Dikişler iyice patladı!

Yama büyüktü, dünya krizine de yakalandık, yama daha da büyüdü. Dikişler, “Tek adam. Tek akıl. Tek büyüklenme. Tek seçici. Tek görevden affedici” modeli yüzünden zaten patlamıştı.

Yama büyüyor.

Eskisini affet gönder.

Yenisini lütfet getir.

Model yalama oldu.

Son atama örneğinde; gönderilen Tarım Bakanı, neyi eksik, kusurlu, hatalı yaptı da koltuğundan kovuldu?  Yeni atanan, “Tarlada, bahçede, serada, ahırda ülkenin kendi kendine yeterliliğine yetecek üretimi hızla başlatacak” bilgi, birikim, vizyon sahibi olduğu için mi getirildi?

Gitti Pakdemirli.

Geldi Kirişçi.

İsim değişti, öz aynı.

Ne giden hesap verdi!

Ne gelen umut sundu!

Dikiş tutmaz olunca:

Sürü mantığı işliyor.

Giden, kibir küpüydü.

Gelen, gideni aratıcı.

Dikişler iyice patladı.

★★★

Rusya Ukrayna'ya saldırıca “Tarımsal üretimde dikişlerimizin ne ölçüde patlak olduğu” rakamlarla, tablolarla, raporlarla, gözlemlerle, örneklerle sayılıp yazılmaya ve söylenmeye başladı.

Yerli üretim tıkandı.

Tüketen ağız çoğaldı.

Yeterlilik fiyasko.

Buğdayda:

Yüzde 89.5.

Mısırda:

Yüzde 75.5.

Ayçiçeğinde:

Yüzde 60 kendimize yeterliyiz ve kalanı yani yüzde 100'e tamamlanacak bölümü dışarıdan almak zorundayız. Aynı tablo kuru fasulyeden mercimeğe, nohuttan soyaya, arpadan çeltiğe her üründe var. Sadece ısırgan otu ile maydanozda kendi kendine yeten ülke kaldık diye yazsam yanlış olmaz. Buğdayda, ayçiçeğinde, arpada, çeltikte (pirinç), mısırda ithalatın büyük bölümü Rusya ve Ukrayna'dan karşılandığı için savaşan ülkelerden daha fazla biz etkilenmeye başladık.

Tarım acılar içinde.

Üretenler mutsuz.

Tarlanın, bahçenin, bostanın, ahırın, seranın net geliri çiftçiye; şehir hayatını köylerde de yaşayabilme olanağı vermediği için kırdan kente 50 yıldır göç var. Köylerde toprağı işleyip “Kendine yeten Türkiye'yi” var edecek genç iş gücü kalmazken, şehirlerde “Fatura mahkumluğu ile ucuz ekmek kuyruğu ” uç verdi.

Fiyatlar tırmanıyor.

★★★

Rusya-Ukrayna gerginliğinin uzun süreli, karmaşık, beklenmedik belaları da getireceği ortadayken Tarım Bakanı değiştirmenin “Evet işte bu…” dedirtecek bir hedefi olmalıydı.

Giden göremedi.

Anlayamadı.

Çapı yetmedi.

Tarımı çökertti.

Gelen Türkiye'yi “99 yıl öncesinin özüne, ruhuna, meydan okuyuşuna, tam bağımsızlığına götürecek yeni atılımları yapmaya geldi” diyebilmeliydik.

Tarihte yazılı.

Bilenler bilir.

99 yıl önce 17 Şubat 1923' de İzmir'de “Türkiye İktisat Kongresi” toplandı. Türkiye'nin her ilinden, ilçesinden, köyünden 1135 temsilci, bakan, milletvekili, askeri ve sivil bürokrat bir araya geldiler. Açılış konuşmasını Mustafa Kemal Atatürk yaptı.

İlkeleri sıraladı.

“Bir milletin doğrudan doğruya yaşantısı ile ilgili olan, o milletin ekonomik durumudur. Tarihimizi dolduran zaferler ve yenilgilerin tümü ekonomik durumumuzla yakından ilgilidir. Kılıçla fetih yapanlar, sabanla fetih yapanlara yenilmeye ve sonunda yerlerini terk etmeye mahkumdur. Kılıç kullanan kol yorulur; fakat saban kullanan kol her gün daha çok kuvvetlenir. Siyasi ve askeri zaferler, ne kadar büyük olursa olsun, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa kazanılacak başarılar yaşayamaz, az zamanda söner.  Tam bağımsızlık için şu prensip vardır: Milli egemenlik ekonomik egemenlik ile pekiştirilmelidir. Bu kadar büyük amaçlar, bu kadar kutsal ve ulu hedeflere, kağıtlar üzerinde yazılı genel kurallarla, istek ve hırslara dayanan buyruklarla varılamaz. Tek kuvvet, en önemli temel ekonomik güçtür.” (Prof. Dr. Erdinç Tokgöz'ün “Türkiye İktisat Kongresi 99 yaşında” başlıklı yazsından alıntı yaptım)

★★★

Atatürk, 99 yıl önce sanki bugüne sesleniyor: “Yapışın sapanın sapına aksi halde tam bağımsız olamazsınız, vatanı elinizde tutamazsınız” diye ilke koymuş, üretimin yüceliğine çağırıyor. Sapan yani bugünün traktörü, mibzeri, bağı, bahçesi serası, suyu, gübresi, organik tarımı ile sadece kendine yetmekle kalmayıp komşularını, Ortadoğu'yu, dünyayı da doyuran bir ülke olmalıydı Türkiye…

99 yıl sonra bugün:

Rusya'ya muhtaç.

Ukrayna'ya bağımlı.

99 yıl geriye düştük.

Giden Tarım Bakanı niçin gönderildi, gelenin “yapışın sapanın sapına” diyebilecek bir samimiyeti, programı, niyeti, vizyonu, programı var mı?

Varsa nerede?

Giden niçin gitti!

Gelen niçin geldi!

Biz sürümüyüz!

Dikişler iyice patladı.

 

Loading...