Uyduruk iptal kararı üzerine iki kez seçim kazanan, Binali Yıldırım’ın arkasındaki asıl gücü, Recep Tayyip Erdoğan’ı 900 bin farkla geçip İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’na, aslında kime söylendiği herkesçe malum olan ‘ahmak’ lafından 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası verdi ‘yüce’ yargımız! Ayrıca siyaset yapması da yasaklandı...

Karar sadece İmamoğlu’nu ilgilendiriyor gibi gözüküyor ama aslında milyonlarca İstanbullunun oylarını da çöpe atmak anlamına geliyor. 

Herkes soruyor, şimdi ne olacak?

Yaşanmış bir örnek var. Okuyup yanıtı siz verin...

***

Hasan Yeşildağ ilk iş bankadan çek defteri alır. Bir arkadaşına çek keser, vadesi geldiğinde ödemez. Karşılıksız çekten hakim karşısına çıkar. Hakime yalvarıp kendisine hapis cezası verdirir!

Doğruca büyüğünün yanına gider, mahkemeden aldığı kağıdı gösterip, “Ben hazırım” der.

Hangi hapishanede yatılacağı konusunda ihtimaller gözden geçirilir. Erdek, Karamürsel, Çorlu, Akyazı derken Pınarhisar Cezaevi kesinlik kazanır. Yeşildağ önceden gidip cezaevini gezer! Yapılacak işlerin listesini çıkarır.

İzin alıp tahsis edilen koğuşu yağ dök bal yala şeklinde temizletir. Duvarlara kağıt kaplanır, zemine boydan boya halı döşenir. Koğuşun bahçeye ve koridora açılan kapıları boyanır, sadece içeriden açılabilen ilave sürgüler yaptırılır. Elektrik ve sıhhi tesisat yenilenir. Sıcak su için şofben takılır. Çatıya manyetik bariyerler, bahçeye elektronik sensörler ayarlanır. Kör noktalara yeni kamera sistemi kurdurulur.

Sıra mobilya ve beyaz eşyaya geldiğinde derin donduruculu büyük boy bir buzdolabı, çamaşır ve bulaşık makinesi, toplantı ve çalışma masaları, deri koltuklar, oturma grupları ve büyük ekran bir televizyon alınır. Koğuş ve cezaevi kütüphanesi sıkıcılıktan uzak bir yaşam ve çalışma ortamına dönüştürülür!

Bu arada cezaevindeki mahkumlar ve gardiyanlar da unutulmaz... Herkese pantolon, gömlek, ayakkabı ve eşofman takımı alınır. Bu işleri yapan Hasan Yeşildağ, ‘ağalığın vermekle kaim’ olduğunun farkındadır! Yanında getirdiği hediyeleri dağıttığı günü şöyle anlatır:

“Cezaevine teslim olduğumda mahkumlar ve gardiyanlar tarafından krallar gibi karşılandım. Yanımda getirdiğim hediyeleri dağıtırken ortalık bayram yerine döndü. Koğuşta aldığım güvenlik önlemlerini son kez gözden geçirdim. Her şey yerli yerindeydi...”

Ağır konuğu beklerken cezaevindeki mahkum ve gardiyanlarla toplantı yapıldı. Herkes sıkı sıkı uyarıldı... Onun yanında sigara içilmeyecek, bacak bacak üstüne atılmayacak, laubali hareketlerden kaçınılacak, herkes saygılı olacak!

Pınarhisar Cezaevi tarihi misafirine hazırdı...

Ağır konuk cezaevinden içeri girdi, hapishanenin demir kapıları arkasındaydı artık. Yüzbaşı orada, üsteğmen orada, savcı orada. Tanıştılar... (Ağır konukla cezaevine girdiği gün tanışan dönemin Pınarhisar Cezaevi savcısı Hüseyin Özbakır, 2015’te Zonguldak’tan AKP 1. sıra milletveki adayı oldu. Seçildi tabii!)

Elbette anladınız... Hazırlanan Pınarhisar Cezaevi’ne giren ağır konuk Siirt’te şiir okuyan, okuduğu şiir yüzünden hapis cezası alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dı!

Koğuşa geçti, etrafa şöyle bir göz attı, “Güzel olmuş” dedi.

26 Mart 1999 Cuma günü törenle girdiği cezaevinde 4 ay 10 gün kalan belediye başkanlığı da düşürülen Erdoğan, bu süre içinde haftada iki gün İngilizce kursu aldı! 30 binden fazla ziyaretçi kabul etti! 13 bini aşkın mektubu kendi el yazısı ile yanıtladı! Tolstoy’un Diriliş kitabını okudu! Fenerbahçe’nin maçlarını kaçırmadı! Gardiyan ve mahkumların sigarayı bırakması için cezaevine sürekli Anzer balı getirtti...

Temmuz 1999’da cezaevinden çıktı. Kısa süre sonra AKP’yi kurdu ve iktidar oldu!

4 ay 10 günlük cezaevi dönemi için, “Orası bize çok şey öğretti. Ama ben de dersimi iyi çalıştım. Orada bir yerde geleceği kazandık. Çıktıktan sonra da yeni sürecin, yeni dönemin adımlarını attık. 26 Mart 1999 Cuma günü bu şarkı burada bitmez dedik. Ve bu şarkı orada bitmedi” dedi!

***

İmamoğlu’na kesilen 2 yıl 7 ay 15 günlük ceza istinafta ‘böyle karar mı olur’ denmez kabul edilirse, ‘tarihin sık sık tekerrür ettiği’ memleketimizde neler olacağı anlaşılmıştır sanırım.

Tarih tekrar ederken şarkı değişecek sadece... 

‘Bu şarkı burada bitmez’ sona ererken, ‘Her şey çok güzel olacak’ başlayacak!