Sözcü Plus Giriş
MURAT MURATOĞLU

Türkiye’de “babana bile güvenme” modeli

23 Kasım 2020

Dünya'da halkının birbirine hiç güvenmediği 3 toplum… Arnavutluk, Lübnan, Türkiye… Ortak özellikleri ne? Fakirlik… Ekonomik eşitsizlik…

Türkiye bilimsel olarak kişiler arası güvenin, yani “çoğu insana güvenebilirim” diyenlerin oranının dünyada en düşük olduğu ülkelerden biri…

★★★

Sahi dünya literatüründe, “babana bile güvenme” sözü Türkçeden başka bir dilde var mı? Kendimiz tarif etmişiz kendimizi…

Oysa ülkede kime sorsan en hoşgörülü, en misafirperver, en cana yakın millet olarak anlatır bize bizi…

Para ile güven arasında doğrudan bir bağ var. Sadece bu kadar değil tabii… Birçok sebep etkili… Para öne çıkan tespitlerden bir tanesi… Güvenenlerin yeri “enayi” kategorisi…

Güven oranının en yüksek olduğu Danimarka, Norveç, Finlandiya, İsveç gibi İskandinav ülkelerinin ortak özelliği zengin olmaları… Birbirlerine güvendikleri için mi zenginler yoksa zengin oldukları için mi güveniyorlar?

★★★

Devletin milletini kazıkladığı, milletin devleti dolandırmaya çalıştığı bir ülkede yaşadığımız imajı hepimizin kafasına oturtuldu…

Güvensizliğin en başta gelen sebebi Türkiye'de adaletin tam anlamıyla işlememesi…

Bir ülkede kural hakimiyeti güçlendikçe, mahkemeler etkin çalışmaya başladıkça, kurnazlık yapanın yanına kâr kalmadıkça, insanların birbirine duyduğu güven de artıyor.

★★★

Güven olmayınca ülkede çok şey olmuyor. İnsanların birbirlerine rahatlıkla güvenebildiği ülkelerde, öngörülebilirlik artıyor, işlem maliyetleri düşüyor, iş yapmak daha kolay oluyor. Kurumlar daha iyi çalışıyor, yolsuzluk daha az oluyor, verimlilik yükseliyor, mutluluk yayılıyor.

Arkadaş, bakan rüşvet yiyor ülkede normal karşılanıyor. “Sanki ötekisi gelse yapmayacak mıydı” falan deniliyor. Normalleştiriliyor!

★★★

Zira Türkiye gibi bir ülkede kolay kolay kimseye güvenip, arkanı dönemiyorsun! Arkanı dönemeyince de ilerleyemiyorsun.

Peki, arkanı dönmemekte haklı mısın? Maalesef, Türkiye'de haklısın! Kimler kandırılmadı ki? Devletin en üst makamını kandıran, sana bana ne yapmaz Kamuran?

Verilen garantilerin bedeli 14 Avrasya Tüneli

2021 yılında Yap-İşlet-Devret projelerini yapan şirketler çalıştıracak, parasını toplayacak anlaşmaya göre eksik kalacak kısım için merkezi bütçeden 83.7 milyar lira aktarılacak.

Sadece 2021 yılı için şirketlere aktarılan parayla 14 tane Avrasya Tüneli yapılırdı boğaza… Yazık değil mi vergi ödeyen vatandaşlara?

★★★

İstanbul'un  birinci ve ikinci boğaz köprüleri…  Süleyman Demirel ve Turgut Özal zamanında öz be öz vatandaşın verdiği vergilerle devlet yaptı, işletti, cayır cayır para kazandı, hâlâ para basıyor.

Ya şimdi? Fiyatları ikiye, üçe hatta dörde katladıkları halde uygulanan Türk modeli sayesinde iki köprünün kazandığı para üçüncüye verilen araç garantisine bile yetmiyor.

Üzeri devlet bütçesinden yani vergilerimizden karşılanıyor. Maaşlardan kesiyor, ÖTV, KDV, harç toplanıyor, eldeki arsaları, madenleri, akarsular satılıyor ve bütün bunların parasıyla bir köprüyü bile devlet yapamıyor!

★★★

Yap-işlet-devret modelin Türkiye'de gelişmesinde üç önemli etken rol oynamıştır.

İlki, yandaş şirketlere para aktarım mekanizmasının hukuki zemine oturtulması.

İkincisi, kamu kaynaklarının artık ülke yatırım gereksinmelerini karşılamayacak bir duruma gelmiş olması…

Üçüncüsü, büyük yatırım projeleri finansmanını önemli ölçüde dış kredilerle sağlayan hükümetlerin, dış finansman kaynağı bulmada tıkanması…

Gerçekten bir ekonomik toparlanma hedefleniyorsa bu yöntemle hiçbir proje yapılmamalıdır ve geçmişte yapılanlardan bir an önce kurtulunmalıdır!

Osmanlı'yı örnek alıp çökmek!

Kamunun rolünü devretme Osmanlı'yı batıran imtiyazların benzeri bir sistemdir…

Nitekim Osmanlı da, kendi ekonomik gücü olmadığından 1856'da vapur işletmelerini ve demiryollarını, 1860'ta İstanbul dolmuş arabalarını, 1869'da tramvayı, 1878'de havagazı dağıtımını, 1908'de elektrik dağıtımını aynı yöntemle devretmişti.

Hiç değilse o dönemde müşteri garantisi vermemişti Osmanlı… İşleten şirketler zarar edebiliyordu.

Yap-işlet-hüplet-öyle devret denen Türk-AKP kırması modelde yeterli müşteri gelmezse zararı devlet karşılıyor ve paralar hüpletiliyor bununla da övünülüyor.

“Beş kuruş vermeden” uydurması ülke ekonomisi çökertiliyor.