Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

Kurnaz torun

24 Ekim 2017

Agnotoloji…
Bilgisizliğin bilimidir.
Bilgiye erişebilir olmak, gerçeğe ulaşıldığı anlamına gelmiyor.
Kimileri…
Siyasi ve ticari çıkar elde etmek için, kasıtlı yalan haber-bilgi yayarak kafa karışıklığı yaratıyor. Amaçları:
Düşünmeyen, sorgulamayan, gerçeği aramayan kitlelerin; kendine empoze edilen yanlış bilgiyi “doğru” kabul etmelerini sağlamaktır.
Bu köklü cehalete sebep olanların araçları, genellikle medya-sosyal medyadır!
Kıymeti kendinden menkul uzmanları, akademisyenleri, politikacıları ve köşe yazarlarını çok bilmiş özgüvenleriyle sıkça tv ekranlarında ve sosyal medyada görüyorsunuz.
Bunlar, menfaatleri için cehalet yayıyorlar.
Ve yeterli bilgiye sahip olmayan, gerçeğe ulaşmak için emek harcamayan kafası karışık kitleler, kolayca eriştikleri her bilgiyi doğru kabul ediyor.
İşte… Bu nedenle:
15. İstanbul Bienali kapsamında Abdülmecit Efendi Köşkü'ndeki sergiyi basıyorlar!
Tarih hakkında hakiki bilgileri yok.
Halife Abdülmecit hakkında hakiki bilgileri yok.
“Kapı Çalana Açılır” sergisi hakkında hakiki bilgileri yok.
Bildikleri sadece, II. Abdülhamit'in kaçıncı kuşaktan torununun sosyal medyada üç cümlelik “rezalet” yazısı! Kafalarında “neden rezalet” sorusu yok, gidip sergi basıyorlar.
Bu tipik agnotoloji örneği:
Yok etmek istedikleri “Hırka Altında Adam” eseri hakkında hiçbir bilgileri yok.
Eserin yaratıcısı Ron Mueck hakkında hiçbir bilgileri yok.
Geçen cuma…
Bu sergiyi gezdim. Böylesine değerli eserlerin ülkemizde sergilendiği için gururlandım. En beğendiğim de, dünyanın önemli müzelerinde eserleri bulunan Ron Mueck'ın “Hırka Altında Adam” eseri oldu!
Alın size iki Türkiye…
Cehalet, benim övdüğümü kırıp parçalamak istiyor!

Torun “mal” peşinde

Evet…
Agnotoloji, cahilliği kullanarak siyasi ya da ticari rant elde etmektir.
II. Abdülhamit'in kaç kuşaktan tüccar torunu hangi “ahlak” peşinde?
O köşkte… 100 yıl önce çıplak kadın resimleri yapan Abdülmecit mi ahlaksız?
O köşkte… 100 yıl sonra sergilenen mi ahlaksız?
Yoksa… Burada başka bir ahlaksızlık mı var?
Geçen hafta…
İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi'nde II.Abdülhamit miras duruşması vardı.
Kaç kuşaktan yüz torun, büyük dedeleri II. Abdülhamit'in mirasından pay kapma peşinde! Bilirkişiler II. Abdülhamit'in mal varlığını araştırıyor. Örneğin:
Sergi nedeniyle basılan Abdülmecit Efendi Köşkü kimin?
Köşk, II. Abdülhamit tarafından satın alınıp yeğeni Abdülmecit Efendi'ye hediye edildi.
1924 yılında halifeliğin kaldırılması ardından köşk, İstanbul Defterdarlığına geçti ve sonra Yapı Kredi Bankası kurucusu Kazım Taşkent tarafından satın alındı.
Köşkün bugün sahibi Koç topluluğu…
Bağlarbaşı'nda 200 dönüm içerindeki bu köşke bugün maddi değer biçilemiyor.
Sorum var:
II. Abdülhamit'in miras duruşması haftasında “tüccar torun” neden dedesinin hediye ettiği köşkü gündeme getirdi? Mesele”tamamen duygusal” mı?
Yoksa…
100 yıl önce “Avluda Kadınlar” tablosu gibi nü resimler yapılan bu köşkte, bugün sanat açısından nasıl bir “ahlaksızlık” olabilir?
İstanbul Modern ve Galata Özel Rum İlköğretim Okulu'ndaki sergileri de gezdim. Keza Bienal kapsamında 10'a yakın mekan var. “Tüccar torun” neden buradaki “ahlaksızlıklara” laf etmedi?

Kimi “mallar”

Mesele şu:
II. Abdülhamit serveti hep ilgimi çekti. Rum Zarifi'den, Ermeni Assani'ye uzanan ilişkilerini merak ettim. (Örneğin, 2008 yılında Hürriyet'te “Ekonomik Krizden Zengin Çıkan II. Abdülhamit” başlıklı yazı kaleme aldım.)
Son dönemde…
II. Abdülhamit'in kimi torunlarının sürekli röportajlarında “şurası da bizim, burası da bizim” demesi gücüme gidiyor! (Sanırsınız… Kurtuluş Savaşı'nda Mehmetçik kanını bunların malları için döktü!)
En son… “Musul petrolleri bizim” dediler.
Başladı yandaşlar “Musul petrolleri II. Abdülhamit'in” diye yazmaya!
Dönem cahiliye/agnotoloji devri…
Bakınız…
II. Abdülhamit, tahta oturur oturmaz özel mülklerini yöneten Hazine-i Hassa'ya güvenilir isim aradı. -Devletin resmi bankası ve hazinedarı olarak görev İngiliz ve Fransız sermayeli- Osmanlı Bankası Müdürü Morgan H. Forster önerisiyle banka memurlarından Agop Kazazyan'ı “Paşa” unvanıyla Hazine-i Hassa'nın başına getirdi. Bununla kalmadı kurumu “Nezaret” (Bakanlık) seviyesine yükseltti.
II. Abdülhamit 1889'da yayınladığı fermanla Musul topraklarını devlet hazinesinden alıp, Hazine-i Hassa'ya yani, özel mülküne geçirdi. (Bu konuda Tahsin Paşa 1902'de Danıştay'a dava açtı. Kaybetti. II. Abdülhamit yeni ferman çıkardı. 1908'de çıkarılan İrade ile mallar -borçlarıyla birlikte- tekrar hazineye devredildi. Ancak yıllarca -tapu kayıtlarında düzenlemeler yapılmaması gibi- hukuki karmaşa sürdü gitti. Vs.)
Sonuçta:
Bugün… Bölgedeki politik-askeri karışıklık konusunda Türkiye şehitler vererek ulusal çıkarlarını korumaya çalışırken, II. Abdülhamit'in kimi torunları yüzleri kızarmadan kurnazlık peşinde koşuyor.
Kimi cahiller/mallar ise, “ahlakı” sadece bacak arasında arıyor…

Soner Yalçın
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp