“Vatandaşın kanını emiyorlar!”

Sağlık büyük zenginliktir, paradan önemlidir.

Sağlık olmadan varlık olmuş, neye yarar?

Ulus olarak ne yazık ki, sağlığımız tehlikede!

AKP iktidarı “sağlıkta devrim yapıyoruz” diye diye halkı sağlıksızlığa mahkûm etti!

Milyonlarca dolara mal olan devasa Şehir Hastaneleri yaptılar ama içini boş bıraktılar. Doktor ve hemşire dahil, sağlık personeli yetersizliğinden hiçbiri tam kapasite ile çalışamıyor, kapılarda kalan insanlar perişan oluyor.

Bu hastaneler “Hasta garantisi” alan inşaatçı firmaların kesesini doldurdu.

Hasta Şehir Hastanesi'ne gitse de gitmese de müteahhitler devlet hazinesinden aldıkları parayı ceplerine indiriyorlar!

CHP Sağlık Politikaları Genel Başkan Danışmanı Coşkun Bel:

“Gelinen nokta çok vahimdir. Halkımızın sağlığı ciddi tehlike altındadır” diyerek, acınacak halimizi şöyle açıkladı:

★★★

“Uygulanan yanlış sağlık politikaların sonucu sağlık sistemi çöktü. Devlet hastanelerinin kapısına düşen vatandaş maalesef sürünür hale geldi.

Bugün, göz, dahiliye, cildiye, onkoloji gibi uzmanlık gerektiren branşlarda randevu almak neredeyse imkânsızdır! MR, ultrason gibi teşhis bölümlerinden randevu almak 6 ayı buluyor.

AKP yönetiminin “Giderlerse gitsinler” diye aşağıladığı doktorlar devlet hastanelerinden istifa ederek ya özel sağlık kuruluşlarına geçti ya da yurt dışına göç etti.

99 yıllık Cumhuriyet tarihinde doktor istifalarının çok yoğun olduğu böyle bir dönem görülmemiştir.

Sağlıktaki şiddet tırmanışa geçti. Sağlık çalışanları haklı olarak can güvenliğinden endişe eder hale geldi.

Ülkeyi çok pahalı özel hastaneler sardı. Örneğin İstanbul'da 54 kamu hastanesi hizmet verirken, özel hastane sayısı 165 oldu. Halk, çok pahalı olan bu hastanelere mahkûm edildi.”

★★★

CHP Sağlık Politikaları Genel Başkan Danışmanı Coşkun Bel'e:

“SGK ile anlaşmalı özel hastaneler vatandaşa fark alarak sağlık hizmeti verecekti. Kanser cerrahisi ameliyatlarında vatandaştan hiçbir fark ücreti almayacaklardı. Bu iddialı açıklamalar ne oldu?” diye sordum.

Coşkun Bel acı acı güldü:

“İşte bu kocaman bir palavradır. Bazı hastaneler vatandaşın kanını emiyor. Ameliyat olmak için borçlanan, altınlarını, arabasını satan vatandaşların sayısı hayli fazladır.”

“Peki, çare ne?”

“Çare, bu yönetimin değişmesidir. Biz CHP olarak sağlıktaki faciayı ve çözüm yollarını biliyoruz. Sorunları kökten çözeceğiz.”

TEBESSÜM

İki dilencinin öyküsü!

Bir gün, bir kilisenin kapısında iki dilenci beliriyor.

Biri temiz pak, nur yüzlü, diğeri pasaklı, karanlık suratlı, insanların yüzüne bakmaktan rahatsız oldukları cinsten…

Temiz pak dilencinin önünde bir yazı:

“Ben yoksul bir Hıristiyan'ım. Lütfen yardım edin.”

Karanlık suratlı olan dilencinin önünde de bir yazı var:

“Bütün varlığını kumarda ve zinada kaybetmiş bir Yahudi'yim. Paraya ihtiyacım var.”

Pazar ayininden çıkanların hepsi öfkeyle Yahudi dilencinin önünden geçip, nur yüzlü Hıristiyan dilenciye bol bol sadaka veriyor.

Haftalarca böyle sürüp gidiyor bu iş…

Sonunda papaz Yahudi dilenciye acıyor, yanına yaklaşıp diyor ki:

“Bak, haftalardır burada avuç açıyorsun, tek kuruş sadaka toplayabilmiş değilsin. Seni gören kızıyor, parayı diğer dilenciye veriyor. Hem de bol bol veriyorlar. Sen şu önündeki yazıyı kaldırsan, Yahudi olduğunu söylemesen, kumarı ve zinayı filan işe karıştırmasan, üç beş de sen kazanırsın, karnın doyar.”

Yahudi dilenci gülümsüyor, diğer dilenciye dönüp şöyle diyor:

“Duydun mu Salomon, Papaz bize ticaret öğretiyor!”

GÜNÜN SÖZÜ

Doğru yolda giden kaplumbağa, yanlış yolda giden yarış atını geçer!

Loading...