‘(...) İşte tam bu noktada bu pazar CHP’nin yapacağı Parti Meclisi (PM) toplantısı çok daha anlamlı hale geldi. Kulislerde, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “değişimcilere” yönelik sert bir konuşma yapacağı, kılıçların açıktan çekileceği iddia edildi. Kılıçdaroğlu’nun yakın çevresine “Her şeyin farkındayım ve PM’deki sunuş konuşmamda ne olduğunu herkes görecek. Kamuoyu önünde tartışmaya gerek yok” dediği bilgisine ulaştım (...)’

21 Temmuz’da yazımı bu bilgilerle bitirdim ve “Kılıçdaroğlu pazar gününe hazırlanıyor” başlığını attım. Evet... Önceki gün saat 13’te PM toplandı ve gece 01.00’a kadar sürdü. Tam 12 saat!

En son konuşmayı eleştirileri dinledikten sonra CHP lideri Kılıçdaroğlu yaptı. Yaklaşık bir saat konuşan Kılıdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

(ALTILI MASA ELEŞTİRİLERİNE) “Yüzde 50 artı 1 hedefti ve ittifaklara ihtiyacımız vardı. Masa bu yüzden kuruldu. İttifakın en büyük artısını da 2019’da 11 büyükşehri alarak gördük. Ben günün 24 saati çalıştım, 72 saat uyumadığım zamanlar oldu. Kimseye sorumluluğu atmıyorum.

(SEÇİMİ KAYBETTİK ELEŞTİRİSİ) “Partiyi bölmeye çalışanlar var. CHP dışından da partiyi dağıtmak isteyenler var. İttifakı dağıtmak istiyorlar ama ittifakın lokomotifi CHP olduğu için bize yönelik sertlik var. Buralara kolay gelinmedi. Seçim kaybettik ama mücadele verdik. Sivil toplumun, sendikaların güçlenmesi gerekiyor. Batılı ülkelerde böyle. Sadece siyasi partilerle olmaz. Tek başına mücadele etmeleri yeterli olmuyor.”

(MEDYA ELEŞTİRİSİ) “Ben hiçbir yayın organının politikalarına müdahale etmem, karışmam. Ancak medya üzerinden partiyi dizayn etmeye çalışanlara karşıyım. Beni eleştirin, sesimi çıkarmam. Ama hakaret edemez kimse. Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan geldi açıklama yaptı, kimse karışmadı. Koltuk attı ve canlı yayında veren yerler oldu.”

(ONLİNE TOPLANTI KONUSU) “Zoom’da toplanmanızda sıkıntı yok. Genel. Rahatsız olmam toplantılardan. Ama etik dışı ve parti hiyerarşisi açısından doğru değil.”

(YEREL SEÇİMLER KONUSU) “Yerel seçimlerde yeni yerler alacağız. Belediye başkanları siyaset yapmasın demiyorum. Belediye başkanları genel siyasetle ilgili konuşmasın. Erdoğan’la ilgili konuşuluyor, onun eline koz veriliyor ve dava açıyor o zaman. Onunla uğraşıyoruz. Hiçbir belediye başkanımızı dışlamayacağız. Hiç kimse Kemalci olmasın.”

(DEĞİŞİM İSTEYENLER TARTIŞMASI) “Değişim değişim diyorsunuz. Tüzükte devrim yapacağız. Düşünmediğiniz çok şey gelecek. CHP lider partisi değil kadro partisidir. Ben gemiyi limana götüreceğim sağlam bir şekilde. Partinin genel başkanıyım, sıradan bir parti değil burası. Herkes üzüldü, siz de çok üzüldünüz biliyorum. Ben sizden on kat daha üzüldüm.”

Bir not daha:

CHP lideri seçim sonrasında neden kaybedildiği konusunda şu açıklamayı yapmıştı: “Biz şunu da araştırdık; acaba kırsaldaki insan neden ekonomik yıkımdan etkilenmedi diye, çok basit, ayda 500 lira verdiğinizde zaten harcayacak yer yok, köyde nerede harcayacak para.” Bu açıklamanın ardından kamuoyunda sert eleştiriler yapılmıştı. PM toplantısında, bu konuda yanlış anlaşıldığını ve küçük yerlerde enflasyonun büyük kentlere göre daha az hissedileceğini ifade ettiğini açıkladı.

PM’de tartışıldı: Değişimin adını koyun


PM toplantısından da küçük küçük notları paylaşayım.

Birincisi 40’a yakın PM üyesi konuştu. Zoom toplantısına katılığı için eleştiriler yapılan Gökhan Günaydın grup başkan vekili olarak konuşma yaptı. Eleştirilere cevap verdi.

Bülent Tezcan ilk söz alan isimlerdendi. Uzun bir konuşma yaptı. “Genel Başkan da değişmeli ben de değişmeliyim” dedi ve online toplantıyla ilgili eleştirilere yanıt verdi.

Deniz Demir de zoom toplantısını kimsenin eleştirmediğini, neden toplantı yapıldı diye kimsenin sormadığını ama toplantıda neden iki üç gencin olmadığını belirtti.

Müslüm Sarı’nın Bülent Tezcan’ı eleştirdiği iddia edildi. Sarı’nın şu cümleleri kurduğu öğrenildi: “Yıllarca uzun dönem MYK üyeliği yaptınız, her türlü kararda ortaksınız, gereğini yapın diyorsunuz, gereği nedir? Değişimin adını koyun. İstifaysa siz de PM’den istifa edin. Milletvekili oldunuz, beş yıl konforlu alandasınız.

Gürsel Erol’un, zoom toplantısını değil, toplantıya Gökhan Günaydın ve Özgür Özel’in katılmasını eleştirdiği dikkat çekti. Özgür Özel’in ise konuşmadığı ifade edildi.

Burhan Şenatalar’ın da “Burası CHP, genel başkana bırak git demek doğru değil” dediği bilgisi verildi. Toplantıda Akif Hamzaçebi uzun bir konuşma yaptı. İki tarafı da eleştirdi. İddialara göre Hamzaçebi, bugün “değişimci” olan eski Genel Sekreter Selin Sayek Böke’yi şu cümlelerle eleştirdi: “Genel sekreterken sizi aradım kaç kez bana dönmediniz. Böyle genel sekreterlik olur mu?”

“Geçmişi temiz” ne demek?“


Şimdi gelelim tartışmalı iki konuya.

CHP Genel Başkanı’nın, cumartesi günü il-ilçe belediye başkanları toplantısında (basına kapalı) “Partinin ilke ve değerlerine bağlı, partiyi ileriye götürecek, geçmişi temiz biri çıkarsa hemen bırakırım” cümlesini kurduğu kamuoyuna yansıdı. Bu açıklamaya yalanlama da gelmedi. Partinin ağır isimlerinden bir milletvekili, Kılıçdaroğlu’nun bu “tespiti” için şu değerlendirmeyi yaptı:

“Belediye başkanları toplantısında her şeyi söyleyebilirsiniz. Eleştirilere de yanıt verebilir genel başkan ancak ‘geçmişi temiz biri’ cümlesini kurduğunda bugün ismi geçenlerin ‘geçmişine’ hakaret edilmiş olur. Parti gerçekten ikiye ayrılmış durumda ve Türk siyaseti de kaybediyor.”

O gece “geçmişi temiz” tanımlamasından önce kulislerde şu bilgi dolaşmıştı: “Kemal Bey, (namuslu biri çıkıp aday olursa bırakırım) demiş.”

Bunun üzerine CHP’de ciddi bir telefon trafiği olmuş, herkes birbirine “namuslu aday” tanımı yapılıp yapılmadığını sormuştu. Sonuçta, “namuslu aday” diye konuşmadığı ortaya çıkmıştı.

Burada bir PM üyesi de “Geçmişi temiz demek bugün konuşulan isimlerin kirli olduğu anlamına gelmiyor. Karşımızda devlet var ve aday olacak kişilerin sağlamlığına vurgu yapan bir cümle” değerlendirmesi yaptı.

Diğer bir tartışmalı konu da Kılıçdaroğlu’nun yine basına kapalı toplantıda, köşe yazarlarına, gazetecilere maaş verilerek yazılar yazdırıldığını söylediği iddia edilmişti. Ben de sosyal medya hesabımdan” cumartesi gecesi “Kılıçdaroğlu ne biliyorsa açıklamalı ve kimseyi zan altında bırakmamalı” demiştim. Bu konuda da bir açıklama gelmedi. Bir kez daha yineliyorum: CHP lideri konuşmalı ve belgeleriyle anlatmalı. Eğer bu dedikoduysa kabul edilemez ve yüzlerce medya çalışanı zan altına bırakılamaz.”