoğlu ‘ben aday olmayacağım, başkan kalacağım' dese tartışma bitecek ama demiyor, demek ki aday olabilir.” Sizce bu açıklamayı neden yapmıyor?

Cumhurbaşkanlığını herkes isteyebilir, herkes aklından geçirebilir ama örgütlü mücadelelerde bakış öyle değildir. Ekrem İmamoğlu'nun çıkıp bir şey söylemesine gerek yok çünkü gündemi değil. Şu anda 7/24 İstanbul sorunlarıyla uğraşan bir başkan. Genel Başkanımız da çıkmış açıklama yapmış “Biz seçime girerken adayı İttifak olarak belirleyeceğiz” demiş, size açıklamıştı. Şimdi birilerinin çıkıp “adayız” veya “değiliz” demesinin anlamı da yoktur, karşılığı da yoktur. Bakın televizyonlarda ne konuşuluyor, işte Abdülkadir Selvi sadece ve sadece “CHP'nin adayı o mu olacak, bu mu olacak” diye dakikalarca konuşuyor. Bunların hiçbir anlamı yok, tamamen toplumu CHP üzerinden tartıştırmak isteyen kötücül bakış diyebiliriz.

Cumhur İttifakı'nın tek adayı var, ne mutlu ki Millet İttifakı'nda şimdiden birçok siyasetçi var ve ne güzel ki hangisi aday olursa olsun kazanıyoruz.

İstemeseler erken seçim olmaz ama iktidar da seçim hazırlığında görünüyor, neden?

Artık yönetemiyorlar, ülke savruluyor, ekonomide, eğitimde, kriz anlarında savruluyor. Beş maskeyi dağıtamayan, yangınlara haftalarca müdahale etmeyen, halka yardım edeceği paraları başka ülkelere dağıtan bir hükümet uzun süre dayanamaz.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, yeni il binasındaki ilk röportajını Ruhat Mengi'ye verdi.

YENİ İL BİNASI 8 EYLÜL'DE AÇILIYOR

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu İstanbul Tıp Fakültesi mezunu, Adli Tıp'ta görev yapmış bir doktor. CHP'ye Kemal Kılıçdaroğlu Genel Başkan olduktan sonra katılmış ve 3 yıl İl Başkan Yardımcılığı, 2 yıl PM üyeliği yaptıktan sonra İl Başkanı seçilmiş. Konuşmaya başlamadan önce bana Maslak yakınlarında Seyrantepe'de otoyol üzerinde bulunan yeni İl Başkanlığı binasını gezdirdi. Çok sade ama ince bir zevkle döşenmiş, bu zevke sahip bir kadın eli değdiği ilk bakışta belli olan, modern toplantı odalarından kafesine, duvarlarındaki dev İstanbul fotoğraflarına hatta çocuklarıyla gelenler için oyuncakların bulunduğu bir çocuk odasına kadar eksiksiz bir bina. Tabii her odada, her salonda bulunan Atatürk tablolarını söylemeye gerek yok. Hayırlı, uğurlu olsun dedikten sonra hemen röportajımıza başladık. Kaftancıoğlu “İl binamızda sizi ağırlamış olmak benim için de çok kıymetli, ayın 8'inde de Genel Başkan'ımızın katılımıyla açılışımızı yapacağız, umarım yeni il binamız yeni nesil siyasetle birlikte örgütümüze ve İstanbul halkına hayırlı, uğurlu olur” dedi.

Atatürk'ün kurduğu partinin 95 yıl sonra İlk kadın İstanbul İl Başkanıyım

Rakipleriniz gerçeğin tam aksine, her seçimde CHP'nin adını terör örgütleriyle yan yana getirerek bir yıpratma kampanyası yürütüyor. Bunu -herhalde seçim yönetiminizdeki başarınızdan ötürü- sizin için de yapıyorlar. HDP Meclis'te bir parti olmasına rağmen onlarla konuşma da aleyhte kullanılıyor. Sizin “Atatürk” yerine “Gazi Mustafa Kemal” demeyi tercih ettiğiniz bile medyada gündeme getirildi. Ben ise bu binanın her köşesinde Atatürk'ü görüyorum. Bu çabaları nasıl yorumluyorsunuz?

Yandaş medyada benimle ilgili yazdıkları şeylerin halkta karşılığı olsaydı, sokağa çıkamamam lazımdı. Ama sokakta görüyoruz ki yalanların, iftiraların vatandaşta karşılığı yok. Ben Cumhuriyet'in var ettiği Anadolu'dan çıkmış bir kız çocuğuydum, Cumhuriyet olmasa ben o köyden çıkamazdım. Cumhuriyet kurumları olmasa ücretsiz okuyamazdım, doktor olamazdım, Atatürk'ün kurduğu partide 95 yıl sonra İstanbul'un ilk kadın İl Başkanı olamazdım.

9 Eylül'deki toplantıda Cumhuriyet öncesinde henüz Atatürk ismi verilmeden önce Mustafa Kemal'in örgütlenmeyi nasıl yaptığını anlatırken “Mustafa Kemal” dediğim için hemen atladılar. Bir hafta önce bir TV yayınında 10-11 kez Atatürk demişken bunu yapmak kötü niyeti gösterir.

HDP-PKK meselesine gelince… Her türlü şiddet, terör, terör örgütleri ve eylemin karşısındayım. HDP'ye yakın iddiası da çok anlamsız, böyle olsam gider HDP'de siyaset yaparım. Zannediyorlar ki Canan Kaftancıoğlu'na iftira atarsak veya mahkemelerde süründürürsek, ceza verirsek kadın korkar susar, çalışmaz. Bu kadar çaresizler.

Ekrem Başkan ile kavgamız olamaz!

İktidara yakın bir gazetede bir yazar “CHP'de 2023 sonrası için büyük iktidar kavgası var. Ekrem İmamoğlu ile Canan Kaftancıoğlu arasında yereli kaptırmamak kavgası var. Ümraniye ve Sultanbeyli ilçe kongrelerinde ortaya çıktı ki İstanbul'da güçlü görünen iki isim İmamoğlu ile Kaftancıoğlu arasında adı konmamış bir hesaplaşma yaşanıyor” diye yazdı. Bu doğru olabilir mi?

(Gülüyor) Ben sanki biz ittifakmışız, başkalarıyla kavga ediyormuşuz gibi anladım. Şunu net olarak söyleyeyim, partimizin uzun zamandır hiç bu kadar hedefe odaklanarak, parti içinde en ufak bir sıkıntı olmadan çalıştığına tanıklık etmedim. İktidarda öyle bir rant kavgası, pasta paylaşımı var ki bize de bunları söyleyince aynı durumu yaratırız zannediyorlar ve kamuoyunu yanıltmaya çalışıyorlar. Kavga bir rantı paylaşamadığınızda çıkar, amacınız ortaksa çıkmaz. Ekrem Başkan'ın en büyük önceliği İstanbul'a hizmet etmek, benim de en büyük önceliğim partimi iktidara getirmek. Bizim paylaşamayacağımız bir şey yok, hiçbir konuda kavgamız olamaz.

Somali'ye gönderdikleri paraları eğitime harcasınlar

Yüz yüze eğitim diyerek bir çalışma yaptınız ve sonuçlarını basına açıkladınız. Corona'dan ölenlerin sayısı temmuzdan Ağustos'a kat kat artmış. Siz de okulların açılmaya hazır olmadığını söylediniz, ne olacağını umuyorsunuz?

Önce ummaktan ziyade zorunluluk olarak şunu söyleyeyim; bir kuşağı kaybetmemek için, çocuklarımızın ve ülkenin geleceğini kaybetmemek için yüz yüze eğitim şart. Pandemi döneminde gelişmiş ülkelerde en son okullar kapatıldı, en erken yüz yüze okullar açıldı. Biz diyoruz ki bir devlet, koşulları sağlamak zorundadır. Bir yıldır okullar kapalıydı, ey iktidar siz bu kadar uzun sürede oturup yüz yüze eğitim koşullarını planlı, programlı şekilde neden yapmadınız? Vakalar bu şekilde artarsa bir ay sonra çıkıp “Yeniden online eğitime geçiyoruz” deme hakkınız yok. Geç kaldılar ama şartları acilen hazırlamak zorundalar. Öğrencilerin başarısı düştü, yüz yüze eğitim vermek zorundalar. Devlet okullarında müdürler “Nasıl yapalım, bütçemiz yok” diye ağlıyor. Somali'ye gönderdikleri paraları eğitime harcasınlar. Biz işbirliğine hazırız, işlerini ciddiye alacaklar. Ülkenin geleceği buna bağlı.