“Türkiye’de en çok gitmek istediğin yer neresi?” deseler sayacağım üç yerden biriydi Kaz Dağları. Yıllar önce Ayhan Sicimoğlu’nun bir televizyon röportajını hatırlıyorum.

“Sizin için en güzel yer neresi?” diye sordular Ayhan Abi’ye; dünyanın pek çok yerini gezmiş bu adam bir an bile duraksamadan “Kaz Dağları” yanıtını verdi.

Yoga kamplarına gidenler, ormanda kamp yapanlar, “Oranın oksijenine doyum olmuyor” diyenler benim de algıma kazınmış...

Nasıl da hevesliyim.

Sonunda gittim.

Kısa bir de tur aldık. Rehberimiz Hasan Basri Avcı, yıllarca Kaz Dağları Milli Parkı’nda yönetici olarak çalışmış, şimdi de Milli Park’ta alan kılavuzluğu yapıyor.

Milli Park’ı, alan kılavuzu olmadan gezemiyorsunuz; gezseniz de pek bir şey anlamıyorsunuz. Kılavuzluk ve bölge hakkındaki bilgiyi www.kazdagları.com adresinden alabilirsiniz.

nilay-ornek-sli-3

BİLİMSEL ARAŞTIRMA YOK


Basri Bey, efsaneleri, bölgeyi, mitolojik bağlantılarını, Karataş, Babadağ, Sarıkız tepelerinden oluşan Kaz Dağları’nı, dünyada sadece o bölgede görülen 31 endemik türü, Hasan Boğuldu’yu, Sutüven Şelalesi’ni bir güzel anlatıyor.

Ve 27 yıl Orman Bakanlığı’nda çalışmış rehberimiz özellikle ısrar ediyor ki “En yüksek oksijen burada demenin bir anlamı yok çünkü böyle bir ölçüm yapılmadı. Bilimsel olarak da bu onaylanmış ve literatüre girmiş bir bilgi değil”.

nilay-ornek-sli-5

Bölgenin konumu ve bitki örtüsünden dolayı nem az, en sıcak havada bile ferah. Bu durum, bitki örtüsü ve temiz hava, en yüksek oksijen değeri burada efsanesinin yayılmasına neden oluyor.

Bu arada oradaki usulsüz kesimler ve maden kazıları bölgenin dengesini bozmaya başlamış. “Biz nem nedir hiç bilmezdik, şimdi hissetmeye başladık” diyor Basri Bey.

Yerli malı vardı da biz mi kullanmadık?


Deniz Erda, 52 yıldır dünyanın 90 ülkesinde satış yapan, evladiyelik ayakkabılarıyla ünlü, outdoor ayakkabılar da yapan Danimarkalı marka ECCO’nun Türkiye’deki genel müdürü.

Aynı zamanda 90’larda Bilge Egemen ile yaptıkları ‘Devriye’ programlarıyla aklımıza kazınan, kısa süre öncesine kadar Turkmax Gurme’de de program yapan ve yeniden ekranlara dönmesini istediğim insanlardan Ebru Keser’in de eşi.

Onların da Kaz Dağları’nda bir evi var.

nilay-ornek-sli-7

Deniz Bey’i de bulmuşken, Türkiye’de yabancı ayakkabıya gelen yüzde 50’lik vergi zammını soruyorum.

Çoğu kişi zammın farkında bile değil. Ayakkabı pahalı deyip geçiyor ya da fiyatı pahalı görünce benzer modelde başka ayakkabı satın alıyorlar.

Ama özellikle açık hava sporları yapanlardan ya da birlikte çalıştığım İZ TV ekiplerinden biliyorum, işi doğada olanlar için bu mevzu çok mühim.

DOĞA SPORLARI YAPANLAR İÇİN


Ağır sporlarla uğraşan, doğaya çıkan, ayakkabıyla ilişkisi modanın ötesinde hayati önem taşıyan insanlar, üzerine yıllarca çalışılıp araştırma yapılmış, daha önce bilip denediği ayakkabıyı istiyor.

Deniz Bey, Türkiye’de satış yapan çok önemli 8 firmanın bu konuda Avrupa Birliği Gümrük Komisyonu’na şikâyetlerini bildirdiğini söylüyor.

Zammın gerekçesini sorduğumda ise, amaç yerli üretimi desteklemek diye cevap alıyorum.

Bence de yerli üretimi destekleyelim. Özellikle de beslenmeyle ilgili her konuda.

Ama sadece geliştirme safhasında 2.5 milyon dolar harcanmış, üstün bir teknolojiyle üretilmiş, 200 bin sağ ve sol ayakta ayrı ayrı denenmiş bir spor ya da outdoor ayakkabıyı Türkiye’de satın almak istersem niye yurtdışında aynı ürün için ödeyeceğim fiyattan yüzde 50 daha fazla para ödeyeyim onu anlamıyorum.

İthalatı zorlayarak ihracatı artırma mantığını da keza öyle...

Bu girişim yerli üretimi mi destekler yoksa sadece tüketicilere zarar mı?

Tuncel Kurtiz’in bahçesinde saklanan sanat


Kaz Dağları’ndaki Zeytinbağı’nı herkes Tuncel Kurtiz’in oteli olarak biliyor.

Mekanı Kurtiz’in eniştesi işletiyor.

Burada ara ara yemek kursları, bir de botanik turları yapılıyor.

Botanik turlarla ilgilenen gruplar daha çok yabancılardan oluşuyor.

İnsana huzur veren, güzel manzaralı, yeşil, bol çiçekli, tavuklu, horozlu bahçesi ve ortalamanın üzerinde lezzetleriyle hoş bir pansiyon.

nilay-ornek-sli-6

Ama asıl bir tarla bahçesi var ki; bence asıl mutluluk verecek köşe orası. ‘Kabak çiçeklerine bakayım, domatesleri koklayayım’ diyerek girdiğim bahçenin yukarısında insanların üzerinde oturup dinlendiği gemi güvertesinin ön tarafını gördüm. Bu benim için büyük sürpriz oldu! Pansiyonda vakit geçirirken, eski bir gemi parçası görüyor, üzerinden manzaraya bakıyor hatta yemek yiyorsunuz ama ön tarafını göremiyorsunuz.

Zamanında Tuncel Kurtiz, Cunda Adası’ndaki atölyesinde ahşap ve antika çalışmalarını gördüğü Muzaffer Akyol’dan bu çalışmayı yapmasını istemiş.

Bu çalışma artık bostan içinde saklı, güzel bir sanat eseri...