6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun şirketlerde sermaye kaybı ve borca batık olma durumuna ilişkin 376’ncı maddesinin; birinci ve ikinci fıkrasında, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının veya üçte ikisinin karşılıksız kalması halinde yönetim kurulunun görevleri ve üçüncü fıkrasında ise şirketin “borca batık” olması, yani şirket aktiflerinin şirketin borç ve taahhütlerini karşılayamaması durumunda uygulanacak kurallar düzenlenmiştir.

2018 yılında kur artışı sebebi ile döviz borcu olan firmaların teknik iflas kapsamına girmesini engellemek için, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376’nci maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar hakkında yayımlanan tebliğ ile düzenlemeye gidilmişti. Düzenleme ile 1/1/2023 tarihine kadar (8.11.2022 tarihli değişiklik ile bu tarih 1/1/2024 tarihine ertelenmişti), kanunun 376’ncı maddesi kapsamında; sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin yapılan hesaplamalarda, henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerden doğan kur farkı zararları dikkate alınmayacak ifadelerine yer verildi.

26.12.2020 tarihinde pandeminin de etkisi ile tekrar bir değişikliğe gidilerek, 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralamalardan kaynaklanan giderler, amortismanlar ve personel giderleri toplamının yarısının teknik iflas hesaplamasına dahil edilmeyebileceği düzenlemesi yapıldı.

31.10.2023 tarihli ve 32355 sayılı Resmi Gazete’de “6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376'ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ” yayımlandı.

Bu tebliğ değişikliği ile yukarıda anılan tebliğin, sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin yapılan hesaplamalarda dikkate alınmayabilecek gider unsurlarına yer verilen Geçici 1’inci maddesinin, birinci fıkrasında yer alan “1/1/2024” ibaresi “1/1/2025” olarak değiştirilmiştir.

Buna göre, 1/1/2025 tarihine kadar geçerli olmak üzere; sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin yapılan hesaplamalarda, henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerden doğan kur farkı zararlarının tamamı ile 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralamalardan kaynaklanan giderler, amortismanlar ve personel giderlerinin toplamının yarısı dikkate alınmayabilecektir. Son değişiklik sadece uygulama tarihi ile sınırlı olarak yapıldığından, 2022 ve 2023 yılında tahakkuk eden giderler ile ilgili bir düzenleme yapılmamıştır. Dolayısıyla 2022 ve 2023 yılında tahakkuk eden kiralamalardan kaynaklanan giderler, amortismanlar ve personel giderlerinin tamamı sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin hesaplamalarda dikkate alınacaktır.

TEKNİK İFLASI ERTELEME DÜZENLEMELERİ VE ENFLASYON MUHASEBESİNİN ERTELENMESİ ZOMBİ ŞİRKET SAYISINI PATLATTI

“Zombi” adı verilen, gelirleri borçlarını ödemek için yetersiz olan şirketler konusundaki endişeler tüm dünyada yayılırken, IMF tarafından yayımlanan bir makalede Türkiye’nin zombi şirket oranında başı çektiği tespitine yer verilmişti.

Borcunu ödemek için yeterli para kazanamayan ancak bir şekilde desteklerle hayatta kalmaya devam eden şirketler için kullanılan zombi şirket kavramı, ekonominin önündeki büyük tehditlerden biri olarak görülmektedir. Düşük kâr etmesine rağmen yüksek kredi veya destek alabildiği için ayakta duran şirketler, aynı zamanda sağlıklı işleyen firmalar için de ciddi bir tehdit.

16 Haziran 2023’te yayımlanan ‘Yürüyen Ölülerin Yükselişi: Dünyadaki Zombi Firmalar’ başlıklı makalede, zombi şirketler hem mali sıkıntı içinde hem de kâr etme ihtimalleri düşük olan şirketler olarak tanımlandı.

Salgın döneminde mali yapıları iyice bozulan ve kağıt üzerinde yaşayan şirketlere verilen krediler, zombi şirketlerin payını son yıllarda artırdı. Makalede; borsaya kote veya halka açık olmayan zombi firmalar incelenirken, halka açık olmayan şirketler arasında en çok zombi şirkete sahip ülkenin %13’ü aşan oran ile Türkiye olduğu ifade ediliyor. Halka açık Türk şirketler arasında ‘zombi’ oranı rapora göre; %8’in üzerine çıkmış durumda, Türkiye’nin ardından ise Endonezya, Romanya ve Rusya geliyor.

Teknik iflas hesaplamalarında formülleri değiştirerek ve sürekli tarihleri uzatarak, enflasyon muhasebesini 2 yıl erteleme ile uygulatarak yapılan; iflas etmiş şirketleri yaşıyor göstermektedir. Yaşıyor gösterilmeye çalışan şirket sayısının 1 milyon 100 bin Kurumlar Vergisi mükellefinin %30’u olduğunu tahmin ediyorum.

Ülkemizde ortalama 18 ayda bir kur şoku yaşanıyor. Enflasyon karşısında elde edilen kârların fiktif olduğunun farkında olmayan, kur şoklarına karşı hazırlıklı olmayan yüzbinlerce şirketin ömrünü uzatmanın hiç kimseye faydası yok. Oksijen çadırına aldık, iyileşecek diyebileceğimiz bir durum da yok. Kurtulma şansı olmayan bu şirketlerin teknik iflas durumuna düşmemeleri için, artık her yıl yapılan bu düzenlemelerin sağlıklı bir ekonomi için son bulması gerekmektedir.