Saygı Öztürk / SÖZCÜ

Ergenekon’dan yargılanırken tahliye edilen Yazar Ergün Poyraz, “Mahkemede bana bir tek soru bile sormadılar. Niye serbest kaldığımı da bilmiyorum” dedi...

Yazar Ergün Poyraz, cemaat, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Erdoğan’ı eleştiren kitaplar yazdı. “Ergenekon”un adının bile bilinmediği dönemde “örgüt adına kitap yazmak” suçlamasıyla 27 Temmuz 2007’de tutuklandı. Cezaevinde 6 yıl 9 ay kaldı. Silivri’deyken Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’ni bitirdi. Yargılama sonunda 29 yıl ceza aldı. Geçtiğimiz salı günü tahliye edildi. Ergün Poyraz, yargılama sürecini, yaşadıklarını ve özgürlüğün ilk günlerini SÖZCÜ’ye anlattı:

Önce Kandıra Cezaevi’ne götürüldüm. Hangi örgütün mensubu olduğumu sordular. Örgütün adını bilmediğimi söyledim. Bunun üzerine Cezaevi Müdürlüğü, savcılığa yazı gönderip örgütümün adını öğrenmek istedi. Ancak, savcılık da örgüt adı veremedi, sadece ‘hükümeti yıkmaya dönük bir örgüt’ demekle yetirdi. 1.5 yıl sonra Silivri’ye nakledildim.
Kitap yazarak hükümeti devirmeyi amaçladığım gerekçesiyle tutuklandım. Kitaplarımı, sözde Ergenekon örgütü yazdırıyor, dağıtıyor ve her tarafa ulaştırıyormuş. Kitaplarım da bu yüzden fazla satıyormuş. Benim kitaplarımı AKP Milletvekili Faruk Bayrak’a ait şirket dağıtıyordu. Abdullah Gül’ün kitaplarının editörlüğünü de aynı yayınevi yapıyor ve dağıtımını gerçekleştiriyordu.
Madem örgütse, Cumhurbaşkanı’nın, AKP milletvekilinin de örgütün üyesi olduğunu, onların da yargılanması gerektiğini söyledim. O zaman hükümeti yıkmaktan vazgeçip örgüt ve gizli belgeden ceza verdiler. Silivri’de kaldığım odanın bir tarafında çeteden yargılananlar, bir tarafında Hizbullahçılar vardı.
Duruşmaların başladığı zaman hakimlerden birinin tarikatçılığıyla ilgili belgelere ulaştım. Ben Atatürkçü, hakim tarikatçı... O yüzden ‘reddi hakim’ talebinde bulundum. Ancak talebim reddedilince “Beni tarikatçı hakimler yargılayamaz”‘ deyip duruşmalara gitmedim. Çünkü, mahkemeyi tarikatçıların intikam sahası haline getirdiklerinin farkındaydım.
Mahkemede bana tek soru bile sorulmadı. 6 yıl 9 ay yattım. Son sözümü de söylemedim. Mahkemede şöyle dedim, “Laik cumhuriyete bağlı bir yazarım. Bu yüzden cezaevine konulduğumun farkındayım. Ama biliniz ki, ben bu suçu her zaman işleyeceğim. Bir değil, bin defa müebbet hapis cezası da verseniz Mustafa Kemal’in askeri olmaktan bir adım geri atmam.”
Bu davanın gerekçesini yazamazlar. Bir örnek vereyim: Bazı kişilerle benim örgüt adına toplantı yaptığıma dair 10 polisin imzaladığı bir tutanak var. Ama, o görüşmeyi yaptığımın belirtildiği tarihte ben cezaevindeydim. Gerekçeli karar yazsalar da bir şeye benzemez. Yargıtay’ın onaması mümkün değil. Son sözünü söylemeyen 59 kişinin durumu davayı bozmaya yeter.
AKP ve cemaate muhalif bir yazarım. Büyük olasılıkla bunun için cezaevine atıldım. 7 yıla yakın cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakılmamı ise hiç anlayamadım. Niye çıkardıklarını bilmiyorum.
Son üç ay bize iyi davrandılar. Bir şey olacak diye düşündüğümüz oluyordu ama açıkçası tahliye hiç aklımızda yoktu. Bizi yalancı çıkardılar. Herkes her şeyi görüyor. Türkiye sıkıntı içinde, patlamak için bahane arıyor. İnşallah yanlış mecralara girilmez. Ülkemizin çok kritik bir noktada olduğunu herkes bilsin. Açıkçası cezaevindeyken kendi derdimizi unutmuş, ülkenin içine sokulduğu durumu düşünüyorduk.



Silivri’de 6 kitap yazdı

Erdoğan ve Gül hakkında kitaplar yazan Ergün Poyraz, Silivri’de 6 kitap daha kaleme aldı.