Seçim sonuçlarının yorumu yarına kaldı... Bugün hatalı seçimlerden bahsedeceğim. Kendi hatalı seçimlerimden.
Benim arkadaşlarım adam olmaz. Bu kesin... Okumuş, kültürlü, bilgili ve belli bir kariyere ulaşmış insanlar var aralarında... Yine de dünyanın en aptalca dolandırıcılıklarına kurban gidiyorlar. O kadar da anlattım, basmıyor ki!
Daha önce de yazmıştım... Arkadaşlarım arasında yolda ilacına parası yetmeyip sara krizi numarası yapan simitçi, öğrenci, kâğıt toplayıcısına acıyıp para vereninden tutun, paralı müşteri görünce cep telefonundan kanser kızının ilacı için doktora yalvaran ve çok az açığı kalmış ayağına yatan taksicilere inananlara kadar her türlüsü mevcut... Her daim dolandırılıyorlar.
Zamanında “titan”a üye olanı dahi sayarım. Hatta internetten tanıştığı hatunun yanına gelebilmesi için yol parası yollayıp hala bekleyeni bile var.
Bunlar küçük, güler geçersin. Ama bir tanesine iş yeri satın aldırdılar. Hem de yılların klasik “yüksek kira getirisi” numarasıyla!
Değer nasıl ölçülür?
Bir yolla bizim gencin aklına girmişler, yüksek kira getirili diyerekten birikmiş parasıyla işyerini satın aldırmışlar.
Gelir için kiraya vereceğiniz bir işyeri almak istiyorsunuz, değerini nasıl ölçersiniz? Oradan elde edeceğiniz kiranın, verdiğiniz parayı ne zamana kadar geri döndüreceği üzerinden hesap yaparsınız. Hatta banka faizi ile falan da çarpar ona göre karar verirsiniz ama bunlar detay...
Bizim ki hesap etmiş, var olan kira getirisi ile 9 yılda işyerinin parasını çıkartıyor. Süper anlaşma!
İyi de içerideki kiracının mukavelesinin bitmesine 5 ay kalmış. Jaluzileri devamlı kapalı bulunan dükkanda yalandan üç masa, üç sandalye bir de masanın üzerinde telefon var.
Aldıktan sonra çevreyi bir araştırıyor, yarısı kadar kira isteyenlerin bile dükkanları boşta! Mevcut rayiç kira bedeli ile hesaplıyor, 9 yıllık geri dönüş çıkıyor mu 21 yıla!
İnsan utanıyor arkadaşım demeye... Bari siz yemeyin bunları...