Türkiye’de 1965’ten bu yana siyasi partilere devlet yardımı yapılıyor.

Mevcut mevzuata göre, en son yapılan milletvekili genel seçimlerinde genel barajı aşmış partilere, (her yıl) o yılın bütçe gelirlerinin beş binde ikisi oranında yardım yapılıyor.

Bütçe gelirlerinin beş binde ikisi olarak belirlenen miktarda para, aldıkları oy sayısına göre siyasi partilere dağıtılıyor.

Bir nevi, her vatandaşın ödediği verginin bir miktarı, oy verdiği partinin hesabına aktarılıyor.

Yani, söz konusu paralar, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ya da Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin parası değil.

Ayrıca partilere “hatır” için değil “hak” olarak veriliyor.

★★★

Halihazırda 2018 genel seçimlerine katılmış ve barajı aşmış partilerden AK Parti, CHP, HDP, MHP ve İYİ Parti devletten bir sonraki seçime kadar her yıl yardım almaya hak kazanmış.

2023 yılında AK Parti 1 milyar 961 milyon 300 bin TL yardım alacak.

CHP’nin alacağı yardım ise 1 milyar 439 milyon TL.

Üçüncü sırada 539.5 milyon TL ile HDP, dördüncü sırada 511.5 milyon TL ile MHP ve beşinci sırada 459,2 milyon lirayla İYİ Parti var.

Anayasa Mahkemesi, son toplantısında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın “tedbir konulması” talebi doğrultusunda HDP’ye yapılacak yardımın “bloke edilmesine” karar verdi.

Karar gereği HDP, 2023 başında hesabına yatırılan 179 milyon TL’lik ilk taksite mahkemenin yeni bir kararına kadar dokunamayacak.

Yeni karar da bir ay içinde HDP’nin savunmasının alınmasından sonra verilecek.

Mahkeme ya “bloke etme” kararını esas kararına kadar uzatacak ya da kaldıracak.

★★★

Yaşanan gelişmelere bakılırsa, Anayasa Mahkemesi’nin HDP hakkındaki kapatma davasını “hukuki” değil, “siyasi” bir motivasyonla yürüttüğünü söylemek zor olmaz.

HDP’ye yapılan devlet yardımının bloke edilmesi de bu siyasi motivasyonun bir sonucu olsa gerek.

Yargıtay Başsavcısı’nın talep ettiği tedbir talebine, hukuk eksenli tavırlarıyla ve şerhleriyle öne çıkan mahkeme üyelerinin “hayır” demesi de bunun kanıtı olsa gerek.

Şubat ayında görev süresi dolacak olan Başkan Prof. Zühtü Arslan, Prof. Engin Yıldırım Emin Kuz, Prof. Yusuf Şevki Hakyemez, Yıldız Seferinoğlu ve Selahaddin Menteş’in tedbir kararıyla ilgili muhalefet şerhlerini okumayı sabırsızlıkla bekliyorum.

★★★

Şunu da unutmamak gerekir ki Anayasa hukuku ve AYM yargılamaları konusunda önemli uzman isimler de “hayır” diyen üyelere destek veriyor.

Örneğin, Anayasa Mahkemesi’nin önceki başkanlarından Haşim Kılıç, geçmişte önlerine gelen bir kapatma davası sırasında kararlarını özellikle yaklaşan seçimin sonrasına bıraktıklarına dikkat çekerek, “Seçim öncesinde böyle bir karar almak doğru değil” yorumunu yaptı.

Kılıç’ın AYM Başkanı olarak görev yaptığı dönemdeki “özgürlükçü” tavrıyla AK Parti’nin kapatılmasını önleyen isim olduğunu unutmamak lazım.

AK Parti’de kritik görevler üstlenmiş ve parti kapatmalarını zorlaştıran Anayasa değişikliğinin mimarlarından biri olmuş Prof. Ahmet İyimaya’nın da tedbir kararına itirazı var.

Parti kapatma ve partilerin siyasi faaliyetlerini engellemeye dair kararlar için üçte iki oy şartı getirdiklerini anımsatan İyimaya’ya göre tedbir kararı geçici görünse de siyasi faaliyetleri etkileyecek bir karar.

Sürecin sonunda geçici kararın kalıcı hale gelmesi için yine üçte iki oy gerekeceğine dikkat çeken İyimaya, “Doğru bulmuyorum. Zühtü (Aslan) Bey’in hayır demesi de önemli” yorumunu yaptı.

AK Parti hakkındaki kapatma davasından sonra parti kapatmayı zorlaştıran Anayasa değişiklik sürecini bir çoğunuz hatırlıyorsunuzdur. İyimaya’yla birlikte, Cemil Çiçek, Sadullah Ergin ve Bekir Bozdağ gibi isimler de sürece büyük katkı sağlamıştı.

Ergin bugün muhalefette. Çok merak ediyorum o günlerde “demokrat” takılan ve “partileri sadece millet kapatır” diyen Çiçek ve Bozdağ, 6-7 milyon insanın oy ve destek verdiği HDP hakkındaki bu karara ne diyor?