11 Eylül 2026 günkü Finacial Times’ın “The World’s 2 trilion dollar interet bill” başlıklı makalesinin tercümesi, Oksijen gazetesinde “İki trilyon dolarlık canavar” başlığıyla yayınlandı. Sözü edilen 2 trilyon dolar, dünya devletlerin kamu borçlarına ödedikleri yıllık faizdir. Bu “faiz canavarı (monster)” vergi gelirlerini yutmaktadır. Halka hizmet götürmek isteyen seçilmiş liderler, faizin altında ezilmektedir. Bundan kurtulmanın iki yolu vardır: Ya vergileri arttırılacak ya da harcamaları kısacaklardır. Ancak piyasalara (?) göre birçok ülkede harcamaları kısmak siyaseten imkansızıdır. “Kurtuluş Reçeteleri” başlıklı son paragrafta devleşen faizin aslında devleşen kamu borcunun bir sonucu olduğu söylenmek istenmektedir. Doğru diye genel kabul görmüş bu tespit aslında yanlıştır. Şu kadar ki, mesela Türkiye’de kamu borcunun GSYH’ye oranı %25 iken Fransa, Kanada, Belçika ve Çin’de %100’ün üstündedir. Bu Türkiye ekonomisinin onlardan daha sağlam olduğunu göstermez. Dolaysıyla sorun kamu borcu değildir. Çözüm de kamunun borçtan kurtulması değildir. MAALESEF KIYAMETİ BU NESİL DE GÖREMEYECEK Tarihi kayıtlara göre, kalubeladan beri insanların refahı artmaktadır. Trend (eğilim) budur. Tabii, inişler çıkışlar olmaktadır. Devletler kurulmuş, devletler batmıştır. Milletlerin gelişmişlik sırası değiştirmiştir. Büyük salgınlar, dünya harpleri, deprem, sel vs. gibi doğal afetler meydana gelmiştir. Gelmeye de devam etmektedir. Bugün bile (kimin haklı kimin haksız olduğunun hiç önemi yok) Gazze, İran ve Ukrayna’da yani burnumuzun dibinde savaş vardır. Ortada fol yok yumurta yokken biz de neredeyse Yunanlılarla kapışacağız. Maşallah iki ülkenin gazeteleri de bu yangına körükle gitmektedir. Ancak küçük veya büyük her felaketten sonra insanlık ayağa kalkmış ve ileriye gitmiştir. İki somut kanıt sunacağım. 1.İnsan denen canlının beklenen ortalama ömrü uzamıştır. 2. Kişilerin gıda tüketimi hem nitelik hem de nicelik olarak artmıştır. KAMUNUN BORCU ÖZELİN ALACAĞIDIR Makalede yer alan bilgilere göre dünyanın (devletlerin/ülkelerinin) kamusal ve kurumsal borç toplamı 300 trilyon dolara varmış. Bunun kabaca 190 trilyonu kurumsal 110 trilyonu kamusal borçmuş. Dünya GSYH’si (milli geliri) 2026’da 125 trilyon dolar olacak. Yani toplam borçlar, dünya GSYH’nin %240’na, kamu borçları da %90’na ulaşacak. Bunda ne kötülük var anlamadım. Demek ki özel gerçek kişi ve kurumlar devletten bu kadar alacaklıdır. Vergileri de bu alacaklılar öder. Kamu borcunun “Milli Gelire” (GSYH) değil, “Milli Servete” oranına bakılmalıdır. Borç ve servet “stok” (birikimli) hesaplardır. Faiz ve milli gelir “akım” hesaplarıdır. Doğru oran “stok/stok” veya “akım/akım” olandır. Yazarlara göre zaten esas kötülük bu değil, ödenen faizin yılda 2 trilyona çıkmış olmasıymış. Faiz, “savunma/savaşma” giderlerini geçecekmiş. Acaba? Bu ifadenin yanlışlığını anlatmak için tek bir örnek vereyim. ABD hükümetinin 2026’da ödediği faiz 1 trilyon doları geçecek. Ödenen ortalama nominal faiz %3.2, enflasyon ise %3.4. Yani ödenen faiz, reel değil. Savunma/savaşma harcamaları ise cari fiyatla reeldir. Düşse çok da iyi olur. SON SÖZ: Olmayan sorunu çözmeye çalışmak, olanı çözmeyi zora sokar