Türkiye siyasetinin babasıydı.
Nitekim Türk halkı da ona “Baba” adını vermişti.
Yarım yüzyılı aşkın süre ülkeye hizmet eden, “Büyük Türkiye” sevdalısı Süleyman Demirel’i dün ölümünün 8’inci yıldönümünde rahmetle, sevgiyle, özlemle yad ettik.
Isparta İslâmköy Çataltepe’deki Anıt Mezarı’nda törenle anılan Demirel, yakın tarihimize hoşgörüsü ve demokrat kişiliğiyle damga vurmuştu.
Sabırlı, azimli bir karakteri vardı. Siyasette yılmaz bir mücadele adamıydı. İki defa askeri darbe ile yıkılmış ama pes etmemişti. Başbakanlıktan “6 defa gidip, 7 defa gelerek” dünya siyaset tarihinde rekor kırmıştı.
“Takılın peşime” deyince halkı coşturuyor, milyonları peşinden sürüklüyordu.
1993’te Türkiye’nin 9’uncu Cumhurbaşkanı oldu ve bu görevi 2000 yılına kadar 7 yıl sürdü. Emekli olduktan sonra 17 Haziran 2016’da 91 yaşında hayata veda ederek aramızdan ayrıldı.
★★★
9’uncu Cumhurbaşkanı Demirel hakkında çok sayıda kitap yazılmıştır. Bunların arasında en değerlileri, bence Türkiye’nin en başarılı biyografi yazarı olan gazeteci arkadaşımız Hulusi Turgut tarafından yazılmıştır.
Demirel’i daha iyi tanımak isteyenler onun kitaplarına başvurmalıdır:
■ Demirel’in Dünyası - Biyografi.
■ Güniz Sokağı - Siyasi Karargâhın Öyküsü...
■ Büyük Türkiye Hikâyesi - Fotoğraflarla Demirel’in Yaşam Öyküsü...
■ Üniversite ve Demirel...
■ Avrasya ve Demirel (3 Cilt) Belgesel...
■ GAP ve Demirel - Belgesel...
■ Görüntüler - Demirel’in 171 büyük projesinin hikâyesi...
★★★
Demirel hakkında ben de bir kitap yazdım.
Demirel’in tüm yurt dışı gezilerinde bulundum. Onunla birlikte tüm dünyayı dolaştım.
Demirel bir mizah ustasıydı. Uzun uçak yolculuklarında ondan dinlediğim fıkraları köşe yazılarımda kullandım.
Halk ona “Baba” derdi. Bu isim onun çok hoşuna giderdi. O nedenle, Demirel’den dinlediğim fıkraları kitap haline getirirken “Baba’dan Fıkralar” adını koydum.
SÖZCÜ Kitabevi tarafından basılan kitap büyük ilgi gördü, defalarca baskısı yapıldı...
★★★
Bugün Türkiye çok değişti.
Ülkemizi yönetenlerin mizah anlayışı, yok denecek kadar zayıfladı.
Şaka, espri, fıkra, karikatür sevilmiyor. Hepsinde bir hakaret unsuru aranıyor, soluğu mahkemede alıyorsunuz.
Mesela bu sütunda güzel karikatürlerini gördüğünüz sanatçı arkadaşımız Ergin Asyalı... Günlerini mahkeme koridorlarında geçirmekten bıktığı için artık karikatürlerinde siyasetçileri değil, sadece vatandaşları çiziyor.
Altta Demirel’le yaptığımız Şili gezisinden bir anı paylaşıyorum.
TEBESSÜM
Cunta ve hıyar turşusu!
Yıl 1995... Cumhurbaşkanı Demirel’le beraber Şili’nin başkenti Santiago’dayız...
Şili, Güney Amerika’nın Pasifik Okyanusu sahilinde, ince bir şerit gibi binlerce kilometre uzanan bir ülke...
Şili denilince akla General Pinochet geliyor.
Pinochet zalim bir adam... Seçimle işbaşına gelen Devlet Başkanı Allende’nin sarayını bombalayarak onu öldürtmüş ve iktidarı ele geçirmişti.
Askeri bir cunta kuran General Pinochet, Şili’yi 1974’ten 1990’a kadar demir yumrukla idare etti.
Cuntacı Pinochet’in şu hikâyesi ünlüdür:
Pinochet’e sormuşlar:
“Cunta mı kurmak zordur, yoksa hıyar turşusu mu?”
Pinochet:
“Hıyar turşusu kurmak daha zordur” demiş ve eklemiş:
“Önce kaliteli hıyarları bulacaksın, bir kavanoz temin edeceksin, hıyarların tuzlu suya bastırıp bekleteceksin. Uzun süre sonra o hıyarlar turşu olur. Cunta kurmak için ise böyle bir işleme gerek yok. Dört hıyarla hemen kuruverirsin!” (8 Nisan 1995)
GÜNÜN SÖZÜ
Durgun havada dönen fırıldağın bir üfleyeni vardır. (S. Demirel)
