Gürgentepe Olayı Türkiye’nin özetidir

Anayasamızın “Sendika Kurma Hakkı” başlıklı 51. maddesi şöyle der:

“Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.”

Bu emredici bir hükümdür. Kanunlarımız da bu hükme uyumlu olmak zorundadır. Zira Türk Ceza Kanunu'nun 118. maddesi de şöyle der:

“Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

★★★

Şimdi gelin Oda TV'den Fethi Yılmaz'ın ortaya çıkardığı “Gürgentepe Olayı”na ve sonuçlarına bir bakalım.

Yıl: 2019.

Belediye şirketinin çalışanları Belediye-İş Sendikası'na üye olmuş.

Sendika da işçilerin geçmişe dönük hakları için iş bırakma eylemi düzenlemiş.

Aynı zamanda AK Parti üyesi ve ilçe kadın kollarında çalışan şehit yakını Sevinç Karaca da o işçilerden biri.

Başkan Yaşar Şahin, Karaca ve bir arkadaşını makamına çağırmış.

Sevinç Karaca, AK Partili ve bu partiye oy vermiş olması nedeniyle duyduğu özgüvenden olsa gerek, başkanın karşısındaki koltuğa oturmak istiyor.

Başkan öfkeli:

“Oturma!”

Karaca, mecburen koltuğun arkasına geçiyor ve arkadaşıyla birlikte ayakta duruyor.

Başkan Şahin, “alçak”, “terbiyesiz”, “lan” gibi çirkin sözcüklerle dolu konuşmasında birçok şey söylüyor ama söylediği en çarpıcı cümle şu:

“Siz bu sendikadan istifa edeceksiniz. Ben dediğimi yaptıramazsam yaşatmam.”

Nitekim yaşatmıyor. Bir görevliye, “Bu arkadaşlara, amire karşı gelmekten, yalancı demekten uyarı yap, durum değişmezse (sendikadan istifa etmezlerse) gereğini yap” talimatını veriyor.

Meslektaşımız Fethi Yılmaz'ın haberindeki detaylara bakılırsa, aradan geçen iki yılda Karaca ve arkadaşları sendikadan istifa etmemiş ve Başkan Şahin de onları işten kovmuş.

Bunun üzerine olay iş mahkemesine yansımış ve Şahin'le kadınlar arasındaki diyaloğun videosu işe dönüş davası sırasında mahkemeye sunulmuş.

Karaca, ancak mahkeme kararıyla işe dönebilmiş.

★★★

Hepimiz, Başkan Şahin'in kadınlara yönelik saygısız ve hakaret içeren sözlerine ve üslubuna odaklandık, tepki gösterdik.

Ancak, olayda en az saygısızlık kadar odaklanmamız gereken konu, Anayasa'nın ve yasaların alenen ihlal edilmesiydi.

Başkan Şahin AK Partili olduğundan olsa gerek, “hem zorlu hem güçlü” kontenjanından yaptığı yanına kâr kaldı.

Kadın işçi, Anayasa'nın kendisine verdiği hakkı kullanmak istediği için işinden oldu.

Başkan Şahin, hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etti.

Kadın işçi, hakkını aramak için mahkeme kapılarını aşındırdı.

Oysa, Anayasa'da Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddesi de çok açıktı.

O video mahkemede alenileştikten sonra bir suç deliline dönüşmüştür.

Başkan Şahin aleyhine, bir işçiyi sendikadan ayrılmaya zorlamak amacıyla cebir ve tehdit kullandığı için (işten atma ciddi bir tehdittir) altı aydan iki yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmalıydı. Aynı şekilde hukuka aykırı başka bir davranışla (sendika eylemine katıldılar diye işçileri işten çıkararak) sendikanın faaliyetlerini engellediği için bir yıldan üç yıla kadar hapsi istenmeliydi.

★★★

Gürgentepe Olayı işte bu yüzden “Sen yık mahkeme kararı arkadan gelir” diye özetleyebileceğimiz yeni Türkiye hukukunun özetidir.

Türkiye'de ne yazık ki en üst seviyesinden en aşağıdaki yöneticisine kadar, bir yerleri yöneten herkes son zamanlarda “kanun benim” edasıyla dolaşıyor. Hukuka uymak yerine kendi hukukunu koymaya çalışıyor.

Buna son vermedikçe, hukuku ihlal edenin yaptığı yanına kâr kaldıkça, hukuk devleti hayal kalmaya devam eder.

Hukuk devleti hayal kaldığı sürece de millet olarak daha çok bedel öderiz.

 

Loading...