Atatürk’ün manifestosu Amasya Genelgesi

“Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”

Bundan tam 102 yıl önce, 21/22 Haziran 1919 gecesi, 9. Ordu (3. Ordu) Müfettişi Mustafa Kemal Paşa, asker-sivil birkaç arkadaşıyla birlikte Amasya Genelgesi'ni yayınladı. “Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” diyen Amasya Genelgesi gerçek anlamda bir manifestoydu. Türk tarihinde yüzyıllar sonra ilk kez, halife padişahın adını bile anmadan, doğrudan doğruya millete sesleniliyor; milletin, –sarayın sultanın ağzına bakmadan– kendi kaderini kendi eline alması isteniyordu. Amasya Genelgesi'ne göre milletin bağımsızlığını, halife padişah değil, milletin azim ve kararı kurtaracaktı.

İSTANBUL'DAKİ DİRENİŞ HAZIRLIKLARI

Osmanlı, 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Ateşkes Antlaşması'yla I. Dünya Savaşı'ndan çekildi. İşgaller başladı. 13 Kasım 1918'de İstanbul fiilen işgal edilirken Yıldırım Orduları Komutanı Mustafa Kemal Paşa da Adana'dan İstanbul'a geldi. Mustafa Kemal, işgal İstanbul'unda 6 ay boyunca Şişli'deki evinde Ali Fuat (Cebesoy), Refet (Bele), Rauf (Orbay), Kazım Karabekir, İsmet (İnönü) gibi komutan arkadaşlarıyla görüştü. Bu gizli görüşmeler sonunda Anadolu'da bir “milli direniş” başlatılmasına karar verildi. Bir kurtuluş ekibi oluştu. Mustafa Kemal'in planına göre komutanlar bir şekilde Anadolu'ya geçecekler, bir taraftan Mondros'un uygulanmasını mümkün olduğunca yavaşlatacaklar, diğer taraftan komuta ettikleri orduları ve halkı direnişe hazırlayacaklardı.

Önce Şubat/Mart 1919'da Ali Fuat (Cebesoy) sırayla Konya'da/Ankara'da 20. Kolordu'nun başına, sonra Nisan 1919'da Kazım Karabekir Erzurum'daki 15. Kolordu'nun başına, sonra da Mayıs 1919'da Mustafa Kemal, yanında Refet (Bele) ile birlikte, 9 Ordu (3. Ordu) müfettişi olarak Samsun'a geçti. Mayıs sonunda Rauf (Orbay) da Ankara'ya geçecekti.

Kurtuluş ekibinin ilk buluşma yeri Mustafa Kemal'in İstanbul Şişli'deki eviydi, ikinci buluşma yeri Amasya'da Saraydüzü Kışlası olacaktı.

Rauf (Orbay), Mustafa Kemal (Atatürk), Ali Fuat (Cebesoy). Yıl 1919.

Komutanların Amasya Buluşması

19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkan Mustafa Kemal, 25 Mayıs 1919'da Havza'ya geçti. 7 Haziran 1919'da, Samsun üzerinden İstanbul'a gönderilen 10 bin süngü kolu ile 12 top kamasına el koydu; Havza deposundaki silahları evlere taşıttı. Osmanlı Saray Hükümeti, İngilizlerin isteğiyle, 8 Haziran 1919'da Mustafa Kemal'i İstanbul'a geri çağırdı. Mustafa Kemal, benzin yokluğunu gerekçe göstererek geri dönmedi.

Mustafa Kemal, 10 Haziran 1919'da, Ali Fuat (Cebesoy) ile Rauf (Orbay)'ı Havza'ya davet etti. Ali Fuat Paşa ve Rauf Bey, 12 Haziran 1919'da Ankara'dan bir at arabasıyla yola çıktılar. 6 günde Havza yakınlarına vardıklarında Mustafa Kemal'in Amasya'ya gittiğini öğrenerek oraya yöneldiler. Mustafa Kemal, İstanbul'dan geri çağrıldığı bir ortamda Havza'da kendini güvende hissetmiyordu. Bu sırada Amasya'dan bir heyet gelerek kendisini kentlerine davet etmişti. Bu teklifi kabul eden Mustafa Kemal, 12 Haziran 1919'da Havza'dan Amasya'ya geçti. Amasya'da büyük bir coşkuyla karşılandı. Saraydüzü Kışlası'na yerleşti.

Mustafa Kemal, akşam hükümet konağında Amasyalılara seslendi. “Aziz Amasyalılar! Padişah ve hükümet Anlaşma devletlerinin elinde esir vaziyettedir. Memleket elden gitmek üzeredir… Hep beraber aziz vatanımızı ve istiklalimizi kurtarmak için bütün gayretimizle çalışacağız…” dedi. Amasya'da bir Müdafaai Hukuk Cemiyeti kurulmasını istedi. Sözlerini şöyle bitirdi: “Amasyalılar! Düşmanların Samsun'dan yapacağı herhangi bir asker çıkarma harekâtına karşı ayaklarımıza çarıklarımızı çekerek vatanı en son kayasına kadar savunacağız… Amasyalılar hep beraber yemin edelim!” (Şerafettin Turan, Türk Devrim Tarihi, 1. Kitap, s. 192,193)

Mustafa Kemal'in, milletin, saray hükümetinden umudu keserek vatanın bağımsızlığı için çalışması, savaşması gerektiğini söylediği bu konuşması, Amasya Genelgesi'nin ilk işaretiydi.

Hemen ertesi gün Müftü Abdurrahman Kamil Efendi'nin başkanlığında Amasya'da Müdafaai Hukuk Cemiyeti kuruldu.

Bu sırada Osmanlı Saray Hükümeti, milli harekete karşı baskıyı artırıyordu. 16 Haziran 1919'da Posta Genel Müdürü Refik Halit (Karay), Müdafaai Hukuk deneklerinin telgraflarının çekilmemesi için emir verdi. 18 Haziran 1919'da Osmanlı Saray Hükümeti İçişleri Bakanlığı, Müdafaai Hukuk Cemiyetleri kurulmasını ve telgraflarının çekilmesini yasakladı. Ayrıca milli kuvvetlerin bastırılıp dağıtılmasını istedi.

Bu arada Mustafa Kemal, 3. Kolordu Komutanı Refet (Bele) ile Samsun Mutasarrıfı Hamit Bey'i de Amasya'ya çağırmıştı.

19 Haziran 1919'da Ali Fuat (Cebesoy) ve Rauf (Orbay), 20 Haziran 1919'da da Refet (Bele) Amasya'ya geldiler. 19 Haziran 1919'da Mustafa Kemal Paşa, Ali Fuat Paşa ve Rauf Bey arasında Amasya Görüşmeleri başladı.

Amasya Genelgesi'nin Hazırlanması

18 Haziran 1919'da Mustafa Kemal Paşa, Amasya'dan Edirne'deki Kolordu Komutanı Cafer Tayyar (Eğilmez)'e bir telgraf gönderdi: “Milletin geleceğinin, tutsak ve aciz hükümete teslim edilemeyeceğini” belirterek Anadolu ve Rumeli'deki milli teşkilatları birleştirip bir merkezden yönetmek üzere Sivas'ta genel bir “milli kongre” toplamak istediğini bildirdi.

İşte Mustafa Kemal'in 18 Haziran 1919'da Cafer Tayyar (Eğilmez)'e gönderdiği telgraftaki bu düşünceler, 19-21 Haziran 1919'da, Mustafa Kemal, Ali Fuat (Cebesoy), Rauf (Orbay) arasında Amasya'da görüşülerek biraz daha genişletildi. Böylece Amasya Genelgesi ortaya çıktı. Ali Fuat (Cebesoy), bu gerçeği, “Mustafa Kemal Paşa'nın hazırlamış olduğu kısa bir muhtıranın kararlarımızı formüle etmek bakımından bize bir hayli yardımı dokunmuştu” diyerek ifade ediyor. Atatürk de Nutuk'ta, Amasya Genelgesi'nin, “21/22 Haziran 1919 gecesi karanlık bir odada alınmış, korkunç ve gizemli yeni bir karar olmadığını”, bu genelgenin “dört gün önce Trakya'ya bildirmiş olduğu bir kararın Anadolu'ya da genelge ile bildirilmesinden ibaret olduğunu” belirtiyor.

15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir, Erzurum'dan ayrılmak istemediği için Amasya görüşmesine katılamadı. Ancak alınan kararlar kendisiyle paylaşılıp görüşü alındı. Karabekir, Sivas Kongresi'nden önce Doğu illeri adına Erzurum'da bir kongrenin toplanması ve Mustafa Kemal ile Rauf (Orbay)'ın da buna katılmalarının gerekli olduğunu savundu. Amasya Genelgesi'nin 2. maddesi bu doğrultuda düzenlendi. Konya'daki 2. Ordu Müfettişi Mersinli Cemal Paşa ise alınan kararların tümüne katıldığını bildirecekti.

Amasya Genelgesi'nin Anlam ve Önemi

Mustafa Kemal'in; Amasya'da, 21/22 Haziran1919 gecesi emir subayı Cevat Abbas'a bizzat not ettirdiği Amasya Genelgesi'nin belli başlı maddeleri şöyle.

1. Vatanın bütünlüğü milletin bağımsızlığı tehlikededir. İstanbul'daki hükümet üzerine aldığı sorumluluğun gereklerini yerine getirememekte, bu durum milletimizi yok olmuş gibi göstermektedir. Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. Milletin durumunu ve davranışını göz önünde tutmak ve haklarını dile getirip bütün dünyaya duyurmak için her türlü etki ve denetimden uzak milli bir kurulun varlığı gereklidir. Anadolu'nun en güvenli yeri olan Sivas'ta biran önce milli bir kongrenin toplanması kararlaştırılmıştır. Bunun için bütün illerin her sancağından halkın güvenini kazanmış 3 delegenin olabildiğince çabuk yetişmek üzere hemen yola çıkarılması gerekmektedir. Her olasılığa karşı bu iş milli bir sır gibi tutulmalı ve delegeler gereken yerlere kimliklerini gizleyerek gelmelidirler.

2. Doğu illeri adına 10 Temmuz'da Erzurum'da bir kurultay toplanacaktır. O güne değin öteki il delegeleri de Sivas'a ulaşabilirlerse Erzurum Kongresi'nin üyeleri de Sivas'ta yapılacak genel kongreye katılmak üzere yola çıkarlar.

Falih Rıfkı Atay, “Amasya Genelgesi'nin hiç açıklanmayan bir gizli maddesi vardır. Bu maddeye göre Mustafa Kemal, Kazım Karabekir, Fuat Paşa ve Rauf Bey milli hükümetin ilk kadrosu olarak seçilmiştir” diyor. (Falih Rıfkı Atay, Çankaya, s.211). Genelgede yer verilemeyen 6. maddede, “Askeri ve ulusal örgütlerin hiçbir biçimde dağıtılmaması, komutanlıkların başkalarına bırakılmaması, silah ve cephanenin elden çıkarılmaması ve işgallere karşı vatanın hep birlikte savunulması” isteniyordu. (Turan, s. 195)

Atatürk'ün 22 Haziran 1919 tarihli Amasya Genelgesi'nin aslı bu. Altını çizdiğim yerde, ‘Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır' yazıyor.

Amasya Genelgesi'nin imzalanması sırasında bazı tereddütler ve duraksamalar yaşandı. Atatürk'ün Nutuk'taki anlatımıyla, Rauf Bey, misafir olduğunu söyleyerek genelgeyi imzalamak istemedi. Mustafa Kemal'in, “Bunun tarihi bir hatıra olduğunu ileri sürerek imzalamasını” söylemesi üzerine ancak imzaladı. Refet Bey de imzalamak istemedi. “Böyle bir kongre toplanmasındaki maksat ve yararı anlayamadığını” söyledi. Ali Fuat Paşa ise “derhal imzaladı.” Ali Fuat Paşa, Refet Bey'i de ikna etti. Refet Bey genelge taslağına kendine göre bir işaret koydu. Mustafa Kemal, bu işaret için, “öyle bir işaret ki, bunu bu müsveddede bulmak oldukça zordur” diyor. Kazım Karabekir de sonradan kaleme aldığı anılarında Amasya Genelgesi'ne gerekli önemi vermeyerek bu kararları “İstanbul Hükümetiyle iplerin vakitsiz koparılması!” olarak değerlendirecekti. (Kazım Karabekir, İstiklal Harbimiz, C.1, s.56)

Mustafa Kemal, Ali Fuat (Cebesoy), Rauf (Orbay) ve Refet (Bele)'nin imzaladığı, Kazım Karabekir ve Mersinli Cemal paşaların onayladığı Amasya Genelgesi yurttaki sivil ve askeri makamlara şifreli olarak gönderildi. Mustafa Kemal, Amasya Genelgesi'ni İstanbul'daki bazı kişilere de gönderdi. Bu kişilere ayrıca -genelge niteliğinde- bir de mektup yazdı. Mustafa Kemal, 21 Haziran 1919 tarihli mektubunda, “Artık İstanbul Anadolu'ya hâkim değil bağlı olmak zorundadır” diyerek bu kişileri milli amaç için özveriye çağırdı.

Mustafa Kemal, “Amasya Genelgesi'ne neden ihtiyaç duyduğu” sorusuna Nutuk'ta cevap veriyor: Anadolu'da düşmana karşı direnişi örgütlemeye başlayınca İstanbul'a geri çağrılmış, ancak geri dönmemiş, böylece “asi” durumuna düşmüştü. “Bundan dolayı girişim ve faaliyetlerin bir an önce kişisellikten çıkarılması ve bütün milletin birlik ve dayanışmasını sağlayacak ve temsil edecek bir kurul adına yapılması çok gerekli idi.” İkinci bir neden de Osmanlı Devleti'nin tamamen çökmüş olmasıydı. Nutuk'taki ifadesiyle “Osmanlı Devleti, onun bağımsızlığı, padişah, halife, hükümet, bunların hepsi anlamı kalmamış birtakım boş sözlerden ibaretti.” İngiliz emperyalizmine teslim olan Osmanlı Saray Hükümeti, ülkenin bağımsızlığını sağlayacak durumda değildi. Bu nedenle Mustafa Kemal, Amasya Genelgesi'yle millete kendi milli hükümetini kurma çağrısı yaptı. Ali Fuat (Cebesoy)'un anlatımıyla, “Mademki padişah ve onun hükümeti, milletin haklarını, vatanın istiklalini savunamıyor, hatta milli direnişe karşı düşmanlarımızla beraber cephe alıyor, istiklalimizi ve vatanın bütünlüğünü tehlikeye sokmaktan çekinmiyordu, artık ondan yardım beklemek ve onunla birlikte yürümek anlamsızdı. Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktı… (Ali Fuat Cebesoy, Milli Mücadele Hatıraları, s. 91)

Amasya Genelgesi gerçekçi ve cesur bir manifestoydu. “Vatanın bütünlüğü milletin bağımsızlığı tehlikededir. İstanbul Hükümeti görevini yerine getirememekte, bu durum milleti yok saymaktadır” denilerek her şeyden önce soğukkanlı bir durum tespiti yapılıyor; vatan ve millet tehlikedeyken Osmanlı Saray Hükümetinin milleti temsil edemediği belirtiliyordu. “Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” denilerek saray saltanatının yerine millet iradesi öne çıkarılıyordu. “Her türlü etki ve denetimden uzak milli bir kurulun varlığı gereklidir” denilerek milleti temsil edecek bağımsız bir kurula ihtiyaç olduğu belirtiliyordu. (Bu kurula Temsil Heyeti adı verilecekti).Milletin temsilcilerinden oluşacak iki kongre (Erzurum ve Sivas) ile de milletin eylemli olarak kendi kaderini kendi eline alması isteniyordu. Millet, kongreler toplayarak, milli bir kurul oluşturarak Osmanlı Saray Hükümetinin yerine kendi milli hükümetini kuracaktı. (Buna TBMM Hükümeti adı verilecekti). Amasya Genelgesi, emperyalizme teslim olan saraya karşı milli bir isyandı. Bu özellikleriyle bir devrim bildirisiydi.

Amasya Genelgesi'ne saray hükümetinin tepkisi büyük oldu. Genelgenin üzerinden 24 saat geçmeden, 23 Haziran 1919'da Mustafa Kemal, Osmanlı Bakanlar Kurulu kararıyla görevden alındı. İçişleri Bakanı Ali Kemal bütün illere bir genelge göndererek Mustafa Kemal'in azledildiğini belirtip emirlerinin uygulanmamasını istedi. Osmanlı Savaş Bakanı Şevket Turgut Paşa da, Mustafa Kemal'i acele İstanbul'a çağırdı. 24 Haziran 1919'da Posta Telgraf Genel Müdürü Refik Halit (Karay), Anadolu'daki telgraf merkezlerine, “Reddi ilhak dernekleriyle birlikle Mustafa Kemal'in telgraflarının da kabul edilmemesini“ emretti. 26 Haziran 1919'da İçişleri Bakanı Ali Kemal, “Milli ordu kurmanın ve milli savunma hazırlamanın felaket olduğunu” bildiren bir genelge yayınladı.

Mustafa Kemal, 7/8 Temmuz 1919'da Padişah Vahdettin tarafından 9. Ordu (3. Ordu) Müfettişliği görevinden alındı. Bunun üzerine o da askerlikten istifa edip sinei millete döndü; sadece emperyalist düşmanla değil, sarayla da karşı karşıya gelmişti. Mustafa Kemal'in bu iki yönlü mücadelesi, vatanın “tam bağımsızlığı”, milletin “kayıtsız şartsız egemenliği” ile sona erecekti.