CHP’nin ekonomi kurmayı Rahmi Aşkın Türeli, iktidarın orta vadeli programla vatandaşın gözünü boyamaya çalıştığını belirterek,  “Ekonomi iyiye gidecek’ izlenimi vermeye çalışıyorlar. Yerel seçime kadar bunu sürdürecekler. Sonrası tufan. Türkiye’nin iyiye gitmesi için bir zihniyet değişimine ihtiyaç var. Çok uzun zamandır söyledik, hazıra dağ dayanmaz diye ama duyan olmadı. Bugüne kadar ata yadigarı kurumları satıp savarak varlıklarını sürdürdüler ama artık yolun sonuna geldiler” dedi.

Meclis Plan Bütçe Komisyonu Sözcüsü Türeli,  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faiz politikasını hatırlatarak, şu değerlendirmeyi yaptı: “Ortada 2 yıllık bir kayıp var. 2021 yılının Eylül ayında bir faiz indirimi oldu, Cumhurbaşkanı’nın bir tezi vardı  ‘faiz sebep enflasyon sonuç’ diye. Hiç faiz indirimine gidilmeseydi veya faizler birkaç puan artırılsaydı enflasyon şu anda yüzde 15-20, dolar kuru da 12-13 lira seviyelerinde olurdu. Türkiye’nin bu duruma gelmesine yanlış faiz politikasının sebep olduğunu vurgulayan Türeli, “21 yıldır iktidarlar, sanki yeni iktidara gelmiş gibi davranıyorlar. Böyle ülke mi yönetilir? Vergide adalet yok, kayıt dışını azaltmaya yönelik ciddi bir politika yok. İstihdam yaratmaya yönelik yıllardır söyledikleri şeyler kağıt üzerinde kalıyor. Bayat bir yemeği ısıtıp tekrar önümüze getiriyorlar.  Dolar kuru artarken enflasyon nasıl aşağıya çekilecek? Bütün bunlar programın inanılırlığını zedeliyor” diye konuştu.

1 LİRALIK İŞLER 10 LİRAYA

Önümüzdeki dönemde vatandaşın daha da yoksullaşacağını ifade eden Türeli, şu uyarıları yaptı: “Enflasyon hedefini düşük belirliyorsunuz ve ona göre ücret artışları veriyorsunuz. Enflasyon hedefi tutmadığında vatandaş her gün artan fiyatlarla karşı karşıya kalıyor ve hayat pahalılığının altında eziliyor. Sonuçta gelir dağılımı bozuluyor ve yoksulluk hızla artıyor. Asgari ücret açlık sınırının altında ve yoksulluk asgari ücretin nerdeyse 4 katı olmuş durumda. Bununla geçinmek mümkün değil. Vatandaşa mecburi oruç süreci başlıyor. Ekonomide kara delikler oluşmuş durumda. Kamu-özel işbirliği modeli bu kara deliğin en tipik örneği.

Geçmişte kamunun yaptığı yatırımlar şimdi ihaleyle özel sektöre yaptırılıyor. Sözleşmeleri göremiyoruz, ticari sır diyorlar. 1 liraya yapılacak işler 10 liraya yaptırılıyor. Dövizle garantiler veriliyor. 2023’te bu model projelere bütçeden 102 milyar lira ödeme yapılması öngörülmüşken, kur artışı nedeniyle bu rakam 150 milyar liraya çıkacak.  Devlette israf devam ediyor. Makam araçları saltanatında, sarayın günlük harcamalarında ciddi bir kısıtlama yok.”

Enflasyonun %33’e inmesi mümkün mü?


Türeli, gelecek yıl için enflasyon öngörüsünü şöyle açıkladı: “Enflasyon 2023’te yüzde 65 olacak deniliyor. Geçen seneki Orta vadeli planda %25’di bu oran. Önümüz sonbahar ve kış. Vatandaşın ısınma, eğitim, sağlık bütün harcamalarında ve bunun sonucunda fiyatlarda ciddi yükseliş olacak. Ekonominin kur enflasyon geçişkenliği mekanizması da enflasyonu yükseltmeye devam edecek. Bu durumda enflasyon yüzde 70-75’ler seviyesinde gerçekleşecek gibi gözüküyor. Enflasyonun 2024 yılında da yüzde 33’e inmesi mümkün gözükmüyor.“

KKM ekonominin kalbindeki bomba!


Türeli, Türk halkının omuzlarına yüklenen Kur Korumalı Mevduat (KKM) ile ilgili de şunları söyledi: “Dövizdeki artışı engellemek için getirilen ve 2021 Aralık ayından bu yana uygulanan KKM sisteminin büyüklüğünün 3,3 trilyon liraya, dolar cinsinden baktığınız zaman ise 120 milyar dolara ulaştı. KKM sisteminin ülkeye yükü ise 2022 yılında 165 milyar lira iken, 2023 yılının ilk altı aylık döneminde 150 milyar liraya ulaştı. Şu an itibarıyla her ne rakamlar açıklanmamış olsa da Merkez Bankası analitik bilançosu üzerinden yapılan analizlerde 700 milyar lirayı geçtiği tahmin ediliyor. Başka bir ifadeyle KKM adeta bir saatli bomba misali ekonominin merkezinde duruyor. KKM’yi tasfiye ettiğimizde o paraların yeniden dövize yönelmeyeceğinin ne garantisi var?”

İktidarın bugüne kadar yapılan hiçbir uyarıyı dikkate almadığını belirten Türeli, “Bugüne kadar ata yadigarı kurumları satıp savarak varlıklarını sürdürdüler ama artık yolun sonuna geldiler. Türkiye’de bugüne kadar yapılan 70 milyar dolarlık özelleştirmenin 63 milyar doları AKP tarafından yapıldı. Devletin güzide kurumları birer birer satıldı” dedi.

BUHRANDAN KÖTÜ

AKP iktidara geldiğinde Türkiye’nin dış borcunun 131 milyar dolar olduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti: “ Bu dönemde 1929 Büyük Buhranı, İkinci Dünya Savaşı yılları, 1970’lerin küresel çapta krizleri var. Ayrıca, Türkiye 1954’e kadar Osmanlı’dan kalan borçları ödemeye devam etti.  20 yılda borç 345 milyar dolar artarak 476 milyar dolara çıktı. Özelleştirmelere rağmen bu borcun altındayız.”

[caption id="attachment_7823188" align="alignnone" width="880"] KİMDİR? Türeli, Ankara Üniversitesi Maliye Bölümü mezunu. Güney Kaliforniya Üniversitesi’nden yüksek lisans yaptı. Devlet Planlama Teşkilatı’nda çalıştı. ODTÜ’de ekonomi dersleri verdi. Türkiye İş Bankası’nda yönetim kurulu üyeliği de yapan Türeli’nin kriz, işsizlik, sanayileşme gibi konularda makaleleri yayımlandı.[/caption]

Ekonominin işlemesi için güven lazım


Orta vadeli programın güven vermediğini belirten Türeli,   “Siyasal kriz, demokrasiden gittikçe uzaklaşılması, hukuk devletinin eksikliği, basının üzerindeki ağır baskılar ekonomide güven ve istikrarın sağlanmasının önünde ciddi bir engel oluşturmaktadır. Ekonominin işlemesi için güven ve istikrarın olması lazım. İnsanlar bu politikalara inanmalı, güvenmeli.  Orta vadeli program, krizi çözebilecek, Türkiye ekonomisini yeniden rayına oturtacak bir program değil. Vizyonu olmayan, kredibilitesi olmayan bir belge gibi gözüküyor. Orta vadeli planla göz boyamaya çalışıyorlar ancak hiçbir inandırıcılıkları yok.  Yerel seçime kadar ‘Ekonomi iyiye gidecek’ izlenimini sürdürecekler” dedi.